CHP Merkez ilçe başkanı Mevlüt Yeşildağ, Anayasa raportörü Doç. Dr. Osman Can'ı kastederek Anayasa Mahkemesinin referandum paketini esastan incelemesi kararına karşı bazı çevrelerin yüce mahkemeyi baskı altına alma şeklinde girişimlerinde bulunduklarına vurgu yaparak “Yargıya müdahale ya da yönlendirme kabul edilemez” açıklamasında bulundu.
19 Haziran 2010 Cumartesi 09:13
CHP ilçe başkanı Mevlüt Yeşildağ'ın açıklaması şöyle: “…Yüksek Mahkeme'nin, anayasa değişikliği paketindeki bazı maddeleri iptal etmesi halinde bu karar yok hükmünde olacaktır. Hükümet söz konusu maddelerin iptal edilmesi halinde bu hukuksuz kararı kale almadan, iptal edilen maddeler de dahil olmak üzere paketi bir bütün halinde referanduma sunmalıdır. Hükümetin bu yöndeki adımı hukuki olarak bir sorun teşkil etmez. Asıl hukuksuzluk, mahkemenin, Anayasa'nın kendisine çizdiği sınırların dışına çıkıp değişiklik paketini esastan incelemesi ve bazı maddelerini iptal etmesi olacaktır...' bu açıklamayı bir parti lideri veya hukukçu olmayan biri dile getirse belki normal karşılanır! Ancak bu açıklamayı bir hukukçu hem de kararının kale alınmaması gerektiğini söylediği Anayasa Mahkemesinde raportör olarak çalışan bir kişi söylerse o zaman buna gereken cevabın verilmesi gerekir. Anayasa 'da kuvvetler ayrılığı prensibi mevcuttur. Hukuk devletinin temel felsefesi kuvvetler ayrılığına dayanmaktadır. Bu kuvvetler ayrılığında bağımsız ve tarafsız yargının görevi yasama ve yürütmenin işlemlerini denetlemektir. Dolayısıyla Yasama organı tarafından gerçekleştirilen anayasa değişikliği paketindeki bazı maddelerin anayasa mahkemesi tarafından denetlenmesi aşamasında ve daha henüz bir karar verilmemişken olası bir iptal kararının verilmesi halinde bunun uygulanmaması ve “kale” alınmamasını tavsiye etmek anayasayı ihlal etmek,anayasayı yok saymak,anayasa mahkemesini yok saymak anlamına gelir. Burda yargıya açıkça müdahale ve yönlendirme söz konusudur. Yani yargıya darbe yapılmasına çağrıdır. Bu açıklamayı yapan zat açıkça suç işlemektedir. Bu zatın düşüncesi açıkça faşist bir yaklaşımdır. Bu düşünceden hareket edersek yarın birileri çıkıp yurttaşlara “yasamanın, yürütmenin ve yargının almış oldukları kararları tanımayın onları yok sayın” derse o zaman ne olacak? Bunun hesabına kim verecek. Bu düşünce tarzı şimdilik iktidara hoş gelebilir. Ancak bu çağrının hukukta, hukuk devletinde, çağdaş hukuk anlayışında yeri yoktur. Bu anlayış “sivil darbeci” anlayışın yansımasıdır. Bu anlayışı şiddetle kınıyoruz. Herkesi Anayasa Mahkemesinin vereceği karara saygılı olmasını bekliyoruz.”
Yorumlar