HABER: HÜSEYİN GÜLER
Maydanoz %20. si Ukranya, Macaristan, Bulgaristan ve Moldavya gibi ülkelere ihracat yapılmaktadır.
Türkiye’nin en kaliteli ve her zaman ürettiği maydanoz bu sene üreticinin tarlasında kalacağa benziyor. Çünkü maydanozun en çok ekilen Arsuz ilçesi eski beldelerinden Akçalı, Madenli, Gökmeydan ve Üçgüllük eski beldeleri (şimdiki köyleri gezdik). Ancak birkaç tarlada maydanoz biçildiğini gördük. Diğer tarlalarda ise maydanozlar biçime gelmiş ama talep olmadığından biçimler yapılmamaktadır.
Maydanoz tarlalarında Güneydoğu illerinden gelen vatandaşlar çalışmaktadır. Güneydoğu illerinden gelenlerin çoğunluğu ise bayan ve yaşları
Maydanoz toplayan işçiler Kasım başında geliyor ve çalıştıkları yerde ev tutuyorlar, Haziran sonuna kadar çalıştıklarını belirtiyorlar. Yani 8 ay memleketlerine gitmiyorlar. Maydanoz tarlasında çalışan işçilerin bir derdi de Suriyeli işçilerin çalışması ve ücretleri düşürmesinden yakınıyorlar.Üretici Yusuf Gökpınar tarlasını maydanoz ekmiş ama daha bir liralık maydanoz satamamış, satılmamasının gerekçesi ile talep olmadığından satılmamıştır. Gökpınar “Maydanoz gördüğünüz gibi tarlada kaldı. Kimse gelip sormuyor bile, bu sene havaların sıcak gitmesi,maydanoza talebi azalttı. Havalar soğusa satışlarımız artar. Ayrıca Türkiye-Suriye krizinden ötür sınır kapıları kapalı ve ihracat yapamıyoruz. Diğer ihracat yaptığımız devletlerden de talep gelmedi. İç piyasaya da veremedik. Ne yapacağız bilemiyorum. Bizim devletten talebimiz ise sınır kapılarının açılması ve dönüm başına verdiği mazotu iki litreden daha yukarı çıkarmasıdır.” Diyor.Tüccar Mehmet Sait Çetiğolu, geçen sene ile bu sene karşılaştırıyor ve giden sene işlerinin iyi olduğunu altını çiziyor ve şunları söylüyor. “Ben Diyarbakır’dan geldim ve maydanoz tüccarıyım. Giden sene dönümünden bin lira kazanıyorduk. Bu sene ise 150 lira kazanmaktayız. Bu durumda hem işçinin hem mal sahibi zararda ve hepimiz birlikte zarar etmekteyiz” diyor.
Sait Çetiğolğ işçi ve sorunu şöyle değerlendiriyor. “Mal para ettiği zaman mal sahibi, işçi ve tüccar rahat etmektedir. Para etmediği zaman hepimiz zor durumda kalıyoruz. Giden sene çuvalını iki liradan topluyorduk, bu senede iki liradan toplamaktayız. Bu anlamda zor durumdayız”
Devran Olan daha 11 yaşında okul çağında ama imkanı olmadığından tarlada çalışıyor. “Anam ve babam hasta imkanları olmadığından beni okula göndermediler. Bende aileme yardım için tarlada çalışıyorum. Başka ne yapabilirim” diye soruyor.Reşit olan tarlada çalışanların çavuşu ve sigortasız gün boyu çalışmak zorunda kaldıklarını ifade ediyor. Olan “On yıldır maydanoz toplamaya geliyorum. Maddi durumumuz sıfırdır. Soğuk, yağmur demeden çalışıyoruz ama sürünmekten kurtulamıyoruz. Maddi imkansızlıktan ötürü çocuklarımızı okula gönderemiyoruz. Bu insanlar sigortasız çalışıyor. Diyarbakırlıyım ama yatırım yok, fabrika yok, bizim evimizin önündü bir işimiz olsa bu gurbet ellerde ne işimiz olurdu, bakın burada çalışan insanlar genç ve 15-16 yaşlarında yani okul çağında çocuklardır. Beş veya altı ay kalıyoruz. Kiraya ev tutuyoruz. Elektrik, su derken elimizde bir şey kalmıyor. “Açık olan böyle çalışmaktan gurur duymuyoruz. Kendi toprağımızda ve kendi memleketimizde çalışmak istiyoruz. İstikrar ve barışın özlemini çekiyoruz. Türkler ve Kürtler aynı ortama gelmelidir. Biz bir yumruk olmak istiyoruz. Şu anda Diyarbakır’da çatışmalar sürmektedir. Bizimi umudumuz barış olmasıdır. Silopi, Cizre gibi yerlerde yaşamını yitiren arkadaşlarımız çoktur. Biz kesinlikle vatanı bölmekten yana değiliz, birleşmekten yanayız. Bu bayrak hepimizin, bu ülke hepimizin, biz bunun çabası içindeyiz.” Reşit Olan başka ülkelerin bu ülkenin iç işlerine karşımasına karşı olduğunu ve iki halkın kendi haline bıraksalar barışın gerçekleşeceğinin altını çiziyor. Hüseyin Olan Diyarbakır’ın Silvan ilçesinden maydanoz toplamaya gelmiş ve çocuk yaştan beri işçilik yapmaktayım, okula gitmemiş. “Biz nasıl yemeğe aç isek, kardeşlik ve barışa da açız. Görüyorsunuz okulda olması gereken çocuk tarlada maydanoz biçiyor, bunun elinde kalem ve defter olmalıydı. Bizim bölgemizin iş imkanları sınırlıdır. Devlet batıya yaptığı yatırımları doğu bölgesinde yapmalıdır. Gün boyu çalışıyorum ve elimizde avucumuzda hiçbir gelir yoktur. Sigorta istiyoruz. Hasta olduğumuz zaman devlet baksın istiyoruz. Annem, babam ve ben böbrek hastasıyız. Gerçekten hepimizin elinde imkanlar olsaydı, daha iyi yaşayabilseydik, okuyabilseydik, olmadı işte bu haldeyiz. Açıkça buralarda sürünüyoruz. Sanki sürünmek için doğmuşuz, keşke devlet bize imkanlar verseydi. Köyümüzde ve anne ve babamızın yanında olsaydık.
Biz Madenli, İskenderun halkı bizi çok sevdi. Şimdiye dek bu insanlar en küçük bir hakaret görmedik. Bizim Türklerle bir sorunumuz yoktur. Keşke bazı dükkanların yakılması gibi olaylar olmasaydı. Daha güzel olurdu. Türklerden hiçbir ayrım görmedim, onlara teşekkür ediyorum.” Diyerek o insanları çok sevdiklerini belirtiyor.
.gif)
Yorumlar