TBMM Dışişleri Komisyon Üyesi ve CHP Hatay Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu, Suriyede muhaliflerin Koerc Hava Üssünü ele geçirme amacıyla saldırısı sırasında esir düşen 6 Türk subayının, kim ve hangi makamın emri ile Suriyeye gönderildiğini sordu.
08 Ocak 2013 Salı 09:08
Milletvekili Ediboğlu, Türk askeri keşif uçağının Suriye tarafından 22 Temmuz 2012de düşürülmesiyle Türkiye-Suriye arasında yaşanan krizin, 6 Türk Hava Kuvvetleri subayının Suriyede yakalandığı iddiasıyla yeni bir boyut kazandığını belirtti. İddianın Suriye basınının yanı sıra Russia Yevm adlı Arapça yayın yapan Rus TV kanalı ile Londrada yayımlanan el-Kuds el Arabi gazetesi tarafından da yazıldığını ifade eden milletvekili Ediboğlu, haberlerin Genelkurmay Başkanlığı tarafından yalanlandığını, ancak medya da bu kez Suriye'de yakalanan pilotların isim ve rütbelerinin açıklandığını anımsattı.
Suriyenin İdlib ilinin Koerc Hava Üssü civarında mevzilenen ve üssü ele geçirmeye yönelik saldırı hazırlığında olan bir grup muhalifin Suriye ordusuyla çatışması sırasında Türk subayların esir alındığının medya organları tarafından ifade edildiğini belirten Hatay Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu, "Subayların, muhaliflerin hava üslerini ele geçirme haberlerinden sonra Türkiye tarafından bölgeye gönderildiği ve MiG uçaklarının uçurulması konusunda Suriyeli bazı kişileri eğitme amacını güttükleri de iddia edilmektedir açıklamasını yaptı.
CHP Hatay Milletvekili Ediboğlu, yazılanlar ve olayların alt alta koyduğumuzda, akla gelen soruları da şöyle sıraladı: Acaba birisi yaralı 6 Türk hava kuvvetleri subayını kim ve hangi yetkili makam emir vererek, savaşın bütün şiddetiyle sürdüğü Suriyeye göndermiştir? Bu emiri verenler, bunun sonucunda doğacak sorumluluğu üstlenecekler midir? Yoksa Suriye tarafından düşürülen uçak gibi kimse sorumluluk yüklenmeyecek midir? Genelkurmayın açıklamasına inanma isteği olan halkımız ve biz, bir kez daha mı yanıltılmış olmaktayız? Bu durum uluslararası hukuk açısından bir başka ülkenin hükümranlık haklarına saldırı olarak değerlendirilip, savaşa neden olacak bir provokasyon yaratmaz mı? Hükümet yetkililerine soruyorum, halkımıza neden bu kirli savaşı dayatıyorsunuz? Halkımız bu topraklarda huzurlu ve barış içinde yaşamak istiyor. Halkımız evlatlarını askere, vatanlarını savunsun diye gönderiyor. Bu vatana canımız feda. Başka bir ülkenin içişleri neden bizim iç işimiz oluyor? Tüm bu yazılanlar, söylenenler ve gerçekler ortadayken sermaye ve emperyalistlerin planları çerçevesinde yaptığınız bu provokasyon ne anlama gelmektedir? diye konuştu.
Yorumlar