banner110

SOSYAL HUKUK

Bu ilk defa olmuyor. Daha önce Hatay’ın bereketli topraklarına siyasi iktidara oy verir düşüncesiyle yoksul ve kimsesiz insanları ülkenin en ücra yerlerinden getirip yerleştirdiler.

05 Nisan 2016 Salı 01:29
banner77
SOSYAL HUKUK
FELAKETE DOĞRU

Bu ilk defa olmuyor. Daha önce Hatay’ın bereketli topraklarına siyasi iktidara oy verir düşüncesiyle yoksul ve kimsesiz insanları ülkenin en ücra yerlerinden getirip yerleştirdiler.

Dünyanın en güzel göllerinden biri olan Amik gölünü kuruttular. Göçmen kuşlarının uğrak yeriydi. Önce kuşları kovdular. Sonra bereketli toprakların bereketini kaçırdılar.  Gelenlerle hiç kimsenin bir sorunu yoktu. Gelenlere herkes kucak açtı. İnsanlar bir kuş kadar olsun yaşasınlar istediler. Özgür ve mutlu.

Tüm dünya bir barış ve hoşgörü kentine tanıklık etti. Medeniyetler kenti adını verdiler Hatay’a.  Ama ekmek azalıyordu.  Yoksulluk artıyordu. İktidarlar,  gelenleri kaderine terk ederken, Hatay sahipsiz bir kent olarak anılmaya başladı.

Hatay’ın esnafı, çiftçisi, öğretmeni, işçisi marabası birbirine sarıldı. Ekmeğini böldü namerde muhtaç etmedi gelip de gitmeyeni…

                                              EKMEK AZALIYOR TOPRAK KÜÇÜLÜYOR

Eylül cuntasından sonra iktidara silahların gölgesinde gelen ‘TON TON’ lakaplı muktedir yine kim bilir hangi pazarlıkların neticesinde;  bu sefer çok uzaklardan Afganistan’dan yoksulları taşıdı bereketli topraklara. Hatay henüz ilk misafirleriyle kucaklaşmadan yenilerine yer vermek zorunda kaldı. Farklı bir kültürün ve farklı bir geleneğin insanlarıyla bir arada yaşamaya başladı. Hatay medeniyetler kenti olmaktan, ekmeğini bölmekten ve insana dair sorumluluklarından vazgeçmedi.  Hatay sadece insanların yoksulluğa, çaresizliğe ve açlığa sürüklenmesine isyan etti. Gelenlere kapılarını kapatmadı. Siyasi çıkarlar uğruna insanları birbirine düşürmek isteyenlere geçit vermedi ve kardeşliğin erdemiyle davrandı.

Ama ekmek azalıyordu. Toprak küçülüyordu.  Siyasi iktidarlar bölmeye, ayrıştırmaya ve nifak tohumları ekmeye devam ederken; Hatay sahipsiz bırakılmanın acılarını büyük bir olgunlukla sindirmeye çalışıyordu. Başardı da… Hatay yine barışın, kardeşliğin ve hoşgörünün başkenti olmaya devam etti.

Hatay’ın esnafı, çiftçisi, öğretmeni, işçisi marabası yine birbirine sarıldı. Ekmeğini böldü namerde muhtaç etmedi gelip de gitmeyeni…

                                                     OMUZLAR TAŞIMAZ BU YÜKÜ

“Kardeşim Esad” diyordu 3-4 yıl öncesine kadar muktedir,  kapı komşumuz Suriye liderine. Suriye ile ilişkiler iyi gidiyor, herkes mutluydu. Sonra ne olduysa  “3 ay içinde Emevi Camisinde Cuma namazı kılmak” arzusu kapladı muktediri. Sarayında savaş tamtamları çaldırdı. Esti gürledi. Şimdi tüm insanlığı yakan ateşi körükledi. Hatay’ın bereketli topraklarında kafa kesen, insanları havaya uçuran, dünyanın en berbat yaratıkları dolaşmaya başladı. Reyhanlı’da ve sınır kapımızda canımızdan can aldılar.

Bu tablonun müsebbibi sinsice gülüyordu.  Sarayında başkanlık hülyalarına dalıyor ve herkesi herkese kırdırıyordu. Kabus bir türlü bitmiyordu. Her gün yeni bir acıya uyanmaya başladık. Bereketli topraklarımızda, özgür sokaklarımızda ölüm kol gezmeye başladı. Binlerce, yüzbinlerce yoksul insan çaresizlik içinde Hatay’a geldi. Hatay daha önce gelenlere yaptığı gibi kucak açmak istiyordu. Kollarını sonuna kadar açtı. Ama bu kadar acıya ve çaresizliğe omuzları dayanamaz oldu.

Hatay’ın esnafı, çiftçisi, öğretmeni, işçisi marabası yine birbirine sarılıyor. Ekmeği ve acıyı olgunlukla paylaşmaya çalışıyor. Hatay yine ekmeğini bölmek ve namerde muhtaç etmek istemiyor gelip de gitmeyeni… Ama ne ekmek kaldı bölünecek ne de toprak.

Saray’daki şeytan mültecileri para uğruna pazarlık konusu yapmaya başladı. İnsanların acılarını paraya havale etti. Şimdi Brüksel’de “batıya mülteci akımını önlemek” amacıyla yapılan anlaşma gereğince bazı şehirlerde kamplar kuruyor ve neredeyse şehirlerin nüfusunu ikiye katlayacak kararlar alıyor. Bu kararlar Geri Kabul Anlaşması mucibince alınıyor. Hatay 4 yıldır bulunan misafirler ve aralarında olduğu tahmin edilen binlerce cihatçı canilerin kalıcı olması işten bile değil. Dahası daha büyük bir tehlike yeni yeni yerleşimcilerin Hatay’a transferi mevzubahis. Hatay medeniyetlerin başkentidir. Hatay halkı kardeşliğin, barışın ve hoşgörünün merkezidir. Hatay bereketli topraklarındaki her ürünü, bir dilim ekmeğini ve ağulardan süzülen acılarını paylaşır. Namerde, kura, kuşa yem etmez insan olanı. Ama artık Hatay’ın omuzları kaldıramıyor bu yükü. Hatay’ın sahipsizliği yetmiyormuş gibi şimdi de sarayın karanlık  gölgesi düşüyor şavkımıza….

 Av. Bülent AKBAY

Önce Borçlandır Sonra Affet

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’ nın “Sosyal Devlet” ilkesinden uzak; Genel Sağlık Sigortası ve uygulama alanıyla ilgili yaşanan karmaşa hala devam ediyor. Yürürlüğe girdiği tarih olan 01.01.2012’ den bu yana AKP iktidarı tarafından işlerlik kazandırılamayan yasa üzerindeki politik sömürü son olarak Başbakan Yardımcısı Lütfi Elvan’ ın prim borçlarına getirilecek af söylemiyle devam etmektedir. Bakan Lütfi Elvan son olarak mevcut iktidarın seçim vaatleri arasında olan prim borçlarının silinmesi sözünün yakında hayata geçeceğini açıkladı. Bakan Elvan, "25 yaşına kadar olan gençlerin genel sağlık sigortası kapsamındaki sigorta pirim borçlarını silinmesiyle ilgili yasa teklifimizi TBMM'ye sunmuştuk. 2 gün önce Plan ve Bütçe Komisyonu' ndan geçti. İnşallah Meclis Genel Kurulu’ ndan da geçecek ve gençlerimizin genel sağlık sigortası primi borçlarını sileceğiz ki, 3 milyon 300 bin gencimiz bundan yararlanacak ve toplam 3.6 milyar liralık devletin alacağından, tahsilatından vazgeçmiş oluyoruz" diye konuştu.

Ücretsiz sağlık hizmeti, sosyal devlet anlayışının gereği olarak vatandaşın anayasal hakkıdır. En azından sosyal devlet ilkesi bunu gerektirir. Ücretsiz hizmeti bir kenara bırakalım, geçtiğimiz hafta hükümet ile eczacılar arasında yaşanan anlaşmazlık herkesin malumudur. Vatandaş parasıyla ilaç alamayacak duruma gelmiştir. Bu durum yıllarca çalışıp Sosyal Güvenlik Kurumu’ ndan sağlanan güvenceye hak kazanan emekçiler için söz konusudur. Diğer taraftan okul okumuş ve henüz iş bulamamış genç yurttaşın hali daha vahimdir. İş bulamamanın omuzlarına yüklediği ağır yüke şimdi bir de ödeyemediği prim borçları eklenmiştir.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre borç yapılandırması için şu ana kadar 305 bin kişi başvurdu. Gelir testi yaptırmak isteyenlerin sayısı ise 400 bin kişi civarında. Yani 7 milyon borçlunun sadece 700 bini yapılandırma ve gelir testi uygulaması için başvurdu. Sadece % 10. Hükümet geriye kalan 6 milyon 300 bin kişiyi en üst sınırdan yani aylık 305,6 liradan prim ödemek zorunda bıraktı. Üst hadden borçlandırıldılar. Bu insanların büyük çoğunluğu işsiz ama devlet nezdinde bir önemi yok. Borçlular. Borçlu oldukları için doğal olarak sağlık hizmetlerinden de yararlanamamaktadırlar.

Aslında mesele ölü doğan, yaptırım imkanı toplumda karşılık bulmayan yasa meselesidir. Mevcut sosyal güvenlik sistemindeki aksaklıkları düzeltememiş bir iktidarın boyundan büyük işe kalkışıp herkesi sigortalı yapma girişimi hayalden öte geçememiştir. 

Tabii madalyonun bir de öteki yüzü bulunmaktadır. Kendinden sebep icraat. Sayın Bakan af açıklamasını yaptı ya. İşte büyük siyaset! İşte vatandaşının çıkarlarını her şeyin üzerinde tutan yüce iktidar! Bir taraftan borçlandır. Bir taraftan affet. Ne ala memleket.   

 Av. Ömer Gökhan Çelik

 

YENİ YASAL DÜZENLEME: 'TAŞERON İŞÇİLERİN KADROYA ALINMASI'

Kamuoyunda “taşeron” olarak bilinen, alt işverenlik kurumu;  işyerlerinin bir bölümünde veya eklentilerinde asıl işverenin işçilerinden başka kişiler yani alt işveren işçileri de çalıştırılabilmesidir.

27.09.2008 Tarihinde yayınlanan Alt İşverenlik Yönetmeliği ile hukukumuza girmiş olan bu kurum, işyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin olarak yardımcı işlerde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alabilmeyi ve bu iş için görevlendirilen işçilerin sadece bu işyerinde çalıştırılması gerektiğini düzenlemektedir. (4857 Sayılı İş kanunu m.2/7-10) Asıl işveren- Alt işveren ilişkisi 4857 Sayılı İş Kanununda yer alan şartları taşıması suretiyle hem özel sektörde hem de kamuda var olabilir.

Yeni yasal düzenlemeyle taşeron işçilerin kadroya alınması mümkün olacak. Peki taşeron işçiler kadroya nasıl alınacak? Bu iki açıklama kapsamında, asıl işlerde veya yardımcı işlerde çalışan taşeron işçilerin kamuda istihdamına ilişkin olarak şu şartların arandığını söyleyebiliriz:

1-Kamuda istihdam edilecek olan işçinin sahip olması gereken koşullar;

*Kamu idarelerinin, belediyelerin, il özel idarelerinin birinde “hizmet alımı yapmış” alt işverenin (taşeronun) işçisi olması,
*1 Kasım 2015 tarihinden önce işe girmiş ve halen çalışıyor olması ile birlikte,
*Yaş kriteri dışında memurluğa atanma koşullarına sahip olması gerekmektedir.

2-İşçilerin Kamuda İstihdama Geçirilmesinde Uygulanacak Usul;

*İşçinin ilgili kamu hizmetini yerine getirip getiremeyeceğini tespit etmek amacıyla halen çalışılmakta olan kurum, ÖSYM veya MEB tarafından yapılacak sınavı kazanmak.
*Sınavı kazanan işçi “özel sözleşmeli personel” statüsünde kamuya alınacak.
*Söz konusu sınavı geçen işçilerle üç (3) yıl süreli olarak sözleşme yapılacak ve bu sözleşme her üç (3) yılda bir işçinin performansı değerlendirmek suretiyle yenilenecek.

3- İşçilerin Ücreti, Mali Hakları ve Emekliliğine İlişkin Olarak; 

*İşçiler halen almakta oldukları ücretlerini, özel sözleşmeli personel olarak kamuya geçirildikleri tarihten itibaren de aynı tutarda almaya devam edeceklerdir.
*Mali haklar bakımından 4/B kapsamındaki sözleşmeli personel gibi toplu sözleşme düzenine tabi olacaklar.
*İşçinin emekliliği ise 4/A kapsamında değerlendirilecektir.

4-Özel sözleşmeli personel statüsü kapsamı dışında kalanlar;

* 12 ay boyunca ve tam zamanlı olarak çalışmayan işçiler ve

* Sosyal güvenlik sistemine göre emeklilik yaşını geçmiş olanlar kapsam dışında tutulmaktadır.

 YASAL DÜZENLEME BİR TAKIM SORUNLARI DA BERABERİNDE GETİRİYOR    

Hükümetin müjde olarak verdiği bu haber düzenlemenin içeriğine bakıldığında işçileri güvencesiz çalışma koşullarına itmiştir. Şöyle ki;

1- Güvencesiz bir çalışma öngörülmüş, yapılacak sözleşmenin 3 yıllık olacağı ifade edilmiştir. Süre sonunda sözleşmenin yenilenip yenilenmeyeceği belirsizdir. 

2-Özellikle maaşlarda iyileştirme yaşanması beklenirken, halen almakta oldukları ücretleri kadroya geçirilip özel sözleşmeli personel statüsünü kazandıklarında da almaya devam edeceklerinden bu durumda kamuda ucuz işçilikten yararlanma durumu ortaya çıkacaktır.

3- Asıl iş- yardımcı iş ayrımı yapılmadan bütün taşeron işçiler, kamuda kaç yıl çalışmış olurlarsa olsunlar özel sözleşmeli personel olmak için sınava tabi olacaklardır. Sınavın kazanılamaması halinde yıllarca çalışmış olsalar bile mevcut işlerini kaybedecek, haklarını yitireceklerdir.

4- Taşeron işçiler bu özel sözleşmeli personel olmak için geçmişe dönük taleplerinden, varsa davalarından vazgeçmek zorunda kalacaklardır. Geriye yönelik kıdem tazminatı haklarının ne olacağı belirsizdir.

 Av. Zeynep Şahin

KİŞİSEL VERİ YASASI TAMAMLANDI

AB’ye tam üyelik sürecinde müzakere fasıllarından dördünü doğrudan ilgilendiren kişisel verilerin korunmasına ilişkin yasa Meclis’ten geçti. AB’nin vize muafiyet şartlarından biri daha yerine getirilmiş oldu. Genel ilke olarak kişisel veriler, kişinin açık rızası olmaksızın işlenemeyecek. Uygulamayı ‘Kişisel Verileri Koruma Kurulu’ denetleyecek.

 

AÇIK VE MEŞRU AMAÇ ŞARTI
- 
Yasada genel ilke olarak kişisel veriler, ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemeyecek. 

- Devlet kurumları veya özel şirketler “belirli, açık ve meşru amaçlarla” kişisel verileri toplayabilecek. Şu şartlardan en az birinin varlığı halinde kişinin rızası aranmayacak: “Kanunlarda açıkça öngörülmesi. Fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak kişinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması. Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan ilgili olması. İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması. Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması. Temel hak ve özgürlüklere zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için zorunlu olması.”

ÖZEL NİTELİKLİ VERİLER
- Kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik verileri ‘özel nitelikli’ kişisel veri sayılacak. 

- Özel nitelikli kişisel veriler kanunlarda açıkça öngörülmesi halinde işlenebilecek. Siyasi parti, vakıf, dernek veya sendika gibi kâr amacı gütmeyen kuruluş ya da oluşumlar, üyelerine yönelik özel nitelikli verileri derleyebilecek.

CİNSEL HAYATA GÜVENCE
-Sağlık ve cinsel hayata ilişkin veriler için ek güvenceler getirildi. Kişilerin sağlık ve cinsel hayat bilgileri; kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlarca işlenebilecek. 

VATANDAŞ SORABİLECEK
-Her vatandaş, veri sorumlusuna başvurarak kendisiyle ilgili kişisel veri işlenip işlenmediğini, verilerin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını sorabilecek. 

-Vatandaşlar, kişisel verilerin eksik veya yanlış işlenmiş olması halinde bunların düzeltilmesini, silinmesini veya yok edilmesini isteyebilecek. Özel bilgilerinin yasaya aykırı olarak işlenmesi nedeniyle zarara uğrayanlar tazminat talep edebilecek.

RTÜK MODELLİ KORUMA
-Uygulamayı denetlemek amacıyla ‘Kişisel Verileri Koruma Kurulu’ oluşturuldu. 9 kişilik kurulun 2 üyesini Cumhurbaşkanı, 2 üyesini Başbakan atayacak, 5 üye de TBMM’de seçilecek. RTÜK’te olduğu gibi partilere kontenjan verilecek. Mevcut parlamento yapısında AK Parti kontenjanından 3, CHP ve HDP’ den birer üye kurula gönderilecek.


HAPİS VE PARA CEZASI
-Kişisel verileri koruyucu hükümlere uygun davranmayanlar, 1 - 3 yıl arasında hapis öngören cezalarla yargılanacaklar. 

-Aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmeyenler hakkında 5 bin - 100 bin lira arasında, veri güvenliğine uymayanlara 15 bin - 1 milyon lira arasında, kurul kararlarını yerine getirmeyenlere 25 bin lira - 1 milyon lira arasında, sicile kayıt ve bildirim yükümlülüğüne aykırı hareket edenlere 20 bin lira - 1 milyon lira arasında idari para cezaları kesilecek. 

MİT, EMNİYET İSTİSNA
CUMHURBAŞKANI Tayyip Erdoğan’ın onayına sunulacak yasa, kamuoyunda ‘fişleme’ olarak bilinen MİT, Emniyet ve Jandarma başta olmak üzere güvenlik - istihbarat kurumlarının kayıtlarını ilgilendirmiyor. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “Biz bunu istisnadan çıkarırsak o zaman MİT’in elini kolunu, ayaklarını bağlamış oluruz, hiçbir iş yapamaz” dedi. Devletin bu alandaki faaliyetlerinde yasadaki sınırlamaların hiçbiri uygulanmayacak. Yeni hükümler daha çok diğer devlet kurumlarınca derlenen bilgiler ile müşterileri ve çalışanlarının kayıtları açısından özel şirketleri bağlıyor.

 Stj. Av. Feyza Gezmen

 Askerliğin Parasal Külfeti

Ülkemizde askerlik, 1111 Sayılı Askerlik Kanunu kapsamında uygulanmaktadır. Kanunda belirlenen askerlik hizmetinin yanı sıra süresinde yerine getirilmeyen yükümlülükler yönünden idari para cezaları da söz konusudur. Askerlik hizmetini yerine getirdiği halde çoğu vatandaşın ödemekle yükümlü olduğu idari para cezalarının takibi konusunda maliyeden haciz uygulanması dahi gündemde. Bu doğrultuda yükümlülerin banka hesaplarına bloke konulabilir, taşınır ve taşınmazları haczedilebir. Günümüzde, toplam yoklama kaçağı ve bakaya yükümlü sayısının 700 bine ulaşmıştır. İdarenin bu kişiler için ne yönde bir tavır alacağı merak konusudur. 

Askerlik Kanunu kapsamındaki idari para cezalarının miktarı yoklama kaçağı veya bakaya olunmasına göre 118 TL’ ndan 46.355 TL’ na kadar değişmektedir. 

-Yoklama kaçağı tanımı, askerlik çağı gelmiş olmasına rağmen yoklamasını hiç yaptırmamış olanları ifade eder.

-Bakaya tanımı kanunun 47. Maddesinde şu şekilde yer almaktadır:

Askere sevk için çağrıldıkları halde;

a) Kendisinin tutukluluğu veya hükümlülüğü ya da herhangi bir resmi sağlık kurumu raporuyla belgelendirilmiş istirahat gerektiren hastalığı,

b) Ana, baba, eş, kardeş veya çocuğunun resmi sağlık kurumu heyet raporuyla belgelendirilmiş hayati tehlike içinde olduklarını gösteren hastalığı,

c)Sevkten önceki veya sonraki onbeş gün içinde ikinci derece dâhil kan veya kayın hısımlarından birinin ölümü,

d)Sevkten önceki veya sonraki onbeş gün içinde kendisi veya ikinci derece dâhil kan veya kayın hısımlarından birinin evlenmesi,

e) Sevkten önceki veya sonraki iki ay içinde çocuğunun doğması, nedeniyle askerlik şubesine gelemeyecek olanlar, bu mazeretlerini kanıtlayan belgeleri askerlik şubesinde bulundururlar. Bunlar hakkında bakaya işlemi yapılmaz. Bu mazeretler dışındaki nedenlerle sevkin son gününe kadar askerlik şubesine gelmeyenler ile gelip de sevk evrakını alanlardan, kendilerine verilen yol süresi sonunda birliğine katılmayanlar, bakaya olarak kabul edilirler.

Ayrıca; seçim ve sınıflandırma sonucu tertip edildiği sınıf okulu/eğitim merkezlerine katılmak üzere sevk evrakını almayan, sevk evrakını aldığı halde kendisine verilen yol süresi bitiminde birliklerine 1111 sayılı Askerlik Kanunu’nun 47’nci maddesinde belirtilen mazeretleri dışında katılmayanlar bakaya işlemine tabi tutulur.

Not: Geçen haftaki yazımda, hükümete yakın bir kaynaktan edinilen bilgiye dayanarak “ Kadınların da gönüllü olma esasına göre asker yükümlüsü olacaklarının” hükümet tarafından gündeme alındığını iletmiştim. Konuya ilişkin Milli Savunma Bakanlığı’ nın 28.03.2016 tarihinde internet adresinden yaptığı açıklamayı aynen aktarıyorum. “Son günlerde bazı yazılı ve görsel basın organlarında, kadınların da gönüllülük esasına göre askere alınacağına ilişkin haberlerin yer aldığı tespit edilmiştir. Söz konusu haberler gerçeği yansıtmamaktadır. Millî Savunma Bakanlığı’nda konu hakkında bir çalışma bulunmamaktadır. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.” 

Av. Ömer Gökhan Çelik

 

 

 

 

Anahtar Kelimeler: SOSYAL HUKUK

    Yorumlar

banner131
banner119
Hava Durumu
Tümü Anket
İSK. BEL.BAŞ. SEYFİ DİNGİL'İ BAŞARILI BULUYURMUSUNUZ?

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
E-Gazete
Karikatür
  • gazeteci olur belki
Sen de Yaz
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri
Siz de yazmak istemez misiniz?
Ziyaretçi Defteri
Arşiv

banner99