STAJER AVUKATLAR KÖLE DEĞİLDİR
İŞKUR ile Barolar ve Adalet Bakanlığı arasında yapılan görüşmeler neticesinde bir süredir stajer avukatlar iş kollarında uygulanan Aktif İşgücü Hizmetleri Yönetmeliği kapsamında ücretlendiriliyordu. Adalet Bakanlığı geçtiğimiz günlerde anılan kapsamda İŞKUR’dan ücret alan avukatların stajının geçerli olmayacağına dair görüş bildirmiştir.
İŞKUR tarafından kendilerine ödenen ücretleri almaları sonucu stajları yanma tehlikesiyle karşı karşıya olan stajyer avukatlar mağduriyetlerinin sona erdirilmesini istiyorlar. Bu amaçla gerek barolar birliği yetkilileri gerekse tek tek baro yöneticileri stajer avukatların uğradığı bu haksızlığa isyan ediyor. Stajer avukatların herhangi bir sosyal güvenceden yoksun ve ücretsiz olarak çalıştırılması düzeni dünyanın hiçbir yerinde bulunmuyor.
Stajer avukatların köle gibi çalıştırılmasını savunan Adalet Bakanlığı bir süre önce stajer avukatlara işkur tarafından verilen asgari ücretin kesilmesi için harekete geçti. Adalet Bakanlığının yargı mekanizmasının adeta kölesi olarak kullanılan Stajer avukatların durumunu düzeltmesi beklenirken var olan haklarını da budamaya çalışması stajer avukatların da umutlarını ve bu mesleğe olan güvenlerini sarsıyor.
Stajer avukatlar Adalet Bakanlığının bu girişimine sosyal medyadan “ Emek Hırsızlığına son” çağrısı yaptılar. Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun bu çağrıya destek vermesi yargı çevrelerinde olumlu karşılandı.
Mülakat Darbesi
Savcı Menderes Arıcan’ı sayfamızı takip edenler hatırlayacakır. Savcının kızı makim savcı sınavında 90 puan alıp ülke genelinde 71.’inci olmasına rağmen mülakat sonucu hakim adaylığı kabul edilmemişti. Savcı Menderes Arıcan, sınavı yapan heyete yönelik sosyal medya hesabında önemli sorular yöneltti. Bu açıklamayı ve soruları okuyucularımızla paylaşıyoruz.
Son gunlerde gundem konusu olan Adalet Bakanligi hakim ve savci mulakat sinavi ile, yazıişleri mudurlugu mulakat sınav sonuçlari bir bütün olarak ele alındığında, bu mulakat sınavinda ilgililerin gorevlerini kötüye kullandıkları yönünde ciddi şüphe ve şaibeler bulunmaktadır.
•Bir listeden bahsedilmekte. Bu listede ismi bulunmayanların kesinlikle sınavda başarılı olamadığı konuşulmaktadır. Eğer bu şaiya doğru ise; bu listeler nerede ve kim tarafından hazırlanmaktadır?
•Bu listelerin hazırlanmasında kriter nedir?
•Bu tür bir eylemde bulunanlar bu hakkı ve cesareti nerden almaktadırlar.
•Bu bir nefret suçu değil midir?
•Yazılı sınavda onlarca yüksek puan alan insanlar, mülakatta nasıl bir anda yetersiz insanlar topluluğuna dönüşebilmektedir.
•Hakimlik ve savcılık mülakat sonuç puanı adaylara neden açıklanmamaktadır. Sadece "BAŞARISIZ" ibaresi ile geçiştirilmektedir.İdare bu davranış bicimi ile; işlem ve tasarrufunu şaibeli hale getirmiyor mu?
•Adayın mülakatta kaç puan aldığını bilmek en doğal hakki degil midir?
•Bu mülakatı yapma ve adaylar arasından en liyakatli olanları seçmekle görevli heyet mensupları bu işi keyiflerine göre yerine getirme hakları var mıdır. Eğer keyfi davranma yetkileri yoksa, bu açıkça görevi kötüye kullanma eylemleri nedeniyle haklarında soruşturma açılması gerekmiyor mu? Bu soruşturmanın izni kim tarafından verilmektedir.Bu husus bireysel başvuru kapsamında Anayasa Mahkemesine götürülmesi düşünülebilir mi? Özellikle idari yargı mensubu hakim arkadaşlar bu işin prosedür ve safahatı ile ilgili bilgi verebilirler mi?
Bu soruların yetkililer tarafından yanıtlanma olasılığı, Türkiye’nin Mars’a yolculuk yapma olasılığından çok daha düşük. Siyasal iktidar toplumsal yaşamın tüm alanlarına nüfuz etmek maksadıyla, özerk, kamusal ve tarafsız olması gereken tüm kurum ve kuruluşlara “mülakat” adı altında yapılan işlemlerle kendinden olmayan herkese ve her şeye müdahaleye başladı. Toplumsal yaşama, ülke barışına, eşitliğe siyasal iktidarın “ Mülakat” darbesi yaptığı günleri yaşamaktayız.
Av. Ömer Çelik
Elçi Soruşturmasında Skandal
Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi'nin öldürüldüğü saldırıya ilişkin soruşturmada yeni bir skandal yaşandı. Toplanan delillerden ikisinin kaybolduğu tespit edildi.
Diyarbakır Barosu'nun soruşturma komisyonunda görevli bazı avukatlar, kaybolan delillerin Elçi'nin öldürüldüğü sokakta olduğu sonradan ortaya çıkan istihbaratçı iki polisin bulunduğu noktaya denk geldiğini iddia etti.
Elçi soruşturması kapsamında o gün bölgede bulunan 26 polisin silahları alınıp balistik incelemesi yapılmıştı. Olayla ilgili görüntüleri inceleyen avukatlar, iki polisin daha sokaktan çıkıp kaçtığını tespit etmişti. Yapılan incelemede, bu iki polisin İstihbarat Şube Müdürlüğü'nde görevli oldukları ve çalıştıkları birim tarafından savcılığa isimlerinin verilmediği ortaya çıkmıştı.
Yargıdan isim vermeyerek delil saklayan İstihbarat Şube Müdürlüğü yetkilileri hakkında bu güne hiçbir yasal girişimde bulunulmadı. Şimdi de toplanan delillerin kaybedildiği bir durumla karşı karşıyayız. Hukuk devletinin “guguk” devletine dönüştüğünün açık kanıtları günden güne artıyor. Bu süreç yalnızca ülkede yargıya güveni ortadan kaldırmıyor. Bu süreç aynı zamanda bu ülkede barış ve huzur içinde yaşamanın temellerini de yok ediyor.
BARIŞ İSTEYEN BEYAZ’A KABİR AZABI
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Kanal D'de yayınlanan “Beyaz Show’a telefonla bağlanan ve öğretmen olduğunu söyleyen Ayşe Çelik’in doğu illerinde devam eden terör operasyonlarını eleştiren sözleri nedeniyle öğretmen Çelik, Beyazıt Öztürk ve program sorumlusu hakkında terör örgütü propagandası yapmak suçundan soruşturma başlattı.
Kanal D'de 8 Ocak 2016'da yayınlanan Beyazıt Öztürk’ün sunduğu BeyazShow programına canlı yayında telefonla bağlanan ve öğretmen olduğunu belirten Ayşe Çelik, doğudaki olaylarla ilgili bir konuşma yaptı. Bu konuşmada Ayşe öğretmen ülkenin bir bölgesinde şiddet olaylarının olduğunu, bu şiddet ortamında bebeklerin öldüğünü, anaların ağladığını belirttikten sonra, barış dileklerini iletti. İşte bu konuşma için program sunucusu şaşkınlık içinde kaldı ve programa katılan Ayşe öğretmene alkış istedi. Ne olduysa bundan sonra oldu. Önce yandaş basın diye bilinen medya organları program sunucusunu “ terör destekçisi” olarak ilan etti. Maskeli özel harekat mensubu tehdit içerikli video yayınladı. Kanal ve program sunucusu özür diledi. Şimdi de Beyazıt Öztürk hakkında soruşturma açıldı.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcıvekili İdris Kurt, programa katılan Ayşe Çelik’in güvenlik güçleri tarafından annelerin ve çocukların öldürüldüğü yolunda beyanlarda bulunarak terör örgütü propagandası yaptığı, program sunucusunun konuşmayı alkışlattırdığı ve program sorumlusunun da yayını kesmeyerek bu olaya zemin hazırladığı ve propagandanın devam ettirilmesine izin verdiği gerekçesiyle Beyazıt Öztürk, program sunucusu ve Ayşe Çelik hakkında terör örgütü propagandası yapmak suçundan soruşturma başlattı.
Anlaşılıyor ki bu ülkede barış istemek, çocukların ölmemesini istemek suç haline geliyor. Yaşananlar adeta bir kabus gibi. Kanla ve şiddetle örülmüş bir canavar beyaz ve umutlu düşler kuranlara saldırıyor.
.gif)
.gif)
Yorumlar