CHP Hatay Milletvekili ve Dışişleri Komisyon üyesi Dr. Mehmet Ali Ediboğlu, Ortadoğu Coğrafyasının adım adım savaşa sürüklendiğini öne sürdü.
15 Ağustos 2012 Çarşamba 09:13
Suriye ve genel olarak bölgedeki son gelişmelerin analizini yapan Hatay Milletvekili Dr. Mehmet Ali Ediboğlu, Artık Ortadoğu coğrafyasını iyi bilen bütün stratejist analistlerin ortak kaygısı, Suriyeye askeri bir müdahaleye dönüşme ihtimali giderek artan hazırlıklar yanında, İç savaşı andıran görüntüler Esadla veya sonrası Suriyeye yönelik tahminler ve beklentiler ışığında birlikte yürüyor dedi.
Ediboğlu; Fakat Suriyedeki rejim değişikliğinin ardından Ortadoğu'da oluşacak yeni dengeden kanlı sonuçlar çıkması ihtimali karşısında tüm kesimler suskunluğunu koruyor ve bu geleceği kimse öngöremiyor görüşünü dile getirdi.
Son günlerde özellikle Şam saldırısı ile başlayan ve 4 üst düzey yöneticinin ölümü ile sonuçlanan ve giderek şiddetlenen çatışmalarla birlikte, Suriye'de rejimin kalıcılığına ve Esad sonrası Suriye'ye ilişkin senaryolar da ortaya çıkmaya başladığının altını çizen Milletvekili Ediboğlu, Özellikle yandaş medya ve benzeri yayın organları tarafından düşeceğine kesin gözüyle bakılan Halep'ten sonra Şam'ın da tutunamayacağı, dolayısıyla Esad rejiminin günlerinin sayılı olduğu yazılıyor.
Suriye konusunda uluslararası medya dezenformasyonu görevini başarı ile yürüten (CNN ve El-Cezire v.s.) tarafından yapılan yorumlar da bu yönde.
Ancak hesapların hiç de bu yönde ilerlemediği stratejik ve taktiksel hata yapıldığı son günlerde uluslararası bağımsız medya kuruluşlarında yazılmaktadır. Bu analizlerde Esadın gücünün sanılandan daha fazla olduğu ve hala halk desteğinin bulunduğu yönünde. Dillendirilen diğer konu ise gerek mevcut AKP hükümetinin gerekse Dışişleri Bakanının bu öngörüde bulunamayarak büyük hata yaptıkları ve Türkiyeyi Ortadoğu bataklığının içine çekerek bölünmesinin önünü açabilecekleridir.
Fakat tüm bu tartışmalar içerisinde üzerinde durulmayan ve yanıtsız bırakılan konu, Esad sonrası Suriye'de ve genel olarak Ortadoğu bölgesinde yaşanması muhtemel geniş çaplı savaş durumunun belirsizliğini koruması ve genel bir suskunluk. Bilindiği gibi, Suriye'ye yönelik baskının ve diplomasinin en önemli hedefi, bölgede İran, Suriye ve Lübnan tarafından temsil edilen Şii direnç eksenini dağıtmak, Sünni eksenli yeni bir Ortadoğu dengesi kurmak. Ancak bu yönde değişimin, bölge halkları arasında yeni ve kanlı çatışmaları beraberinde getirmesi ihtimali oldukça yüksek.
Bilindiği gibi AKP hükümeti artık Suriyenin içişlerine doğrudan müdahale etmeyi sürdürüp 120 bin Türkmen azınlığı bile emperyalist politikalara alet etmede bir beis görmeyerek, onları da tehlikeye atmayı sürdürmektedir. En son çıkan dış basın kaynaklı yazılarda Suriye ve İranın da bu savaş ortamında Türkiyede bilinen, bilinmeyen kartlara oynayabileceği ve Türkiyenin de bölge halkları arasında gelişecek bölgesel savaşta ilk etkilenecek ülke olduğu ifade edilmektedir dedi.
Yorumlar