Suriye'de en sıcak çatışma ve provokasyonların yapıldığı dönemde Cilvegözü Sınır Kapısı ileSuriye'nin Bab-Al Hava Sınır Kapısı arasındaki tampon bölgede 11 Şubat 2013'teSuriye'den getirilerek park edilen bomba yüklü aracın patlaması sonucu 3'ü çocuk 18 kişi öldü, 24 kişi de yaralandı. Çok sayıda araç ile çevredeki binaların hasar gördüğü patlama sonrası başlatılan soruşturma kapsamında, bombalı aracın getirilmesine yardım ettikleri öne sürülen Suriye uyruklu 33 yaşındaki Yusuf Bakır ile aynı yaştaki eşi Zübeyde Şuayyip, ÖzgürSuriye Ordusu tarafından Suriye'deki evlerinden alınıp sınırda MİT'e teslim edildi. Bombayı patlattığı iddia edilen Suriye uyruklu 25 yaşındaki Wael Shıkh Rahım kaçarken, yine Suriyeuyruklu 42 yaşındaki Ahmet Bakır, 48 yaşındaki İsmail Zakarıa ve patlamada kullanılan telefonların sim kartını sattığı ileri sürülen 41 yaşındaki Rahmi Balcı da Hatay'da yakalandı. 5 sanık, sonradan kapatılan Adana Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi'nce tutuklandı. Biri Türk 5 şüpheliden Zübeyde Şuayyip, daha sonra itirafta bulunup Pişmanlık Yasası'ndan faydalandı ve tahliye edildi.Soruşturma sonunda Terörle Mücadele Kanunu'nun 10'uncu maddesiyle görevli AdanaCumhuriyet Savcısı, saldırıyı planlayan ve gerçekleştiren firari şüpheli Wael Shıkh Rahım, Ahmet Bakır, Yusuf Bakır ile sim kartları temin eden Rahmi Balcı hakkında 'bombalama suretiyle adam öldürme, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak, adam öldürmeye teşebbüs' suçlarından 42'şer kez ağırlaştırılmış ömür boyu hapis, Zübeyde Şuayyip ile İsmail Zakarıa'nın da 'silahlı terör örgütüne yardım etmek' suçundan 10'ar yıla kadar hapisle cezalandırılması istemiyle iddianame hazırladı. Sanıklar, 6 Aralık 2013'te Adana 10'uncu Ağır Ceza Mahkemesi'nde hakim karşısına çıktı. Duruşma sonunda mahkeme heyeti RahimBalcı'yı tahliye ederken, davayı da erteleyerek 25 Mart 2014'e gün verdi. Bu arada Özel Yetkili Mahkemeler kaldırıldı. Ahmet Bakır, Yusuf Bakır ile İsmail Zakarıa'nın tutuklu yargılandığı davanın dosyası Hatay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildi.Mağdurların avukatların Cihat Açıkalın, duruşmaların hala neden başlayamadığını şöyle anlattı: "Dava dosyası Adana'dan Hatay'a gönderildiğinde ilk olarak Hatay 2'inci Ağır Ceza Mahkemesi'ne verildi. Mahkeme yetkisizlik kararı verip Adana 10'uncu Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. Adana da daha sonra dosyayı tekrar Hatay'a gönderdi. Yetki problemi çözüldükten sonra bu defa sanıkların avukatları güvenlik nedeniyle davanın başka bir ile nakledilmesini istedi. Hatay Cumhuriyet Başsavcılığı da dosyayı Adalet Bakanlığı'na, bakanlık da Yargıtay'a gönderdi. Yargıtay 5'inci Ceza Dairesi, davanın Ankara'da görülmesine karar verdi ve dosya geçen ocak ayında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na iletildi. Davanın duruşma günü ve hangi mahkemede görüleceği ise henüz belirlenmedi."Davanın Hatay'da görülmesi gerektiğini belirten mağdurların avukatı Açıkalın, dosyanınAnkara'ya gönderilmesini de şöyle değerlendirdi:"Hiçbir dosyanın gönderilmesine gerek yok. Neticede burada da bir mahkeme var, hakim teminatı ve tabii hakim ilkesine göre burada görülmesi gerekirdi. Ancak toplumsal olayları ilgilendiren davalarda bir yöntem olarak belirlendi. Ali İsmail Korkmaz dosyasında da öyle oldu Abdullah Cömert dosyasında da. Güvenlik nedeniyle sanık avukatlarından talep olunca davanın nakli kabul ediliyor. Yani klişeleşmiş bir hale geldi."Avukat Açıkalın ayrıca, dosyanın Adana'dan Hatay'a gönderildiğinde davada 3 tutuklu olduğunu belirterek, "Davada 3 olan tutuklu sayısı avukatların itirazı üzerine 2'si serbest bırakılınca 1'e düştü" dedi.Dosya adliyenin tozlu raflarında gönderileceği mahkemeyi beklerken, faciadan yaralı kurtulanların kimi hastane hastane gezerek tedavi olmaya çalışıyor, kimi de aradan 2 yıl geçmesine rağmen o günü rüyalarında yaşıyor.İnşaatçı 30 yaşındaki Hasan Yapıcı'nın patlama nedeniyle karın zarı yırtıldı, sol gözünü kaybetti ve vücudunun değişik yerlerinde derin yaralar oluştu. Patlama anında olay yerine
Yorumlar