EMEPden yapılan açıklamada: İşçi ve emekçilere gelince, çay-simit hesabı yapan, 804 lirayı reva gören siyasi iktidarın ve patronların, sıra kendilerine gelince deveyi hamuduyla götürdüğü, halkın birikimlerini kendi kasalarına akıttığı apaçık ortadır. Asgari ücret, milyonlarca işçi açısından, insanca yaşama koşulları için gerekli olan asgari harcama düzeyini sağlanması gerekirken, hükümetin, işçi ve işveren çevreleriyle günlerdir sürdürdüğü pazarlıktan, yine sefalet çıktı. Asgari ücrette yapılan artış, benzine, ekmeğe, elektriğe, suya, sabuna yapılan otomatiğe bağlanmış zamlarla kıyaslandığında devede kulak bile değildir. İki hafta boyunca hükümetin, işçi ve işveren sendikalarıyla, havanda su dövüp, işçileri oyalamaları kabul edilemez. Asgari Ücret Tespit Komisyonun görevi, işçilerin ve ailelerinin insan onuruna yaraşır bir gelir elde etmelerini sağlamaktır. Buna karşın siyasi iktidar, asgari ücreti belirlerken sadece tek bir işçinin harcamalarını dikkate almakta, aile bireylerini değerlendirme dışında bırakmaktadır. Asgari ücret belirlenirken, işçiyi, aile bireyleriyle (eşi ve çocukları) birlikte hesaba katmayan siyasi iktidarın üç çocuk ve güçlü aile naraları boş bir demagojiden ibarettir. Rüşvetin, talanın, yolsuzlukların konuşulduğu bir dönemde, asgari ücretliye reva görülen üç kuruşluk artışın günlerce pazarlık konusu yapılması utanç verici bir durumdur. 15 milyar bütçe dışı harcamanın, Başbakanın tek başına kullandığı örtülü ödeneğin hesabını vermeyen bir Hükümet, işçi ve emekçilerden kemer sıkmasını isteyemez. TÜİKin dahi asgari ücretin 1.205 TL olması gerektiğini açıklamasına rağmen, belirlenen artış oranlarının temel gıda harcamalarının bile gerisinde kalmış olması, milyonlarca asgari ücretliyi ve işçi ailelerini sefalete mahkum etmek demektir. Kıdem tazminatı, taşeronlaştırma, özelleştirme, kuralsız ve esnek çalışma, özel istihdam büroları ve asgari ücret üzerinden yapılan hesaplar, hükümetin ve patronların işçilerin her açıdan asgari olan haklarına nasıl göz dikildiğini göstermektedir. Bu, emek düşmanı politika kabul edilemez. İşçi ve emekçilerin haklarına gelince, zırnık koklatmak istemeyen siyasi iktidar ve patronlar, halkın birikimlerini semirenler, işçinin emek gücünü sömürenler; işçilerin boğazından kestiklerini, bakan çocuklarına rüşvet olarak vermekte hiç beis görmemektedir. Okula, camiye bağış adı altında verilen rüşvetler ve yağmalanan, işçi ve emekçilerin alın teri, halkın birikimleridir. Hileli şirket iflaslarını, taşeron-ihale yolsuzluklarını, rüşveti ve talanı gizlemenin yollarını arayan Hükümet ve işbirlikçileri, sıra asgari ücrete gelince, koro halinde maliyet-kriz hesabı yapmaktadır. Hükümetin yolsuzlukları ve talanı ortalığa saçılmışken, asgari ücrette sefalet zammı dayatılmasını, sendikaların sessizce geçiştirmesi, üstüne bazı sendikaların hükümetin yolsuzluklarına sahip çıkan açıklamalar yapması 20 milyon asgari ücretli ve ailelerine karşı büyük sorumsuzluktur. İşçi ve emekçi halklarımızı yoksulluğa ve sefalete mahkûm eden AKP hükümetinin, yağma, rüşvet ve yolsuzlukları ortalığa saçılmıştır. İşçiler, emekçiler, tüm ezilenler, gençler, kadınlar ve onların partisi Emek Partisi, AKPnin, yetim hakkı, garip gureba din-iman istismarıyla, rüşvet ve yolsuzluğun, talanın üstünü örtmesine izin vermeyecektir denildi.
Yorumlar