Çözüm süreciyle ilgili bir yol haritası konuştuklarında herkesin kendi üzerine düşeni öncelikle yapması gerektiğini belirten Bakan Ergin, şunları söyledi: "Siz kendi üzerinize düşeni yerine getirmeden hükümetin 'şunu yapmadı, bunu yapmadığını' söyleme durumunda olmazsınız, 9 ay önce bu süreç başlarken çizilen çerçeveye herkesin uyması lazım. Süreç başladığında belli bir yol haritası konulmuştu ancak burada bir takvimlendirme söz konusu değil. O açıdan biz bunları aşamalar olarak değerlendiriyoruz. Sürecin aşamalarında atılması gereken adımların tereddütsüz atılması lazım. Hakikaten arzu edilen netice elde edilirse bundan 76 milyonun her bireyi kazanacaktır, Türkiye ve coğrafyamız kazanacaktır." Sürecin yavaş ilerlediği ve eylül ayının kritik olduğuyla ilgili soru üzerine ise Ergin, "Bu süreç başladığı günden beri toplumsal desteği her geçen gün artan bir süreç. Toplumsal desteği bu kadar yüksek olan bir olayda süreci sabote etmek isteyenlerin işini zorlaştıran bir faktördür bu. Bu süreci sabote etmek isteyen iç ve dış dinamiklerin olduğunu da biliyoruz" ifadesini kullandı. Ergin, Türkiye'yi evrensel hukukun öngördüğü noktalara getirmenin gayreti içinde olduklarını anlatarak, "Sürecin belki psikolojisinin yönetilmesi, toplum pisikolojine yönelik yapılabilecek şeyler belki tam olarak yapılmamıştır, tespiti kısmen kabul edilebilir" dedi. Ergin, Türkiye'nin sınır güvenliği açısından olması gereken çalışmaların yapılmaya devam ettiğini kaydetti. Avrupa Birliği'nden vizelerin tamamen kaldırılmasını istediklerini, bunun için sınır güvenliği çalışmalarının gerekli olduğunu belirten Ergin, "AB, 'biz vize muafiyetini sağladığımızda AB'nin sınırı Hakkari Yüksekova'ya, Şemdinli'ye gidecek, Hatay'ınReyhanlı'ya, Urfa'nın Ceylanpınar'a gidecek. Dolayısıyla sizin bu sınırlarda belli standartlarda güvenliği sağlamanız lazım aksi halde ben size vize muafiyeti sağlamam' diyor. Çok da haksız değil" yorumunda bulundu. Abdullah Öcalan'ın odasının değiştirilmesine ilişkin Ergin, "Oda değişikliği dün gerçekleşti, 1999 yılında Türkiye'ye getirildiğinde ilk konulduğu yaklaşık 10 yıl kaldığı odadır, olağanüstü bir mekan filan değil, netice itibarıyla aynı çatı altında bir başka oda. Ben hiç gitmedim ama gitmiş gibi biliyorum orayı, bu stüdyonun dışına çıkıyorsunuz yandaki başka stüdyoya giriyorsunuz, öyle düşünün" dedi. Karayılan'ın "profesyonel orduya geçiş" gibi açıklamalarına ilişkin soruya da Ergin, "Hiç kimse bu süreci akamete uğratacak bir yaklaşım içinde olmamalı. Bu süreç gerçekten taraftarlarına ve neticede bu ülkeye yarar sağlayacak bir süreç, buna inanıyoruz. Bu süreci sabote eden taraf, kişi olsun, kurum olsun, bunun vebalini üstlenmek zorunda kalacaktır" diye yanıt verdi. Ergin, dağa çıkanların sayısının arttığına ilişkin değerlendirmelerin sorulması üzerine, "Bunlar bana göre maksatı aşan değerlendirmeler. Önceki yıllardan çok garipsenecek bir rakam olduğunu düşünmüyoruz" yorumunda bulundu. Türkiye'de daha fazla özgürlüğe ihtiyaç duyan kesimlerin olduğunu ifade eden Ergin, "Kılık kıyafet açısından hakları engellenen kesimler var. Kendini, kimliğini ifade etmekten alıkonulduğunu düşünen kesimler var. Öteki olduğunu düşünenler var. Bütün bunların bu çekincelerini gidermek, bu saydığım olumsuzlukları giderecek, herkesin kendini bu ülkenin birinci sınıf vatandaşı sayacağı bir zemini oluşturmamız gerekiyor. Onun için çabamız" ifadesini kullandı. Demokratikleşme paketiyle ilgili Adalet Bakanı Ergin, şöyle konuştu: "Türkiye'de ileri uygulamaları saydığınız zaman kamu denetçiliği hayata geçti, bu başlı başına Türkiye'de yeni bir hak arama yolu, Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru hakkı geldi, bu başlı başına bir hak arama yolu, ayrımcılıkla mücadele kurumunun oluşturulmasıyla ilgili çalışmalar son noktaya geldi, paketle beraber inşallah bunlar hayat bulacak. Bağımsız kolluk denetim mekanizmasının hayata geçirilmesi gibi birtakım düzenlemeler hayata geçirilicek. Nefret suçlarıyla ilgili şikayetler belki bu düzenlemeden sonra azalacak. Bütün bunlar Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu düzenlemeler. Gayrimüslimler, Müslümanlar, liberaller, Aleviler, Kürtler vs. geçmişten bu yana sıkıntı çektiğini, yaşadığını düşünen kim varsa 76 milyonun içinde kim ki; 'ben şu husustan dolayı rahatsızım' diyorsa, bunların cevabını bulabilecekleri unsurları bu paketin içine yerleştirmeye gayret ettik." Terörle mücadeleye ilişkin pakette bir düzenleme olup olmadığı yönündeki soru üzerine Ergin, "Bizim Türk Ceza Yasamızın altyapısı terör eylemlerini de karşılayabilecek donanıma sahip. Terörün çözüm süreci sonrasında bitirilmesiyle beraber, inşallah bu neticeyi alırsak, Terörle Mücadele Konunu'na bu ülkede ihtiyaç kalmayabilir. Bizim amacımız zaten bu ülkede Terörle Mücadele Kanunu'na ihtiyacın kalmayacağı bir iklimi oluşturabilmek" diye konuştu. Ergin, toplumun güvenlik ihtiyacını karşılamakla yükümlü bir devletin olduğunu belirterek, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ'a yapılan saldırıya ilişkin, "Adli kontrolle saldırgan salıverildi. Burada 2005 yılında yeni bir yasa yaptık, o zaman ceza yasasını yeniledik. Yargılandığınız maddenin ceza üst sınırı 1 yıla kadardı, 2012'de biz bunu 2 yıla çıkarttık. 2005 ve 2012 değişiminden kaynaklı olarak o saldırgan tutuklu yargılanamayacak konuma geldi. Toplumda ciddi bir reaksiyon var, insan bedeninin bütünlüğüne yapılan saldırılarda saldırganın bu eylemin karşılığını görmesi lazım" yorumunda bulundu. Yargılamanın hızlandırılması ve tutukluluk sürelerine ilişkin düzenlemelere ilişkin soru üzerine Ergin, "Bugün Türkiye'de cezaevlerinde bulunanların 27 bini tutuklu, bu oran da AB ortalamasının altında, AB'den daha iyi durumdayız şu anda. Türkiye'de 5 yılın üzerinde tutuklu olan kaç kişi var? Toplam 58 kişi var.
Yorumlar