banner110

EN ALTTAKİ ÜRETİCİ PERİŞAN OLUYOR

Hatay’ın Dörtyol ve Erzin ilçeleri Turunçgiller üretiminin Türkiye’deki yeri %45 özellikle Portakal ve Saksuma mandalina ise dünyanın en kalitesi olarak değerlendirilmektedir. Portakal, mandalin, limon üretiminin merkeze ama çiftçinin yüzü bir türlü gülmüyor. Çiftçi sürekli krizlerle boğuşarak üretimini inatla devam ettiriyor. Devlet yardım etmiyor. Gübre pahalı, mazot pahalı, ilaç pahalı hadi çiftçi yine fedakarlık ederek Türkiye ve dünyaya üretim yapıyor. Çiftçilerin deyimi ile söylersek “biz üretimi dişimiz ve tırnağımız ile yapıyoruz. Hem kaliteli hem organik üretiyoruz.” Aması ise devletin ve hükümetlerin bunu anlamadığını ve anlamak istemediğinin altını çiziyorlar.

09 Aralık 2015 Çarşamba 11:12
banner77
EN ALTTAKİ ÜRETİCİ PERİŞAN OLUYOR
HÜSEYİN GÜLER
Turunçgiller üreticisini daha önce de Suriye krizi vurmuştu. Bütün Ortadoğu ülkelerine ihracat yapılıyordu. Türkiye-Suriye krizi ile bu kapılar kapanınca yeniden Pazar sorunu çıkmış ve Rus ve Doğu Avrupa pazarlarına yönelmişler. Şimdilerde ise Rus krizi ile yeni bir boyut kazanmıştır. Yeni Pazar bulmak mümkün mü sorusuna ise “ha diyence olmuyor, öyle kolay değil” diyorlar. Özellikle Satsuma mandalinin Ruslar NOEL için aldıklarını ve sözleşmelerin yapıldığını belirtiyorlar. Hatalı tarafın uçak krizindeki sorunu özür dileyerek çözülmesini istiyorlar. Diğer taraftan Turunçgiller tüccarının Avrupa pazarına girme şansının olmadığını altını çiziyorlar “Çünkü Avrupa kendi Avrupa üyelerinden Turunç ihtiyacını temin eder, Türkleri o pazara almazlar” diyorlar.Rus krizi şimdilik üreticiye yansımamış ama Tüccar ve ihracatçı firmalar yarın krizden ötürü çek ve senetlerini üreticiye ödeyemez ise o zaman yansıyacaktır. Çünkü mallarını ya satamayacaklar ya da ucuza satmak zorunda kalacaklardır.Rus uçağının düşürülmesi sonrası Turunçgiller sorununu üreticilerle görüştük. Dörtyol ve Erzin ilçelerinde üretici olan Hacı İbrahim Seçer ve Fatih Rüştü Yalçın, Hacı İbrahim Seçer hem üretici hem Dörtyol Turunçgiller Üretim Birliği başkanı ve tarım ilaçları ticareti de yapmaktadır. Fatih Rüştü Yalçın üretici ve Dörtyol Ticaret ve Sanayi Odası yönetim kurulu üyesidir.Seçer günümüzün oluşumunu siyasi konjonktürel sonucu oluştuğunu belirtiyor. “Rus jetinin düşürülmesi sonucu piyasalarda bir kargaşa oluştu. Oluşmasının nedeni psikolojik nedenlerden kaynaklanmaktadır. İletişim ve bu ağın hızlı yayılmasından ötürü bir zafiyet yaşanmaktadır. Biz Dörtyol ilçede narenciye üretimi yapmaktayız ama daha çok satsuma mandalin türü üretmekteyiz. Satsuma mandalinin çoğunlu Rusya’ya ihracatı yapılmaktadır. Bir kısmı ise Doğu Avrupa ülkelerine gönderilmektedir. Türkiye’de üretilen narenciyenin Dörtyol Türkiye narenciye üretiminin %25 ni, Erzin ilçe ile bu %45 ve satsuma mandalin türünün ise %40.nı üretmektedir. Biz iyi bir tarım yapmaktayız. Kanserojen oluşmamaktadır. Meyvelerde ilaç kalıntıları kalmamaktadır. Biz ihracata uygun ve diş piyasa standartlarına uygun bir üretim yapıyoruz. Yüksek maliyetlerle yetiştiriyoruz. Tabi kanserojen ve tarım ilaçlarının kalıntısının olmadığı üretim sağlık açısından çok önemlidir. Yurt içerisinde de yapıyoruz ama maliyet yüksek olduğundan yurt içinde alıcı bulunmamaktadır. Pazar sıkıntımız yaşanmaktadır.Rus jetinin düşürülmesinden Rusya’ya gönderdiğimiz, ihracatını yapmak üzeri hazırlamış olduğumuz, nakliye araçlarımız kapılarda bekletildi. Kapılarda nakliye araçlarımız gerekçe üretilerek içeri alınmadı. Biz üretici, gerek ihracatçı tedirginlik oluştu. Bu ürünleri başka piyasalara göndermek üzeri ve yine bir kısmını Doğu Avrupa ülkelerine gönderdik. Yine firmalarımız muzdarip ve mağdur durumdadırlar.Son üretici ve ihracatçılar birliği hükümet ile görüşmelerde zararların bir türlü bertaraf edileceğini, yeni pazarların bulunması için gece, gündüz çalıştıklarına vurgu yaptıklarını, öğrenmiş bulunmaktayız. Bizler de gerek ihracatçı, gerek üretici olarak, hükümetimizden konjektürel ve yapay sorunlara çözüm bulunmasını istiyoruz. Konjonktürel  sorunlar yaşanırken bir de yapay sorunlar vardır. Bu yapay sorunlar hükümetimizin yetkilileri tarafından duyarlılık gösteriliyor ama bu defa yaşanan kriz ciddidir. Narenciye üretiminin ülkemizde ekonomik ve sosyal boyutu yüksektir. Ülke genelinde 50 bin aile narenciye üretimi ile iştigal etmektedir. Buna bağlı olarak narenciye üretiminin her kademesinde çalışan işçiler vardır. Belki Türkiye ortalamasında kaide değer bir olmasa bile önemlidir.
Bir turunçgil üreticisi ve başkanı olarak rantıbil olacak pazarlama ve üretim sisteminin ihtas edilmesi gerektiğini belirtiyoruz. Üreticilerimiz bin bir emekle üretiyorlar, ihracatçı birliklerimiz ise ürünlerimizi değerlendirmek üzeri, yine ticaret yapan bir firma yöneticisi olarak Suriye’nin iç karışıklıktan ötürü Ortadoğu ülkelerine ihracat yapamıyoruz. Bununla alakalı olarak hükümetimizden nakliyeye verilecek teşviklerin, artırılmasını, narenciyeye nakliyesi yapan firmalara teşvik verilmesini istiyoruz. Bunu özellikle birinci madde olarak aldediyoruz. İki Rusya’ya yapılan narenciye ihracatından dolayı, Rus hükümeti ile ciddi şekilde görüşmeler yapılarak, son otuz yılda firmalarımızın tırnakları ile elde etmiş olduğu pazarların kayıp edilerek zayedilmesini istemiyoruz. Elde edilen pazarların elde tutulmasını istiyoruz. Bununla ilgili hükümetten ivedi olarak, çalışmaların yapılmasını aynı zamanda Rus hükümetinde ithalatı kısıltlamasından dolayı zararlar yaşandığını ve kendi ülkelerinde enflasyonun yükseldiğini gözlemlemekteyiz. Bu durumu da iyi anlatarak, Ruslarla alışverişin normale dönüştürülmesini talep ediyoruz. Üçünücü olarak da Avrupa ve Doğu Avrupa ülkelerine ihracatın artırılmasını talep ediyoruz.”
HÜKÜMET NEDEN SURİYE SORUNA MÜDAHİL OLMUŞTUR.?
Fatih Rüştü Yalçın baba geleneğini yani çocukluktan beri narenciye üreticisi olduğunu belirtiyor ve bu sene narenciye mahsulünün iyi olduğunun altını çiziyor.Üretim olarak iyi amma maddi getirisinden şikayetçiyiz. En son olarak da Rusya krizi narenciye üreticisini vurdu. Zaten tarım girdileri yüksekti.“Esas mesele ise 2000 yılından bu yana komşularımızla ilgili eksik politikalar izlenmektedir. Suriye ile yaşanan kriz ve narenciye tüketen ülkeler uzak doğu ve soğuk bölgelerdir. Başta Rusya’dır narenciye üretimini Rusya krizi önemli etkiledi. Üretici bu sana tüccar veya tacire satmıştı. Fakat, üretici parasını almadı, belgeye dayandırıldı. Çek ve senetle veya vaadle mallarını verdiler. Yarın bir gün Rusya krizini bahane eden tüccar ve tacirler, yine üreticilere mağdur edecektir. Çeklerin suç oranı düşük olduğundan tüccar üreticiyi mağdur etmektedir. Devletin bu konuda bir tedbir alması gerekmektedir.Narenciye tüccarı ilk tepkileri aldı. Geri dönem araçlar ile bir moral bozukluğu yaşamaktadır. Suriye veya Rusya ile uçak krizinde devlet gerekirse iki taraf bir araya gelir ve özür niteliğinde işi çözmelidir. Burada arabulucular değerlendirilebilinir. Hükümeti yönetenler çiftçi gelirlerini yok saymaktadır. Halbuki Çiftçi milletin efendisidir. Yıllardan beri bu böyle olmuştur.Bu hükümetin politikalarını yanlış buluyorum. Daha önceki hükümetlerde komşularımızla ilişkilerimizde birçok olaylar oldu, hatırladığımız kadarı ile iran’da olaylar oldu, ama dönemin hükümeti İran’ın iç işlerine karışmadı. Yine Irak’ta birtakım olaylar oldu yine iç işlerine hükümetimiz karışmadı. Bulgaristan, Yunanistan gibi ülkelerde içi sorunlar yaşandı ama yine bizim hükümet oraların iç işlerine karışmadı. Neden AKP hükümeti Suriye olaylarına müdahil oldu? Bu düşünülecek bir olaydır. Sonuçta çiftçi, tüccar mağdur ediliyor. Bu mağduriyetin gelecek yıllara büyük etkileri olacaktır. Bazı arkadaşlar ağaçlarını sökmek zorunda kaldılar. Zeytine yöneliyor, zeytin para etmiyor, kaysıya yöneliyorlar o da olmuyor.Devletin doğru, dürüst bir tarım politikası yoktur. Hububat bölgelerine narenciye ekilmiştir. Bunun bedelini saman ithal ederek gördük. Mal bir sene para ediyor, bir sene etmiyor. Narenciye değil, diğer üreticilerde bu zararları  yaşamaktadır. Narenciye üretiminde Türkiye en az teşvik primi uygulamaktadır. Gübre, ilaç yardımı ise devede bir kulaktır. Üç kilo mandalin bir bardak çay etmektedir. Benim bahçenin mahsulünün kilosu 30 kuruşa geldi. Kilosu 40-50 kuruştu bu ikibin ikinin fiyatlarıdır. Ben 2002’de 500 liraya mahsul sattım. Kayıtlarımda var. Üretici malını tüccara sattığından üretici mağdur değil, mal tüccarın elindedir. Tüccar mağdur oldu tüccarın elindeki mal belgeye dayandığından yarın çiftçiye yansıyacaktır. Çiftçi yarın tüccardan parasını isteyecektir. Tüccar ise ‘Rusya ya mal verdim. Geri döndü, zarar ettim, çekini erteleycem’ diyecektir. Üretici her alanda ürününe güvenerek borçlanmışlardır. Tüccarda çek ve senet karşılığında ihracatçı firmaya satmıştır. Zaten medya dan izliyoruz. Geri dönüş sonucu birçok malın ucuzladığını işitiyoruz. Her türlü olumsuzluk üreticinin üzerine binmektedir. Yani en alttaki üretici perişan oluyor.”



 

    Yorumlar

banner131
banner119
Hava Durumu
Tümü Anket
İSK. BEL.BAŞ. SEYFİ DİNGİL'İ BAŞARILI BULUYURMUSUNUZ?

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
E-Gazete
Karikatür
  • gazeteci olur belki
Sen de Yaz
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri
Siz de yazmak istemez misiniz?
Ziyaretçi Defteri
Arşiv

banner99