CHP Hatay Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu, Sağlık Bakanı Recep Akdağa kürtaj ile ilgili soru önergesi sundu.
31 Mayıs 2012 Perşembe 08:45
Ediboğlu soru önergesinde; Bilindiği gibi Başbakan Erdoğan, yaptığı açıklamada, Kürtaj cinayettir, sezaryene karşıyım demişti. Türkiyede kürtaj, kadının son menstruasyon (adet) döneminin ilk gününden 10 hafta sonrasına kadar yapılmasına yasal olarak izin verilmiş bir haktır.
Kürtajın yasal ve yasadışı olduğu ülkeler karşılaştırıldığında, kürtaj sayılarının arasında anlamlı bir fark olmadığına dair veriler bulunuyor. Sonuç olarak kadınların bir çocuk dünyaya getirip getirmeyeceği üzerine vereceği kararın, evrensel bazı gerçekler ışığında değişmediğine, metazori olarak da değiştirilemeyeceğine işaret ediyor.
Ülkemizdeki sezaryen oranı, AKP iktidarının ilk yılında, 2003te yüzde 20ler düzeyindeyken 2012 yılında yüzde 50ye çıktı. Bu durumun temel sebepleri ise, AKP iktidarı döneminde uygulanan sağlıkta dönüşüm programı, sağlıkta piyasalaşma ve devletin küçültülmesi olduğu bilinmekte iken; Kamu kaynaklarının aktarıldığı özelleştirilmiş bir sağlık sisteminde özel sağlık kuruluşlarının kâr hırsıyla sezaryen rekoru kırması sezaryen oranının ciddi şekilde yükselmesinde etken midir? Kamu hastaneleri çalışanlarının ise, hastanelerin kazancını artıracak uygulamalara açıkça teşvik edilip performans ücreti adı altında bu kazançtan pay alması nedeniyle artan operasyon sayıları, ülkemizin sezaryen oranlarında bu denli ciddi bir yükselişine yol açmış mıdır? Dolayısıyla suçu sağlık çalışanlarında değil, en başta AKP iktidarının sağlık alanındaki uygulamalarında aramak gerekmez mi?
Kürtaj ve sezaryen konusunun sermayenin ihtiyaçları göz önüne alınarak ve dini bir referansla düzenlenmeye çalışılması, açıkça bilimsel değerler yerine muhafazakâr yaklaşımın gündelik yaşama müdahalesi değil midir? Bu durum aynı zamanda suç işlemek anlamına gelmiyor mudur? Kürtajı bir doğum-kontrol yöntemi yerine kullanmanın suçunu tek tek bireylerde aramak yerine, aile planlaması hizmetlerinin daha önceki uygulamalarda ücretsiz ve yaygın olma özelliklerini rafa kaldıran, Bakanlığınız uygulamalarında aramak daha doğru bir yaklaşım değil midir?
Kürtaj hakkı, her şeyden önce kadınların kendi bedenleri üzerine karar verebilme hakkı anlamına geliyor. Ülkemizde de çok ciddi boyutlarda yaşanan tecavüz suçları sonucunda meydana gelen gebeliklerin sonlandırılması gibi etik gerekçeler, fetüse ve anneye ait tıbbi gereklilikler ve sosyo-ekonomik gerekçelerle yasal haklarını kullanarak kürtaj ve sezaryen yaptırmış kadınların cinayet işlemek suçlaması ile itham edilmesi, her fırsatta 3 çocuk isteyen Başbakanın üçüncü çocuğa karşı işlenen bir cinayeti mi ima etmektedir?
Şiddet gören kadınları eşlerinden koruyamayarak cinayetlerine sebebiyet veren hükümetinizin, bu kadınların eşlerinden gebe kalmaları durumunda çocuk doğurmama hakları bulunmalarına rağmen, bu durum şiddet gören kadını şiddet gördüğü eve mahkûm etmek anlamına da gelmiyor mudur? dedi.
Yorumlar