KARAKOLDA KAYBOLMALARA DAVETİYE
Yeni düzenleme, muhafaza altına alma yerine ‘koruma’ adı altında yeni bir müessese oluşturmaktadır. Bu durum yeni haksız gözaltı, karakolda kaybolmalara davetiye çıkaracaktır. Bu madde ile bir milletvekilinin bir bölgeye girmesi, eylemi tehlike oluşturuyor bahanesiyle engellenebilecektir. Ayrıca bu düzenleme ile mevzuatta tanımlanmamış, sebep ve sınırları tarif edilmemiş “koruma altına alma” ve “uzaklaştırma” yetkileriyle Türkiye tümüyle OHAL’in yürürlükte olduğu bir toplama kampına dönüştürülmek istenmektedir.
TABANCAYA 1, SAPANA 2 YIL
“Tasarıyla hukuk devleti anlayışı ile bağdaştırılamayacak şekilde; özellikle toplumsal olaylarda, molotof, patlayıcı, yanıcı, yakıcı, boğucu, yaralayıcı ve benzeri silahlarla saldıran veya saldırıya teşebbüs eden kişilere, “kademelilik” ve “ölçülülük” ilkesi gözetilmeden doğrudan kolluğa ateşli silah kullanma yetkisi verilmektedir. Bu düzenleme ile kolluk, elinde ateşli silah olmadığı halde, yanıcı, yakıcı, yaralayıcı madde bulundurduğu gerekçesiyle silahını kullanıp ateş edecek ve bu da “yargısız infaz” ve “orantısız güç” tartışmalarını daha da alevlendirecektir. Anayasa’ya aykırı bu düzenleme, demokratik hukuk devletini değil, diktatörlüğün hüküm sürdüğü bir devlet anlayışını tarif etmektedir. Üzerinde ateşli silahla (tabanca) yakalanan şahsa verilecek cezanın 12 ay olduğu düşünülürse, bir sapanla gösteriye katılmış göstericiye, 2 yıldan fazla ceza verilerek nasıl tehdit altına alınmak istendiğini kabullenmek olanaksızdır.”
‘AKPOLİS’ Mİ KURULMAK İSTENİYOR
MHP’nin komisyonda koyduğu itiraz şerhini de destekliyoruz. Tasarının ülkeyi temel haklar konusunda 2001 ve 2010 Anayasa değişikliklerinin gerisine götüreceğini, iktidarı eleştirmenin yasak hale geleceğini iddia ediyoruz. MHP’nin itiraz şerhinde belirttiği “Emniyet teşkilatının tek sorunu kadrolarda biriken emniyet amirleriymiş gibi gösterilse de bu düzenlemelerin asıl amacının İran Devrim Muhafızları benzeri bir ‘AKP rejim polisi’ ya da kendi tabirleriyle ‘AKPOLİS’ yaratmak istedikleri inkâr edilemez. AKP’nin Jandarma Genel Komutanlığı’na ilişkin öngördüğü düzenlemeler devletin bekâsı olan jandarmayı istediği gibi kontrol etmek ve kendi kır ordusunu oluşturmak içindir. Artık bu düzenlemeden sonra il ve ilçe jandarma komutanlarının sendikalaşarak JAN-BİR-SEN (!) üyesi olmadan atanamayacağı ve bu da yetmeyip kapı kapı AKP’li il başkanı ve ilçe başkanı kovalayacağı günler de yakındır. Temel hak ve özgürlükler konusundaki özellikle vatandaşların örgütlenme hakları ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakları neredeyse kullanılamayacak hale getirilmektedir.” Tespitlerini destekliyoruz.
JANDARMA, KAPIKULU ASKERİNE Mİ DÖNÜŞTÜRÜLECEK
“Polis kolejleri kapatılmakta, Polis Akademisi ise kapatılıp yeniden açılmaktadır. Burada amaçlanan; iktidarın istediği yalnızca ona hizmet edecek bir kolluk kuvvetidir. İktidar Jandarma’yı da kendi kapıkulu askerine dönüştürmeyi amaçlamaktadır. Bölücü terör örgütüyle mücadele sürecinde de önemli görevler üstlenen Jandarma teşkilatının siyasallaşması hem askerî faaliyetlere hem de kolluk faaliyetine zarar verecektir. ‘Yüzünü kısmen veya tamamen örten, gizleyen’ tanımı yoruma açık olup başörtüsü ve peçe gibi kıyafet unsurları düşünüldüğünde başka dönemlerde başka şekilde yorumlanabilecektir. İl İdaresi Kanunu’nda yer alan valinin yetkilerine yeni yetkiler eklemektedir.Ancak bu yetkiler idari fonksiyon ya da idari teşkilatla uzaktan yakından ilgili olmayıp doğrudan doğruya “olağanüstü yetkilerle donatılmış OHAL valisi” konumunda bir kamu görevlisi yaratmaktadır.”
POLİS CİNAYETLERİNİN ALTYAPISI MI HAZIRLANIYOR
HDP’nin şerhindeki “iç güvenlik paketinin birçok hak ve özgürlük açısından büyük tehlike arz ettiğine tasarının, kişi hak ve özgürlüklerini tamamen rafa kaldırırken polisin yetkisini sınırsız bir biçimde artırdığına, polisin attığı her kurşunu baştan itibaren cezasız bırakacak hükümler içerdiğine, bu yönüyle de polis cinayetlerini yasal hale getirmenin altyapısını oluşturmakta olduğuna” dair itirazlarına da katılıyoruz.
MOLOTOF ZATEN SUÇ, AMAÇ DİĞER MADDELERİ SAKLAMAK
Tasarı ile çocuk oyuncaklarının silah sayılmaktadır. Sapan ve bilyenin silah kapsamına alınması, elinde bilye ya da sapan olan bir çocuğun öldürülebilmesi anlamına gelir. Hükümetin, sürekli molotofu gündeme getirerek tasarıdaki diğer maddeleri dikkatlerden kaçırmaya çalışmaktadır. Molotof kokteyli zaten suç sayılmaktadır ve yüzlerce insan bu suçtan dolayı cezaevindedir. İç güvenlik paketi, sıkıyönetim ve darbe dönemlerini aşan neticeleri barındırmaktadır. Bugüne kadar ciddi mücadeleler neticesinde elde edilen kazanımlar hükümetin iktidarını koruma adına bertaraf edilmeye çalışılmaktadır.
VALİLERE TEK PARTİ DÖNEMİ YETKİLERİ VERİLİYOR
İç güvenlik paketi ile savcıların birçok yetkisi valilere verilecek. Vali, lüzumlu görmesi hâlinde kolluk amir ve memurlarına suçun aydınlatılması ve suç faillerinin bulunması için doğrudan emirler verebilecek. Kamu düzenini sağlamak amacıyla vali tarafından alınan karara aykırı davrananlar, 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacak. Bakana verilmek istenen OHAL yetkisi, valiler eliyle yürütülebilecek. Vali, aldığı tedbir ve kararların uygulanması için bütün kamu kurum ve kuruluşlarının itfaiye, ambulans, çekici, iş makinesi gibi araç ve gereçlerinden yararlanabilecek. Kamu kurumları, valinin bu konudaki emirlerini yerine getirmek zorunda olacak. Aksi takdirde vali talimatlarını kolluk aracılığıyla uygulayacak. Valiler Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığı’ndaki general ve amiral haricindeki tüm personel hakkında söz sahibi olacak.
TÜRKİYE ÖZGÜRLÜKLERDEN UZAKLAŞIYOR, GÜVENLİKÇİ BİR YAPIYA DOĞRU DÖNÜŞÜYOR
İç güvenlik yasa tasarısı ile birlikte Türkiye’nin özgürlüklerden uzaklaşan güvenlikçi bir yapıya doğru dönüşecektir. Ceza hukukunda temel bir ilke vardır. Bu orantılılık ilkesi. Tasarıya genel olarak baktığımızda sapan kullanma, havai fişek kullanmaya veya madde kullanmaya 2,5 yıl ile 4 yıl arasında ceza öngörülüyor. Bunlar ceza hukukunda orantılılık ilkesi ile bağdaşmayan şeyler. Vali ve kaymakamlara suçun aydınlatılmasına yönelik olarak sınırlı bir kolluk kuvvetlerine yönelik emir vermesi yetkisi veriliyor. Doğrudan adli kolluk kuvvet güçlerine suçun aydınlatılmasına yönelik emir verme yetkisi veriyor. Bu bana göre kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırı. Çünkü suça ilişkin soruşturma ve kovuşturma savcılık makamınca yapılabilir. Valilik makamına verilecek bu yetki suistimale son derece açık. Suçluların ortaya çıkmasına engel olabilecek bazı normlar getiriliyor. Bunun dışında polise silah kullanma yetkisi son derece istisnai ve sınırlı olmalı. Bu yasa tasarısı ile polisin silah kullanma yetkisi muğlak bir şekilde artırılıyor. Polise silah kullanma yetkisini artırmak, toplumsal olayları azaltmaz daha da artırır. Can kayıplarına yol açabilir.Yine Meclis’e sunulan yasa tasarısı birçok yönüyle eleştiriyi hak ediyor, aynı zamanda vahim neticeler ortaya çıkarma potansiyeli içeriyor. Muhtemelen buna evet oyu verecek olanların kanunun mantığını, ne getirdiğini, neyi değiştirdiğini kavradıklarını sanmıyorum. Bu kanun bize daha özgür ve huzurlu bir Türkiye vaat etmiyor. Yasa hangi problemleri nasıl çözecek sorusunun akli, mantıki, hukuki bir karşılığı yok. Mesela, polisin yetkilerinin artırılması,mülki amirlerin yetkilendirilmesi karşısında, muhtemel keyfiliklerin nasıl önleneceği belirsiz. Yine suçun daha çok şehirlerde ve teknik yöntemlerle işlendiği, suç işleme tarzlarının değiştiği, örgütlü suçların arttığı günümüzde polis kolej ve akademisini kapatmak, en az suç işleyenler kadar teknik donanımlı polislerden mahrum olmanın ülkeye hayrını anlamak mümkün değil. Jandarmayı günlük olaylara dahil etmek, göz önünde ve eleştirilerin hedefi haline dönüştürmek, subay ve askerlerden oluşan temel görevi ülkeyi savunmak olan askerlik mesleğinin itibarını ve askerlere karşı toplumun güvenini kırmanın ülkeye bir hayrı olmaz. Bu yasa maalesef bize gelecekle ilgili bir ışık ümit vaat etmiyor bilakis çatışmacı otoriter bir geleceğe işaret ediyor.”Başkan Çakır yazılı basın açıklamasını şu şekilde sonlandırdı “ İç Güvenlik paketiyle, OHAL’den daha öte bir yasa Türkiye’nin gündemine sokuluyor. Yasa ile valilere OHAL yetkisi verilecek. Bunu kabul etmek mümkün değil. Yargı devre dışı bırakılacak. Nefes alışımız bile izlenecek. Oluşturulmak istenen rejim demokrasi değil. Özgürlükleri tehdit eden bir yasayla karşı karşıyayız. Bu yasa olabilir, Meclis’ten de çıkabilir ancak yasa olsa bile hukuka uygun olmayacak. Demokrasi, hukuk devleti ilkeleri, özgürlük ve adalete bağlı olmayacak. Bunun Meclis’ten geçmemesi gerekiyor, kamuoyu duyarlı olmalıdır. Özgürlük için güvenlikten vazgeçenler ne özgürlüğe ne de güvenliğe layık değildirler. Unutulmamalıdır ki hukuk, her zaman herkese lazımdır.”
Yorumlar