AKP iktidarı terörle mücadeleye yeni bir “strateji” ekledi: “Esselamünaleyküm!” Mucidi Başbakan Davutoğlu. Akademisyenken “Stratejik Derinlik” diye bir kitap yazınca “İşte aradığımız strateji uzmanı!” denmiş, kâh dışişleri bakanının, kâh cumhurbaşkanının, kâh başbakanın “Başdanışmanı” olmuştu. Devlet tecrübesi mi? Ne gezer! “Bekâra Hanım boşamak!” gibi yazıp çizmiş, “Ben yaptım oldu!” demişti. İnanan epeyce evli de vardı…
Muhterem dışişleri bakanı olmadan önce “Komşularla sıfır sorun politikasını uyguladık ve uygulayacağız!” demişti. Oysa AKP iktidarı olarak hiçbir komşuyla ilişkileri düzeltmemişlerdi. Dışişleri Bakanı olduktan sonra ilk icraatı Ermenistan’la durumu düzeltmekti. Ama ne gezer. Yüzüne gözüne bulaştırdı ve Ermenistan’la ilişkiler daha da kötüleşti.
Demokratik bir ülkede bu kadar iddialı olunan bir projede fiyaskoya uğrayan dışişleri bakanı ya istifa eder, ya da ettirilir. Ama Türkiye’de, hele de AKP iktidarından bu tür devlet adamlığı erdemlerini pek göremiyoruz. Bu “hayal âleminde yaşayan adam”a soracak olsak, son derece başarılı olduğunu söyleyecektir.
Şayet Diyarbakır’a reklam yapa yapa gitmeseydi, “Esselamünaleyküm!” dediği gün 7 polis evladımız ve kardeşimiz şehit olmayabilirdi. Çünkü Davutoğlu’nun reklamlı Diyarbakır seferine teröristler de “Aleykümselam!” demiş, bu katliamı gerçekleştirmişlerdi.
Şehitlerimizin sayısı o gün 10’u buldu. Ama şehadetlerinden sonra Diyarbakır’a giden Başbakan Davutoğlu, Diyarbakır’ın Sur ilçesi ziyaretini şehitlere rağmen seçim propagandası havasına soktu.
Kar amacı güden bir bezirgân ruhu taşımasaydı, “Keşke ben Diyarbakır’a gelmeyeydim de, bu çocuklarımızı kaybetmeseydik!” diyebilirdi. Aksine seçim yatırımı gibi hareketi tercih etti.
Bezirgân demişken, Davutoğlu Diyarbakır’ın yeni inşa edilecek Sur ilçesinde ev de almak istiyormuş. Bu AKP iktidarına Maşallah vallahi. Gözleri şehitleri, gazileri ve ailelerini değil de, hala malı mülkü süzüyor bunların! İnsanın “Gözünüzü toprak doyursun!” diyesi geliyor ama…
AKP iktidarı önce Irak ve Suriye sınırına yakın illeri PKK terör örgütüne teslim etti. Mücadelenin çok daha kolay ve masrafının çok daha az olduğu bir dönemde terörle mücadele yerine, terörle müzakere ve anlaşmayı seçti. Bunun sonucunda teröristlerden istedikleri hiçbir şeyi alamadılar. Aksine teröristler ne istediyse “Ver, kurtul!” anlayışıyla hareket ettiler.
Teröristler ne silahlı militanlarını yurt dışına çıkardı, ne de silahlarını. Üstüne üstlük hem kırsalda, hem de PKK’ya adeta teslim edilen bölge kentlerinde hayal bile edilemeyecek bir silahlanma ve depolama faaliyetini sürdürdüler.
Bugün hem bölgede şehirlerarası yollarda zaman zaman patlatılan tuzak patlayıcılar, hem de peynir ekmek gibi şehir merkezlerinde kullandıkları patlayıcılardan anlıyoruz bunu. Bu arada KCK davalarını sona erdiren AKP iktidarı, nasıl ki şehirlerde silah depolanmasına göz yumduysa, KCK merkezli teşkilatlanmaya ve şehirlerde yapılanmaya da göz yumdu.
Peki neden göz yumdular? “Sakın ha biri çıkıp da AKP iktidarı buna göz yummadı!” demesin. Başbakan Davutoğlu bile en az iki kez itiraf etmişti. Zaten göz yumulmadıysa, hangi şehire silah ve patlayıcı madde stoklandıysa, o şehrin mülkü amirinden hesap sorulmalıdır. Bugüne kadar kimden hesap soruldu? Ama her nedense bu gafiller veya acemilerden “Bu millet gurur duyuyor!” Bunu anlayabilmek mümkün değil!!!
Patlayıcı ve silah depolanan şehirlerin altları da köstebek yuvası gibi. Yollar da hendekler ve duvarlarla engelleniyor. Güvenlik kuvvetleri de her biri “Türk şehri” olan bu terör yuvalarını fethediyor. Fethederken de haklı olarak harap ediyor.
Son Söz: AKP’nin akçeli işleri sevdiğini biliyoruz. Esselamünaleyküm’ü virane terör kentlerini inşa edecek yandaşlara mı söylüyorlar yoksa. Böylece AKP bir taşla iki kuş vuracak. Bir taraftan yandaşa kıyak yapılacak, diğer taraftan bu inşaat işiyle büyüme sağlanacak. Üretim yok, milletin parası harabe kentlerin inşasına harcanacak, parsayı gene AKP toplayacak!
Yorumlar