Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP’li bakanlara göre “Paralel Devlet”le de mücadele var, ama “silahsız!”. Biz buna AKP-Cemaat arasında pastayı (devleti) paylaşamama kavgası diyoruz. Her ne dersek diyelim gerçek şu ki: Türkiye terörle amansız bir mücadele içerisinde. Bu mücadele çerçevesinde hemen her gün şehit ve gazi haberleri alıyoruz.
Bu bağlamda 10 Mayıs 2016 günü önce sabah saatlerinde Van’ın İpekyolu ilçesinde PKK’lı teröristler tarafından yola döşenen ve imha edilmeye çalışılan patlayıcı polisin elinde infilak etti. Patlamada 2 polis memuru şehit olurken biri de yaralandı. Bu haberle içimiz kan ağladı.
Bu haber üzerine üzülürken aynı gün öğle saatlerinde Mardin’in Midyat ilçesi yakınlarında askeri araca düzenlenen bombalı saldırıda 5 askerin yaralandığını öğrendik.
Bugün artık terör haberi duymayız diye düşünürken saat 16.30 civarında Diyarbakır’dan gelen haberle sarsıldık. PKK, bomba yüklü araçla polis servis midibüsüne saldırdı. İlk belirlemelere göre 3 kişi hayatını kaybetti, 12 polis memuru ve bir de bebeğin bulunduğu 45 kişi yaralandı. Patlama şiddetiyle polis servis aracı ve çevredeki binalar ve araçlar hasar gördü.
Bu olaylardan 4 gün önce Eyüp Belediyesi hizmet binası ve toplu açılış töreninde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, AB’ye özellikle terör konusunda şöyle verip veriştirmişti: “Türkiye dört bir yanından terör örgütlerinin ve onlara destekçilerinin saldırısı altındayken, şu anda AB vize için ‘terörle mücadele yasasını değiştireceksiniz’ diyor. Siz önce AB Parlamentosu önünde çadır kuranlara karşı zihniyetinizi niye değiştirmiyorsunuz? Onlara çadır kurduracaksınız, demokrasi için olduğunu söyleyeceksin; bize de vizeyi kaldıracağım şartı şu. Biz yolumuza gidiyoruz, siz de yolunuza gidin!”
Bu ifadelere katılabiliriz. Ama aynı ifadeden 3 gün önce (2 Mayıs 2016) AB heyeti İmralı’da teröristbaşı Öcalan’la görüştü. Bu nasıl iş? Hem AB heyetine Öcalan’la görüşmesi için izin vereceksin, hem de Brüksel’de teröristbaşının posteri asılı diye küfredeceksin! Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu eyyy Cumhurbaşkanı?
Terör sadece 10 Mayıs 2016 gününe de mahsus değil. 2-9 Mayıs 2016 döneminde PKK terör örgütüyle mücadele sebebiyle güvenlik güçlerinden 12 şehit verildi, en az 13 yaralı var. Üstelik terör Karadeniz’e doğru genişleme meylindedir.Zira 3 Mayıs’ta Giresun'un Doğankent ilçesinde, teröristlerce baraj görevlilerine silahlı saldırı gerçekleştirildi. Göğsünden yaralanan Adil Bülbül, tüm çabalara rağmen kurtarılamadı.
4 Mayıs gecesi Gümüşhane’nin Kürtün ilçesine bağlı Üçtaş köyü sınırları içerisinde terör örgütü mensuplarıyla sıcak temasa girildi. Teröristler hidroelektrik santrali cebri borusunun ayrım vanasını bombayla patlattı.6 Mayıs’ta Giresun ilinde Çaldağ Jandarma Karakolu Komutanlığı’na teröristler tarafından ateş açıldı. Güvenlik güçlerinin karşılık vermesinin ardından çıkan çatışmada yaralanan 1 başçavuş tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehit oldu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan 8 Mayıs tarihli konuşmasında, “Suriye’de DAİŞ terör örgütüyle mücadele ettiğini söyleyenlerin hiç biri, ne bizim kadar örgüte zayiat verdirmişlerdir ne de bizim kadar bedel ödemişlerdir. Bir yandan canlı bombalarla, diğer yandan Kilis’e yönelik saldırılarla canımızı yakan bu örgüte karşı mücadelemizde bizi yalnız bıraktılar…” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu ifadesi doğru olmakla birlikte, bir cumhurbaşkanının değil, muhalefetin söyleyeceği şikâyetlerdir. Dış politikadaki yanlışlığın, isabetsizliğin, terörle mücadeledeki yalnızlığın açık itirafıdır.
Son Söz: Terörle mücadeleyi bilmeyen Erdoğan’ın, biliyormuş gibi ulu orta konuşması yarar değil zarar vermektedir. “Terörü yendik!” de demişti. Bazıları gibi senin için de “Söz gümüşse, sükut yakuttur!” Konuşacağına, 22 milyonun seçtiği başbakana saygılı olsaydın!
Yorumlar