Mehmet Bereket adındaki bir çiftçi altı dönüm buğdaydan bir kilo buğday almadığını ve tarlada bıraktığını belirtiyor. Yine diğer bir tarlasından ise ancak verimin yarısını aldığını bu anlamda ise “çiftçiyim demeye utanıyorum” diyerek tarlasını ekmediğini öylece bıraktığını belirtiyor.Mustafa Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölüm Başkanı tarımın gelişmesi isteniyorsa mutlaka hükümetin destek vermesinin altını çizoyor.DAĞISTANLI:“Buğday taban fiyatları açıklandı. Üretici buğday fiyatlarının olması gerektiği yerde olmadığını düşündüğünü biliyorum. Üretici yıllardır ürettiklerinin karşılığını almadığını belirteyim. Çünkü, girdi fiyatlarının yükseldiğini ve reel olarak üreticilerin gelirleri düşmektedir. Fiyatlar üzerine konuşmak yerine ülkemizde gayri milli hasılanın yüzde biri kadar bir gelirin tarıma destek ayrılması zorunluluğu vardır. Dünya’da ve Avrupa ülkelerinde bu destek düzenli olarak verilmekte iken, ülkemizde ise ancak yüzde ellisi verilmektedir. 2014 Yılında çiftçiye destek on milyar lira olarak verilmiştir. Bu destek ise 20 milyar lira olması gerekmektedir. Çünkü gayri milli hasılanın yüzde biri bu orandadır. Öngörülen desteğin verilmesi, üreticinin daha fazla destek alması demektir. Gerek rekabet, gerekse ülkemizin beslenme istihdamında ciddi bir payı olan tarım sektörünün gelişmesine katkı sağlayacaktır. Bu fiyatlar belki çiftçinin devamını sağlayabilir ama bu onların hayat standartlarının yükselmesini sağlayamaz. Çiftçiler değişik nedenlerden ötürü üretim yapıyorlar, ya alışkınlık, ya zorunluluktan ötürü yapıyorlar. Ya da aile gücünün istihdam yarattığı için yapmaktadır. Bura da yapılan tarım ise ailenin ihtiyacını karşılamak için yapanlar epey vardır. Hatay ve Akdeniz bölgesinde iklimi müsait olan yerlerde, polikültür tarım yapılmaktadır. Polikültür yapılan tarım Hatay bölgesinde azaldığı kanatındayım. Çünkü üretici ürettiğinin karşılğını tam olarak aldığını düşünmemektedir. Bu durum sadece üretici için kayıp değil, ülkemiz için de rekabet açısından da bir kayıptır. Garanti bir fiyat sistemi olmalıdır. Üretici başka türlü gelişmez. Zamanında açıklanan taban fiyatları ile ancak istenilen dengeyi alabiliriz. Benim şahsi kaanatim hasat mevsimi başlamadan en az bir ay, hatta iki ay önceden açıklanması, tabi üretici bir yıl önceye göre planlıyor. Üretici ihtiyaçları açısından hasattan hemen sonra satmak zorunda. Toprak Mahsulleri Ofisini beklemek mümkün değil, çünkü üretici ciddi anlamda sermaye sıkıntısı çekmektedir. Yıl boyunca yaptığı harcamaları borçlanarak yaptığı için hasat sonrası hemen paraya çevirmek zorundadır. Destek zaten peşin verilmiyor ve yıl içine yayılıyor. Onun için üretici Toprak Mahsulleri Ofisinin açıkladığının çok altında tüccara satmaktadır.” Dedi.
TARLAYI EKMEYİ DÜŞÜNMÜYORUM.
Çiftçi Mithat Ertaş , mazot, gübre ve tohum parasını çıkaramadım. “Tarım kredi kooperatifi 170 kuruştan tohumları bize sattı. Biz ise 75 kuruştan sattık. Bunun hesabını yapacak olursak, bizi kurtaracak fiyat 130 kuruş olsa kurtarırdı. Bu fiyatla ancak yarı, yarıya bir fiyata satabildik. Biraz bize kalsaydı, iyi olurdu. Üretim çok zayıf, bakın ben memnun olsaydım bu tarlayı sürüp, geleceğe hazırlardım. Gelirim olmadığından ötürü bu tarlayı olduğu gibi bıraktım ve ekmeyi düşünmüyorum.” Diyor.
ÇİFTÇİLERİ AŞAĞILIYORLAR.
Mehmet Bereket ise bize tohumluk buğdayı iki liradan satıyorlar, ama bizden alınca 75 kuruşu böyle iş mi olur. “O da alanı bulursan, nem oranı bilmem ne derken, tüccar buğdayımızı alırken kötüleyerek, çavdara çeviriyor. Biz anaç tohum alıyoruz, gübrenin en iyisini alıyoruz. Bizim emeğimiz ve diğer giderler hariç bu tarladan ancak gübre ve tohum parasını çıkarabildim. İlaç parasını bile ödeyemedim. Böyle işin neresini yapayım. Aşağıda bir tarla 6.5 dönüm ekin tarlama hiç döver biçer sokmadım. Her tarla dönümüne 700 kilo verirken benim tarlam 350 kilo verdi. Ben ne yapayım? Fiyatlar en azından tohum parası kadar olmalıdır. Tarlaya ekinceye kadar bin türlü emek ama gelir yok, bu kadar zarardan sonra çiftçi bu ateşin üzerine basar mı? Kızgın bir demire oturuyoruz. Bu tarla kaç kez sürüldü. Bakın gittiğimiz yerde sen çiftçisin diye yüzümüze tükürüyorlar. Çiftçiler bu kadar hiç aşağılanmadı. Koskoca araziler verim alamadığından boş bırakıyorlar.”
Yorumlar