banner110

Çiftçileri Tefecilerin Kucağına İtiyorlar!

Buğday hasadı amik ovasında başladı, başlamasına ama yine çiftçinin sel felaketinden sonra kalan ekinleri bu sene giden seneye göre daha verimli. Çiftçi tarlasının başından ekinlerini seyir ettiğinde emeğinin karşılığını tarlası vermiş.Ekinler rüzgârda gelinlik kız gibi dalgalanıyor. İnsanın bu ekinleri biçesi gelmiyor. Üreticiler bu sözlerle ekinlerini ifade ediyorlar.

02 Haziran 2015 Salı 09:51
banner77
Çiftçileri Tefecilerin Kucağına İtiyorlar!

Çiftçiler bizi yemeğe davet ediyorlar. Tabi tarlanın ortasında ayran, pilav ve patetes yemeğini birlikte yiyoruz. Bunu bari elimizden almasın diyorlar.Biçerdöverler harıl, harıl çalışıyorlar. Tohumlarını saplarından ayırıyorlar. Tohumlar traktörlere yükleniyor, samanlar daha sonra tarladan alınmak üzeri bırakılıyor. Çiftçilerin emeklerinin karşılığını tarlası vermiş ama devlet ve tüccar karşılığını verecek mi? Sorun burada başlıyor ve çiftçilere soruyoruz, bu sene buğday hasadı iyi sizin için iyi bir yıl olacak mı?
Çiftçiler ise işi özetliyor.

1.Mazot, gübre, ilaç, elektrik gibi girdilerin fiyatı çiftçiye düşürülsün.

2.Banka kredileri makul ve bizim ödeyeceğimiz şekilde olsun.

3.Toprak Mahsulleri Ofisi buğday almadan önce fiyatları belirlesin.

4.Biçer-Döver fiyatları ziraat odaları tarafından üretim belirlemeden bilinsin.

5.Başta buğday ve diğer bizim ürettiklerimiz ithal edilmesin.

Hatay’dan, Gaziantep’e doğru uzanan amik ovasındaki çiftçilerle görüşüyoruz. Dertlerini ve çözüm önerilerini alıyoruz. Bu sene seçim dönemi durumlarının ne olacağı konusunda düşüncelerini alıyoruz.

Ethem Ulaşlı yılların çiftçisi ve çocukları ile çiftçilik yapmaya devam ediyor. Bizi görünce seviniyor. “Sarayda oturanlar da sizin kadar duyarlı olsa ve çiftçinin halini görmek için tarlamıza gelseler” diyor.

Biçer döverler bir uçtan harıl, harıl girip, öbür uçtan çıkıyorlar. Artık orak yok, tırpan yok, düven yok, buğday savurmak yok ama biçer döver her şeyi bitiriyor. Ama, çiftçinin sorunları da artırıyor.

Ulaşlı “Bu hükümet döneminde çiftçi tamamen bitmiş durumdadır. Bu hükümet güllük, gülüstanlık gösteriyor ama bizi tefecinin kucağına itmiştir. Biz buğdayımızı giden senenin fiyatına satamıyoruz. Çiftçi traktör parasını bile ödeyemez duruma gelmiştir. Bir hastanın böbrekleri gibi. Çiftçi geçmişte beyaz altın dönemini yaşadı. Seçim dönemi gibi hasat dönemi sönük geçiyor. Çiftçi bu memlekette el üstünde tutulmuyor. Çiftçi döver biçer tarlaya girdiğinde mutlu olurdu, kurbanlar keserdi. İşler iyi olurdu, gelinini, kızını everirdi. Yirmi dönüm tarla ile çocuklarının tahsilini yaptırırdı. Çiftçi şimdi ise 500 dönüm toprağı ile bir adım atamıyor. Çiftçi önceki yılın fiyatından buğdayını satamadığından, öz mallarını, traktörünü, tarlasını ve namusunu ayaklar altına seriyor, birilerine peşkeş çekiyor. Ziraat bankası para veriyor. Çiftçinin malı para etmedikten sonra ortada para dönsün. Yedek parça pahalı, lastik pahalı, bununla birlikte işçi sıkıntısı, tarla kiraları, bütün bunlar bizi perişan etti.” Ulaşlı’nın önerisi ise Saraylarda oturanların çiftçiyi tarlasında ve yerinde görmesidir. “Toprak mahsulleri alıma başladı ama emanete alıyor. Emanete malı döküyoruz, ama ortada bir fiyat yoktur. Benim malım elimden çıktıktan sonra ofis fiyat açıklayacak, bu da çiftçinin işine gelmiyecektir. Bu sene rekolite yüksek ama giden seneki fiyata satamayacağız.  Satamadığı gibi tefecinin eline düşüyor, devlet ve hükümetten beklentimiz ise ofisin bir veya iki ay önce buğday taban fiyatının açıklamasıdır. Çiftçi ne alacağını, ne vereceğini bilmelidir. Benim hangi mahsul ekeceğimi bilmem hakkımdır. Bu bilgiler olsa hangi mahsul para ediyorsa onu ekerim.” Ulaşlı’nın dikkat çektiği ise şu buğday alıcısı yok diyor. “buğday fiyatlarını en az 900 lir a olmalıdır. Yabancı ithal malları gemilerle dayamışlar, hiçbir yatırımcı ve un fabrikası sahibi bizim buğdayları sormuyorlar. Tabi sormayınca çiftçi tefeci tüccarın kucağında kalıyor. Benim borcum var. Ofise mal döküyoruz, parasını ne zaman alacağımızı bilmiyoruz. Borçlu borcunu istiyor ve beklemiyor. Malamı yok pahasına satıp, borcumu ödemek zorundayım. Hava şartlarından ötürü bizde zor durumda kaldık, bir gübre ile yetişeceğine iki kez gübre attık ve pas hastalığından ötürü verim düştü” diyor.Mehmet Hasırcı ise mazotun çiftçiye vergi konulmadan verilmesini talep ediyor. Mazotun kendilerine ucuz yansıtılınca üretimin daha kaliteli ve daha ucuz olacağının altını çizmektedir. Yine Mustafa Hasırcı “Çiftçi Toprak Mahsulleri Ofisinin Mayıs ayının 15, açılmasını istiyor. Fiyatlarında aynı zamanda açılması istiyoruz. Bizi oyun oynamasınlar. Bize fiyat açıklamamışlar ve emanete buğday vereceğiz. Bizim saman, mazot, biçer parasını vereceğiz, ofis bize üç ay sonra verirse biz bu borçlarımızı nereden ödeyeceğiz. Hadi beğenmediğimiz fiyat o zaman gel malını al diyor. Biraz rütebet falan derken malımızın fiyatı iyece düşecektir. Elimize ancak 700 lira kalacaktır.” Döver Biçer sahibi Ahmet Arslan ise döver biçer fiyatlarının önceden bilinmesini istiyor. “Şu Kırıkhan bölgesine traktörlerimle, döver biçerimle ekin biçmeye geldiğim halde, cebimde param yoksa petroldan bir lire petrol alma şansına sahip değilim. Hükümetten yardım yok ama biz Ziraat Odalarından çiftçi ile Döver biçer sahibini yan,yana getirip, önceden fiyatın belirlenmesini istiyoruz. Ben aynı zamanda çiftçiyim ve esnaf bizim buğdayın fiyatını boynumuza basıp, 500 liradan alıyor. Toprak Mahsulleri Ofisi bizim malımızın değerini vererek, alsa tefeci bizim sırtımızdan para kazanamaz. Gemiciye mazot 600 lira ama bana gelince ise 5 bin lire böyle olurmu? Ben ne kadar dönüm arazi ekiyorsam ona göre mazot indirimli verilsin istiyoruz. Çiftçinin belini kırdılar.” Diyor.

 

    Yorumlar

banner131
banner119
Hava Durumu
Tümü Anket
İSK. BEL.BAŞ. SEYFİ DİNGİL'İ BAŞARILI BULUYURMUSUNUZ?

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
E-Gazete
Karikatür
  • gazeteci olur belki
Sen de Yaz
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri
Siz de yazmak istemez misiniz?
Ziyaretçi Defteri
Arşiv

banner99