TBMM Dışişleri Komisyonu Üyesi Ediboğlu: Bölgenin istikrarsızlığı ve dağınıklığı kimlerin planına hizmet ediyor?
06 Kasım 2012 Salı 09:10
CHP Hatay Milletvekili ve TBMM Dışişleri Komisyonu Üyesi Mehmet Ali Ediboğlu, Suriye ve bölgedeki son durumu değerlendirdi.
Ediboğlu; 20. yüzyılın başlarında Ortadoğu coğrafyasında batı tarafından uygulamaya konulan Sykes-Picot anlaşmasıyla bölge; istikrarsız, parçalı, güçsüz ve zayıf ülkelerden oluşturulmuştur. Şimdi anlıyoruz ki, aslında bu coğrafyada oluşturulan bu güçsüz yapılar ve ülkeler ilerleyen süreçte emperyalist ülkelerin çıkarlarına zarar verirse veya konjonktür bu yapay ülkelerin yeniden dizaynını gerektirirse kolaylıkla tasfiye edilecek, yönlendirilerek bertaraf edilecekti.
Nitekim bugün Ortadoğu coğrafyası; 2001 yılında planlı bir şekilde yapıldığı anlaşılan 11 Eylül saldırısından sonra yeniden dizayn edilmektedir. 11 Eylül 2001 saldırısı sonucunda ABDnin geliştirdiği yeni dış politika doktrini çerçevesinde, ilk önce Afganistana askeri müdahale yapılmış, ardından Iraka karşı II. Körfez savaşı 20 Mart 2003 tarihinde başlatılmış ve sonrasında bölge işgallerle sarsılmıştır.
Günümüzde ise; batılılarca Arap Baharı olarak adlandırılan kalkışmalarla da bölge hallaç pamuğu gibi atılmıştır.
İlk başta İngilterenin Ana olarak bölgede başlattığı bu dizayn ve saldırılar, Oğul ABD tarafından daha üst seviyelere taşınmıştır. Bugün artık bölge tamamen istikrarsız ve dağınık bir şekilde AB-D ve İsrail emperyalist ve Siyonist saldırılarına açık hale gelmiştir. Son olarak İsrailin Sudandaki bir silah fabrikasına yaptığı saldırı bunun açık bir delilidir.
Öte yandan AKP hükümetinin koç başı olarak kullanıldığı bu saldırı ve dizayn çalışmalarına ise bölge halklarının müthiş bir direnci vardır. Suriyede gelişen bu direnç şimdilik Avrasya güçlerinin de desteğini almaktadır.
Ancak bu dirence karşın emperyalist ve Siyonistler de boş durmamaktadır. Provokasyonlarla bu direnç kırılmaya çalışılmaktadır. Yaklaşık birkaç aydır dillendirdiğimiz şekilde Lübnanda suikastların ve provokasyonların olabileceğini çok önceki yazılarımızda öngörmüş ve Lübnana dikkat çekmiştik. Bugünlerde Lübnanda gerçekleştirilen suikast ile (İç güvenlik şefi Visam Hassanın öldürülmesi) Lübnan yeniden karıştırılmıştır.
Nitekim artık küresel aktörler Suriye ve Lübnan üzerinden kozlarını paylaşmaktadır. Fosil yakıtların güvenliği, ulaşımı ve akışının batı lehine güvence altına alınması ve İsrailin elinin rahatlatılması olarak kabaca tanımladığımız bu savaş bütün cephelerde devam etmektedir.
Anlaşılıyor ki maalesef artık Türkiyenin de istikrarsızlaştırılması ve gerektiğinde parçalanması senaryoları gündemdedir.
İnanıyorum ki; bu coğrafyada yaşayan kadim halklar bu oyunları bozacak kabiliyet, tarihsel birikim ve genetik kodlara sahiptir. Geçmişte kurdukları görkemli medeniyetler bunun kanıtıdır dedi.
Yorumlar