MHP Hatay Milletvekili Mehmet N. Ahrazoğlu, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu Tasarısı'nın geçici maddesi üzerinde verilen önerge hakkında Milliyetçi Hareket Partisi grubu adına söz aldığı konuşmasına, “bugün Diyarbakır Bismil Tepe beldesinde şehit edilen Reyhanlılı hemşehrimiz Uzman Başçavuş Sait Çelik'e buradan rahmet diliyorum, ruhu şad olsun, mekânı cennet olsun, ailesinin ve Türk milletinin de başı sağ olsun.” şeklinde başlamıştır.
Milletvekili Ahrazoğlu, anılan kanun tasarısının "Hak ve yetkiler ile personelin devri" başlıklı geçici 1'inci maddesi ile iki ay içerisinde kurul üyelerinin seçilerek Başkanlık teşkilatının kurulacağını belirterek, “Kurulun kuruluncaya Türkiye İnsan Hakları Kurumuna mevcut personeliyle devam edeceği, her türlü araç, gereç, nakit ve benzeri değerler ile tüm borçları ve alacaklarının Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumuna devredileceği, Türkiye İnsan Hakları Kurumu tarafından yapılan sözleşmeler, leh ve aleyhine açılmış davaların Eşitlik Kurumuna devredileceği belirtilmektedir.” Açıklamasını yapmış ve kurumun görev alanına giren konularda doktora yapmış olan devlet memurları ile öğretim elemanlarının başvurması hâlinde bir yıl içerisinde başkanlık tarafından belirlenecek usul ve esaslar dâhilinde insan hakları ve eşitlik uzmanı olarak atanabileceklerini ifade etmiştir.
Ahrazoğlu, tasarının Paris Prensipleri esas alınarak hazırlandığını ve kurulun bağımsız olduğu belirterek, “"Görev alanına giren konularla ilgili hiçbir organ, makam, merci veya kişi kurula emir ve talimat veremez." denmektedir, tavsiye ve telkinde bulunamayacağından bahsedilmektedir.” Açıklamasını yapmış ve Anayasa'yı tanımayan, Anayasa Mahkemesi kararlarına saygı duymayan bir anlayışın olduğu yerde bu kurulun bağımsızlığından bahsetmenin mümkün olmayacağını ifade etmiştir.
Bu kanun tasarısıyla ayrımcılığın kapsamında on dört yıllık süreç içerisinde AKP hükûmetlerinin neler yaptığını soran Ahrazoğlu, şu soruları da sorarak konuşmasına devam etmiştir: “Vatan uğruna şehit olanların haklarını kaçakçı haklarından üstün tutmuş mudur? Emanetleri ehillerine vermiş midir? Bu hüküm yerine getirilmiş midir? Kadrolaşmada liyakat, ehliyet aranmış mıdır, yoksa bu hususlar ve buna benzer hususlar bu kanundan sonra mı yürürlüğe girecektir?”
Avrupalıların kölelikten günümüzdeki insan hakları uygulamalarına gelene kadar oldukça büyük bedeller ödediğini ifade eden Ahrazoğlu, aşağıdaki açıklamalarda bulunmuştur:
“1789 Fransız İhtilali sonrası "hürriyet", "eşitlik" ve "adalet" gibi kavramlar yüz binlerce insanın canına mal olmuştur. Batı'da insan haklarının gelişmesi çok sıkıntılı olmuştur. Batılı ülkelerde insan hakları konusunda çeşitli bildiriler kabul edilmiş ve iktidardan gelen baskıcı yönetimler hak ve özgürlükleri çiğnemekten geri kalmamıştır. Bu açıdan, Batılıların insan hakları konusunda yaşadıkları en mühim problem baskıcı yönetimlerin ortadan kaldıramayacağı hakların kabul edilmesi olmuştur. Hitler, Mussolini, Lenin, Stalin gibi diktatörlerin hazırlamış oldukları kanunlar hak ve hürriyetleri temelinden sarsmıştır. Bunun üzerine, özellikle Almanya hukuk devleti prensibini kabul etmiştir. Kanunlarda eşitlik, adalet ve insan haklarına uygun olması gerekliliği üzerinde hassasiyetle durulmuştur.”
MHP Hatay Milletvekili Mehmet N. Ahrazoğlu, adalet ve eşitlik anlayışının zedelendiğini belirterek, “çünkü bu kanunun 10'uncu maddesinde yer alan kurumun karar organı olan kurul, kanun tasarısının ana metni olan ve referans alınan Paris Prensiplerine ve İlkelerine uymamıştır." Açıklamasında bulunmuş ve bu kanunda AKP tarafından adalet, eşitlik ve bağımsızlık ilkelerinin yok sayıldığını ifade ederek konuşmasını tamamlamıştır.
Yorumlar