banner110

“Koltuğun değil, halkın sevdalısıyız!”

Siyasette yeni bir yüz. Sıcak, samimi ve halkın içinden biri olduğunun altını çizen CHP Hatay Milletvekili Aday Adayı Ali Oğuz, insanların sorunlarını yakında takip ettiğini, sorunların çözümleri için herkesimden insanların bilgisine ve eleştirilere açık olduklarını söyleyerek; “Halkın içinden biri olarak, halkın sesi olmaya, halkın temsilcisi olmaya adayım” dedi.

13 Aralık 2010 Pazartesi 11:00
banner77
“Koltuğun değil, halkın sevdalısıyız!”
“Halkım için adayım!” Gazeteniz OLAY’a neden milletvekili adayı olduğunu anlatan CHP Hatay Milletvekili Aday Adayı Ali Oğuz; “Bizler halkın temsilcisi olmayı slogan haline getirdik. Halkın içinden biri olarak, halkın sesi olmaya, halkın temsilcisi olmaya adayım. Bana göre milletvekili, milletin seçtiği ve milletin adına konuşacak ve milleti en iyi şekilde temsil edecek bir sözcü ve öncüdür” dedi. “Herkesimden insanları kucaklayacağız!” Halkın sorunlarının çözümü konusunda mutlaka bizimde görüşlerimiz vardır diyen Oğuz; “Gördüğümüz sorunlara da önereceğimiz sorunlar elbette vardır. Milletin sorunlarını çözüme kavuşturmak konusunda da tüm eleştirilere ve tüm görüş ve önerilere açığız. Bizi seven bize çözüm konusunda yardımcı olmak isteyen insanlarımızın her zaman önerilerini ve görüşlerini ele alıp değerlendireceğiz. Ayrıca, oluşturan konuya vakıf bilim adamlarının da görüşlerini alacağız. Oluşturacağımız sentezlerle Türkiye’nin ve insanlarımızın sorunlarını çözeceğimize inanıyorum” dedi. “Bu ne ilginç bir tezat?” Tarım ve çiftçilerimiz konusunda Türkiye’de büyük sıkıntılar yaşanmaktadır diyen Ali Oğuz; “Örnek verecek olursak eğer, Türkiye aslında bir buğday cenneti. Buğday yetiştirmek için her türlü fırsat ve imkânımız var. Ama nedense biz buğdayı üretmez hale geldik ve üretsek de dünyadan daha pahalıya üretir bir hale geldik. Bu tezat olarak da çiftçilerimiz açlıkla sefaletle savaşıyor. Bu ne ilginç bir tezat? Hem dünyanın en güzel noktasında yaşayacaksın, dünyanın en verimli toprakları sende olacak ama en pahalı üretimi yetiştirip, üreteceksin ve üreticide sefilleri oynayacak. İşte Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri olan bu sorunu biran önce masaya yatırmamız ve çözüme kavuşturmamız lazım. Neden ucuz buğday yetiştiremiyoruz? Neden çiftçilerimiz bu kadar fakir?” dedi. “1 yıl kazansalar 5 yıl zarar ederler!” Oğuz; “Narenciye üreticilerimizde de durum yine aynı! 1 yıl kazansalar 5 yıl zarar ederler. Neden bu böyle olsun ki? Türkiye’de narenciye üreticisi olmak suç mu? Ayrıca, Amik ovası yemyeşil olması gerekirken, yanlış tarım politikaları sayesinde bu gün bir bozkır görünümüne geldi. Oradaki insanlarımıza yazık değil mi?” dedi. “Zor bir hayat ve 30-40 bin lira borç!” Türkiye’deki nakliye sektörünü de ele alan Oğuz; “Hatay nakliyecilik konusunda Türkiye’de söz sahibi olan bir il. Kamyoncularımız ve TIR’cılarımız çok kolay iş bulur. Herkesten çok nakliye işi yapar, mesai yapar ama nedense para kazanmaya gelince yaptığı işden pişman olur. 100 bin lira para verip bir kamyon alan esnafımız 1 yıl köle gibi çalışsa bir yılın sonunda kazanacağını ben size söyleyeyim. Zor bir hayat ve 30-40 bin lira borç. Bizim nakliyecilerimiz bunlara layık değil! Bu konuyu da masaya yatırmamız gerekmektedir” dedi. “Esnaf kan ağlıyor!” Esnafcılık uzman olduğum konudur. Çünkü ben Esnaf ve Kefalet Başkanıyım. Çok net görüyorum ki, esnafımız hayatından bezmiş durumda diyen Aday adayı Oğuz; “Ne çocuklarının nafakasını çıkarabiliyor, ne de vergisini ödeyebiliyor. Aslında esnaf kesimi toplumun bütün yükünü sırtlayan kesimdir. Bunun nedeni şudur: Herkesin bildiği gibi işçinin, memurun, emeklinin aylık bir geliri vardır. Maaşlarını aldığında ay içinde yaptığı harcamalarına karşılık esnafada ödeme yapar. Peki, şimdi bir düşünelim. İşçimize, emeklimize ve memurumuza verilen aylık sizce yeterli mi ve yetiyor mu? Üzülerek söylüyorum ki birçok çalışanımız ve emeklimiz aybaşını zor getiriyor. Aslında buna getiriyor dememek lazım. Aldığı maaş kendisini geçindiremediği için öncelikle bakkala, manava ve kasaba ödemesini aksatıyor. Gerçi kasabı da saymamak lazım! Çünkü insanlarımız et yiyemez hale geldi. İşte bu yüzden esnaf günü geldiğinden insanlardan alması gereken parayı ya eksik alıyor ya da alamıyor. Zaten satış yapmakta zorlanan esnafımız sattığı malın parasını da alamayınca mevcut ekonomik sistemimizin girdabında kaybolup gidiyor. İşte bu yüzden esnafımıza sahip çıkmak lazım! Esnafımıza sahip çıkabilmek için dükkânına müşteri girmesini sağlamalıyız. Girecek müşteride aldığı malın karşılığını verebilmeli. İşte tüm bu sorunların hepsi bir biriyle bağlantılıdır. Onun için öyle bir sistem oluşturulmalı ki insanlarımızın alım gücü ve yaşam standartları artırılmalıdır” dedi. “Emeklilerimize yazık değil mi?” Emeklilerin sıkıntılarının biran önce giderilmesi gerektiğine işaret eden Oğuz; “Yıllarını çalışarak geçirmiş, Türkiye’ye faydalı hizmetlerin altına imza atmış emekli insanlarımızın durumlarına bir bakın. Fakirlikten ve yoksulluktan dışarı çıkamaz hale geldiler. Harcama lüksleri kalmadı. Evinin ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyorlar. Emeklilerimize iyileştirme zamları emeklilerimizin tüm sıkıntıları göz önünde bulundurularak yapılmalıdır. En basiti emekli intibak yasası çıkarılmalı ve emeklilerimizin maaşları iyileştirilmelidir” dedi. “İntihar eder duruma geldiler?” İnsanlar kredi kartı borcu, icra borcu vs. derken intihar eder hale geldi diyen Ali Oğuz; “İnsanları kredi kartıyla, tüketici kredi gibi yollarla boğdukça, maalesef toplumumuzun hiçbir kesiminden huzur ve refah kalmıyor. Bunda suçlu bizim insanlarımız değil. Herkes para harcamak ister, herkes her şeye sahip olmak ister. İşte bu konuda insanlarımızın ayağını yorganına göre uzatacak ekonomik tedbirler almalıyız. Kısacası kredi verenler, insanlara gelirlerine göre ödeyebileceği kadar kredi vermelidir. Aldığı maaşı düşünerek, yaptığı harcamaları göz önünde bulundurarak kredi vermeliyiz. Bu bir ekonomik politika meselesidir. Bu bir devlet düzeni meselesidir. Devlet toplumun mutlu ve huzurlu yaşatmakla mükelleftir. Bunun için hem yorganımızı mümkün mertebede büyütmeye çalışacağız, hem de insanlarımızın ayaklarını yorganından dışarıya çıkmasına müsaade etmeyeceğiz” dedi. “Temel öğe eğitim ve kültürdür!” Aslında toplumun huzurlu ve refah yaşamasının en temel öğesi eğitim ve kültürdür diyen Oğuz; “Bakınız, bir üniversiteye çocuğumuzu sokabilmemiz için neler yapıyoruz. Hedefimiz sadece çocuğumuzu üniversiteye girdirebilmek. Bunun için yıllarımızı veriyoruz. Bu yüzden topluma faydalı değil de sadece üniversiteye girebilecek çocuklar yetiştirmek zorunda kalıyoruz. Bu tür eğitim sistemini değiştirsek, eli anahtar tutabilen mühendisler geliştirebilmek çok daha iyi olmaz mı? Bir mühendis, ustabaşına bir görev verdiğinde ustabaşı da işçiye kendine o görevi verenlerin bu işi rahatlıkla yapabileceğini rahatlıkla bilse çok daha iyi olmaz mı? Kısacası daha ilköğretimden başlayarak öğrencinin eğitimlerine ve başarılarına göre çocuklarımızı yönlendirmeliyiz. Bunun yanında çocuğumuza topluma faydalı olma kültürünü vermeliyiz. Bunun içinde kimin üniversiteye girip giremeyeceğini önceden belirlemiş olsak bize ne zararı olur? Zararından çok bizlere çok faydası olur” dedi. “Öğrencilerimize yazık değil mi?” Üniversite çağına gelmiş gençlerimiz artık başkalarının eline bakmaması gerekir. Biz devlet olarak üniversite öğrencilerimizin bütün masraflarını karşılayabilecek kapasitedeyiz diyen Oğuz; “Bir kere öğrencilerden kayıt parası, harç parası gibi ücretleri almamalıyız. Vereceğimiz burslar ve krediler öğrencinin hayatını idame ettirmesine yetecek kadar olmalıdır. Benim üniversitedeki çocuğum baba bana para gönder dememelidir. Öğrencilerimizin barınma sorunları günümüzde başlı başına bir sorun teşkil ediyor. Üniversiteye gönderdiğimiz çocuklarımız ben hangi tarikatın yanında kalabilirim ya da hangi apart öğrenci evinin kirasını ödeyebilirim diye düşünmemeli. Yurt kura müracaat etmişse birkaç ay sonra çıkacaktır, o güne kadar nerede kalabiliriz diye düşünmemelidir. Barınma sorununun tek ve radikal çözümü üniversitelerin kendi öğrencilerinin tamamına yetecek yurtları olmasıdır. Bu yurtlarda sabah öğlen ve akşam öğrencilerimize yemek çıkmalıdır. Biz Türkiye olarak bunu çok kolay yapabilecek bir konumdayız” dedi. “Spor meslek liseleri geliştirilmelidir” Oğuz; “Spor meslek liseleri geliştirilmelidir. Örneğin 30 tane yatılı futbol lisesi açsak futbol için gerekli tüm sosyal tesisleri ve ekipmanları mevcut olan kalifiyeli spor adamlarının bulunduğu okullar yapsak Türkiye’den dünya futbol yıldızlar çıkacaktır. Bu sayede öğrencilerimizi kötü alışkanlıklardan da korumuş oluruz. Bakın Türk asıllı futbolcularımız Avrupa da neler yapıyorlar. Bu spor okulları sayesinde Türkiye’nin uluslar arası arenada saygınlığı artacaktır” dedi.

    Yorumlar

banner131
banner119
Hava Durumu
Tümü Anket
İSK. BEL.BAŞ. SEYFİ DİNGİL'İ BAŞARILI BULUYURMUSUNUZ?

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
E-Gazete
Karikatür
  • gazeteci olur belki
Sen de Yaz
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri
Siz de yazmak istemez misiniz?
Ziyaretçi Defteri
Arşiv

banner99