Yüreğimiz yanıyor ama nafile. Üstelik Almanya’da yaklaşık 3.5 milyon Türkiye kökenli insan var. Bunların önemli bir bölümü de Alman vatandaşı ve oy veriyorlar. Gene de Alman siyasetinde ses getiremediler. 3.5 milyon Türkiye kökenli yerine onda biri kadar (350 bin) Yahudi olsa, aleyhlerine böyle bir karar alınabilir miydi? “Kamu Diplomasisi” konusunu bilmiyoruz demek ki!
Almanya’nın yaptığı kabul edilebilir gibi değil. Daha önce Yunanistan, Fransa, İsviçre, Rusya, Polonya, Rusya ve pek çok ülkenin meclisinde sözde “Ermeni soykırımı” tanınmıştı. Ama hiçbirinde Türkleri, Türkiye’yi, atalarımızı ve gelecek nesillerimizi “soykırım yapan millet” olarak tescil etme konusunda Almanya’daki gibi bir sıradışılık yaşanmıştı. Türkiye kökenli bir vekil bu tasarıya önayak oluyor. 11 SPD’li Türkiye kökenli vekilden 2’si oylamaya girmiyor. 2 CDU’lu Alman’dan biri aleyhte, biri çekimser. Çocuklarımızı da yetiştiremiyoruz!
Almanya’da bu tasarı lehinde yırtınan Yeşiller partisinin Eşbaşkanı Cem Özdemir’di. Bu sefil ve hadsizin yakasında Ermenistan rozeti vardı. Ermenistan vatandaşı olur da inşallah orada Ermenilerce gömülür! Ermeni destekçisi bu “Türkiye kökenli sefilin aklına 1992’den beri Ermeni işgali altındaki Azerbaycan toprakları gelmiş ve Hocalı soykırımını duymuş mudur?
Acaba Dağlık Karabağ ve etrafındaki işgal edilen 7 Azerbaycan rayonu (ilçesi) gelmiş midir? Bu yerlerdeki evinden ve yurdundan can güvenliği sebebiyle terki diyar edip kendi ülkesinde “mülteci” konumundaki 1 milyona yakın Azerbaycan Türk’ünü düşünmüş müdür?
Eski Yunan’dan beri “kamu diplomasisi” diye bir işlem uygulanmaktadır. Bu daha ziyade “propaganda” diye adlandırılıyordu. Ancak propaganda deyince genellikle siyasilerin seçim propagandası akla gelmektedir. Oysa kamu diplomasisi çok daha farklı ve devamlılık arz eder.
ABD’nin Holly Wood yapımı sinema filmleri, dünyanın her yerinde okunan dergileri, gazeteleri, takip edilen internet siteleri ve daha neler neler ABD’nin ustaca kullandığı kamu diplomasisi araçlarıdır. Tabii ABD’deki üniversiteler, sağlık kuruluşları, Amerikan savunma sanayii ve uzay çalışmaları da çok önemli araçlardır.
Bu özetlenenlere bakıp da “Kamu diplomasisi yapabilmek için ABD gibi olmak lazımmış!” diyenler olabilir. Pek de öyle sayılmaz. ABD bir küresel güç ve dünyadaki küresel firmalara sahip olarak ve ana dili İngilizce’nin tüm dünyada en çok konuşulan ve okunan dil olması hesabiyle kamu diplomasisi alanında önemli aşama kaydetmiştir. Ama ille de ABD olmaya gerek yoktur.
Kamu diplomasisinde kararlılık, planlama, devamlılık ve geri besleme çok önemlidir. Milli bilinci olan kitleler, sürekli olarak bu bilinci besleyerek muhafaza edilir. Bu milli bilincin diğer milletlere zarar verici boyutta (ırkçı, şoven gibi) olması da şart değildir.
Bu konuda verilebilecek örneklerden biri Yahudilerdir. Hatta Ermeniler ve Yunanlıları da ekleyebiliriz. Ama Türk kökenli milletler (Türkiye ve çevre ülkelerdeki Türk azınlıklar ile Türk devletleri) için bunu söyleyebilmek mümkün değildir. Oysa Türkler Bulgaristan’da, Yunanistan’da Kıbrıs’ta, Suriye’de, Irak’ta neler çekmedi, ne katliamlara uğramadı…
II. Dünya Harbi sonrasında Kırım’dan, Kafkaslardan sürülen Türkler, Türkistan devletlerindeki komünist baskı ve katliamlar henüz unutulmadı. Dağlık-Karabağ’daki Ermeni mezaliminin kanı daha kurumadı. Suriye ve Irak Türkleri ise son yaralarımız. Bir de Kırım Türklerinin (Tatar) yeniden başlayan “Rus sıkıntısı” var. Ama bunları dünyaya anlatamıyoruz. Oysa bu felaketleri yaşayanlar sadece Yahudi, Ermeni veya Rum değil; İngiliz, Fransız veya Alman dahi olsaydı yer yerinden oynardı, oynatılırdı. Almanya’da da gene geç kaldık…
Son Söz: Kamu diplomasisi devlet elinden ziyade STK’lar ve bizzat örgütlü ve bilinçli bireylerle yapılır, tek tip ve emir kulu gibi yetiştirilenlerle değil! 14 yıldır diğer ülkelere bağırıp çağırarak diplomasi yaptığını zanneden sözde devlet adamlarıyla burnumuz pislikten çıkamaz!
Yorumlar