Zina: Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir. Ceza Kanunu'nda var olan zina suçu Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğinden artık zina suç sayılmıyor. Zina yapanlar hapse girmiyorlar. Sadece eşlerden birinin hapse girmiş olması, diğer eş için haklı boşanma sebebi oluyor. Bu halde kusursuz olan eş, boşanma davasında manevi tazminat da talep edebiliyor. Zina sebebiyle açılacak boşanma davası, süreye bağlıdır. Dava açacak olan eşin, zinayı öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde ve zina eylemi üzerinden beş yıl geçmeden boşanma davasını açması gerekir. Aksi takdir de dava hakkı düşer. Eş zinayı öğrenmiş ve eşini affetmişse, dava açma hakkını kaybetmiş olur. Boşanma zina sebebiyle gerçekleşmiş ise, hâkim kusurlu eşin artık değerdeki pay oranını hakkaniyete uygun olarak azaltabilir veya tamamen kaldırılmasına karar verebilir.
Hayata Kast, Kötü veya Onur Kırıcı Davranış:
Eşlerden her biri diğeri tarafından;
a) Hayatına kastedilmesi, öldürülmesine teşebbüs edilmesi,
b) Kendisine pek kötü davranılması,
c) Kendisine, ağır derecede onur kırıcı davranışta bulunulması halinde, diğer eşe boşanma davası açabilir. Bu sebeple açılacak boşanma davası da süreye bağlıdır. Hayata kast edilmesi, kötü veya onur kırıcı davranış yapıldığının öğrenilmesinden itibaren altı ay; olayın meydana gelmesinden itibaren beş yıl içinde dava açılması gerekir.
Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme:
Eşlerden biri yüz kızartıcı bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu durum diğer eş için birlikte yaşamayı çekilmez bir hale getirirse, diğer eş her zaman boşanma davası açabilir.
Terk: Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğer eşi terk ederse, terk edilen eş, terke dayalı boşanma davası açabilir. Terk, kısaca, eşlerden birinin ortak yaşamdan, ortak yuvadan ayrılması demektir.
Hangi Hallerde Terk Vardır?
1) En çok görülen şekil, kadın veya erkeğin ortak yuvadan ayrılması, yani çıkıp gitmesidir. 2) Terkin diğer bir şekli, kadın veya erkeğin diğerini eve almaması veya ortak konuttan kovmasıdır. 3) Her durumda eşlerden birinin ortak yaşamı haksız olarak tatil etmek veya ortak yaşamı bitirmek amacında olması gerekmektedir. Eşler haklı bir sebeple ayrı yaşıyorlarsa, terk durumu olmaz.
Akıl hastalığı
Eşlerden birinin akıl hastası olması, boşanma sebebidir. Akıl hastalığının boşanma sebebi olabilmesi için,
a) Bu hastalığın iyileşme olanağının bulunmadığının, resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi,
b) Bu akıl hastalığının diğer eş için çekilmez bir hal alması gerekmektedir. Bu koşulların bulunması halinde diğer eş, hemen dava açabilir. Akıl hastalığına dayalı boşanma davası açabilmek için, hastalığın en az üç yıl devam etmesi ve iyileşme olmaması gerekiyordu.
Eski Eşim Evlendi
Eski eşin evlenmesi durumunda nafaka ödeyen tarafın direkt bunu kesmesi doğru değildir. Bunun için mahkeme kararı gerekir. Mahkemeye müracaatla nafakayı kaldırma talebinde bulunmak gerekiyor. Mahkeme ise durumu inceleyip, evlenen tarafın nafakasını kaldıracaktır.
Kürtaj Suç Mudur?
Tıbbi bir zorunluluk yoksa gebelik süresi on haftadan fazla olan kadın kürtaj olamaz.
Ancak on haftadan sonra eğer tıbbi bir zorunluluk yoksa kadının çocuğunu isteyerek düşürmesi halinde kadın cezalandırılacaktır. Türk Ceza Kanunu rızası olmaksızın bir kadının çocuğunu düşürten kişinin cezalandırılacağını öngörmüştür.
Bu kişi hekim de olabilir gebeliği sonlandırma yetkisine sahip olmayan bir kimse de. Gebeliği sonlandırma yetkisine sahip olmayan kişilere verilecek ceza daha da artırılacaktır. Bu durumun tek bir istisnası Türk Ceza Kanunu m.99/6’da düzenlenmiştir. Buna göre, kadın mağduru olduğu bir suç sonucu gebe kalmışsa, kadının rızası varsa ve süresi yirmi haftadan fazla olmamak koşuluyla gebeliği sona erdirene ceza verilmez.
Babalık Davası
Evlilik dışı doğan çocukların artmasıyla birlikte işlenmesi gereken konulardan biri de babalık davasıdır. Babalık Davası, evlilik dışı doğan çocuğun veya anasının bu çocuğun babasını hükmen mahkeme kararı ile belirlemek amacıyla açtığı bir davadır. 4721 Sayılı Türk Medeni Hukukunda babalık davaları 301. madde ve devamında anlatılmış olup, çocuk ile baba arasındaki soy bağının mahkemece belirlenmesini ana ve çocuk isteyebileceklerini açıklamıştır.
Dava babaya, baba ölmüşse mirasçılarına karşı açılır. Bu dava ile evlilik dışında doğan çocuğun babasının, davalı kişi olduğuna hükmedilmesi istenilir. Türk hukuk mevzuatı, “iffetsiz yaşadığı ileri sürülen ve bu durumu kanıtlanan” kadın tarafından açılan babalık davasının reddedileceği yönündedir. Bu tür davalar, doğum anındaki yer ya da davalının ikametinin bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde açılır ve dava her türlü delil ile ispatlanabilir.
Yorumlar