Sayın Başbakan, milleti huzursuz eden işlerle uğraşmayı bırakıp, önce vekillerin çalışma şartlarını düzeltmelidir.
Ondan sonra da siyasi partilere yapılan hazine yardımı kaldırılmalıdır. Vatandaşın ödeyemediği, hacizle tahsil edilen vergilerinin, siyasi partilere aktarılması durdurulmalıdır.
Bu durum kul hakkını ihlaldir...
Her şey de Amerika'yı örnek alıyoruz. Amerika siyasi partilere hazine yardımı yapmıyor. Yüksek miktarda bağış da kabul etmiyor. Amerika'yı bu konuda neden örnek almıyoruz.
İşimize öyle geliyor değil mi?
Bu iş en yakın zamanda bitmeli... Vatandaşın alın teri, vatandaşı birbirine düşürmek için kullanılmamalı.
Türkiye'nin üçüncü önemli sorunu belki de en öncelikli olanı, adalet sistemindeki güvensizlik algısı. Adliyelerde yaşanan adaletsizlikler halkı canından bezdirmiş durumda.
Eskiden Şeriatın kestiği parmak acımazdı, şimdi acıyor. Hatta devlete yeni düşmanlar üretiyor. İstesem yüzlerce örnek verebilirim ama vermiyorum. Devletin MİT teşkilatı var. Bu teşkilat sadece fakir ve gariban vatandaşı korkutmak için değilse, lutfetselerde adalet sistemindeki çıkar ilişkilerini ortaya dökseler.
HSYK, vatandaşın şikayetlerine yetişemiyor. Adalet Bakanlığı halkın feryatlarını duymuyor.
Bu ülke Recep Tayyip Erdoğan'a mağdur edildiği için sahip çıktı. Televizyon ekranlarından korku salan generallerin, yumruğunu sıkıp, vatandaşı ezmesine tepki olarak kendisine oy verildi.
Gelinen noktada Sayın Erdoğan da vatandaşa sesini yükseltmeye başladı. Kendisi bunu farketmiyor olabilir. Çevresindeki insanlar da, farketmiyor olabilir. Hatta farketseler de kendisine söyleyemiyor da olabilirler.
Bu ülke, Sayın Başbakan'ın şefkat dolu bakışlarını özledi.
Bu millet ezenlerin hay huyuna Merhum Necip Fazıl'ın, Beni kimsecikler okşamaz mâdem; Öp beni alnımdan, sen öp seccadem ! şiirini okuyarak dayanmıştı...
Tarih tekerrür mü ediyor?
Yine mi aynı şiirleri okuyacağız?
Büyük Akif, Kim Bu Cennet Vatan Uğruna Olmaz ki FEDA demişti.
Bataklıkların kurutulmadığı, yasaklarla sorunların çözülmeye çalışıldığı bu günü görseydi, aynı dizeleri okur muydu?
Kardeşin kardeşi boğazladığını, CHP ile AKP'nin, BDP ile MHP'nin birbirine düşman gibi baktığını görseydi;
Kaç hakiki müslüman gördümse, hep makberdedir; Müslümanlık, bilmem amma, galiba göklerdedir demez miydi?
Yabancı ülkelerin liderlerini izlerken imreniyorum. Hepsinin yüzü gülüyor. Bizim liderlerimiz gülmüyor, konuşurken dişlerini gıcırdatıyor.
Bu milletin gülme, liderlerinden enerji alma hakkı yok mu?
Terör sorunu kısmen çözüldü, Kürt Türk sorunu çözülmedi. Alevi Sünni korkusu pusuda bekliyor. İş dünyası tedirginlik içinde. Herkes çalışıp, didinip Vergi Dairelerine, SGK'ya borç ödemeye koşuyor.
Gayri meşru arttı, fuhuş alıp başını gitti.
Hala nikaha yönlendiren bir düzenleme yok. Psikologlar, Toplum Bilimciler, Psikiyatri Uzmanları köşelerine sinmiş, korkudan konuşamıyor.
Bu ülkenin hiç sorunu yokmuş gibi, kız erkek ayrı okullarda okusun tartışmaları alevlendiriliyor. TSK, bu sistemi yıllarca denedi, sonunda onlar da karma eğitime geçtiler.
Medeni dünyada kadın erkek birbirinden ayrılamaz. Türk Halkı kadın erkek aynı gökkubbenin altında birlikte yaşama erdemine erişmelidir.
Türk erkeğinin her gördüğü kadının peşine düşmesindeki psikolojik sorunu, bilim adamları araştırmalıdır.
Bir telefona, bir fotoğrafa beş - on bin dolar para gönderen Türk erkeğinin normal olduğu söylenemez.
Türkiye artık değişmelidir.
Liderler bu ülkenin vatandaşlarını azarlamamalı, korkutmamalıdır.
Ülkeyi Biat Kültürü mantığıyla yönetmekten vazgeçmelidir.
Sorunlar bilimsel metotlarla çözülmeli, tükenmişlik sendromuna yakalanmış ülke insanı içine düştüğü kuyudan biran önce çıkartılmalıdır.
İşsizlere iş bulan İşkur'un yanına, bekarlara eş bulan Eşbul sistemi hayata geçirilmelidir.
Aile Bakanlığı kadına şiddeti ortadan kaldırmak için çalışıyor. Devletin vatandaşını dövdüğü bir dünyada, aile reisi de eşini ve çocuğunu döver. Bu durum kaçınılmazdır.
Devlet vatandaşına şefkat gösterirse, karşılık bulur.
Devlet vatandaşını ezmeye kalkarsa, şiddet görür...
Yorumlar