Dr.M.Ali EDİBOĞLU- Hatay Milletvekili Dışişleri Komisyon Üyesi: Geniş kapsamlı bir operasyonun içinde Türkiyenin öncü rolüne dikkat çeken Uluslararası Basın-Yayın Organları, bu saldırıda ilk kez bir sınır kapısından, her türlü silah, araç, gereç ile militan geçişine imkan sağlandığını yazdı, görüntüler yayınladı ve bizde bütün bu olanları yerinde gördük. Kesebe yönelik saldırının gidişatının yönetilmesi bakımından önemli olan bu tür açıktan destek, operasyon odalarının kurulması ve muhaliflere uçaklarla, elektronik harp sistemleriyle ve hatta Lübnan üzerinden yayın yapan Al-Mayadin TVdeki askeri yorumculara göre, özel askeri komando birliklerinin desteği ile oldu ve Keseble beraber 45 nolu stratejik tepe muhalifler tarafından alındı. Muhacirin ve Ensar Ordusu lideri Ömer el Şişani'nin de aralarında bulunduğu, muhalif bir çok örgüt liderleriyle Keseb ve Lazkiye kırsalına yönelik bu saldırının yapılması için istihbarat örgütlerinin bir dizi görüşme yaptığı ve onları, Suriye'nin kıyı bölgesine operasyon yapmaya ve saldırı başlatmaya ikna ettiğini Lübnan El Ahbar gazetesi yazarı Suhayb Ancarini yazdı. Yine öğreniyoruz ki; geçtiğimiz sene Maanda gerçekleşen saldırıyı yapan ve Alevi katliamında büyük rol oynayan Cundul Şam isimli örgüt bu son saldırıyı yapan bileşenlerin içinde de önemli bir rol oynamış.Aslında Keseb, Suriye Türkiye sınırında Suriyenin elindeki son geçiş noktasıydı. Diğer geçiş noktalarımuhaliflerin elinde bulunuyordu.7-8 ay önce sınır ticareti yapanların geçim kaynaklarından biri olan bu kapıdan her gün yüzlerce taksi ve sivil araç geçiş yapardı. Ancak AKP hükümeti sınır kapısında bakım yapıldığını öne sürerek Yayladağı sınırını tek taraflı olarak kapatma kararı aldı. Benim de, 2 kez ilgili Bakanlığa soru sorduğum bu gelişme ile ilgili Bakanlık, bakım sonrası kısa sürede bu kapının açılacağı bilgisini tarafıma yanıt olarak verdi. Kapı neredeyse bir yıldır hala kapalı. Türk ve Suriye tarafında birkaç görevlinin dışında kimse de kalmadı. Oysa şimdi anlıyoruz ki; sınırın kapatılması adımı Kesebe yönelik bu saldırı niyetini ortaya koyuyor.Suriyeye yönelik saldırı planı son haftalarda çok çeşitli iddialar olarak karşımıza çıktı. Aslında bu senaryolara göre güney cephesi olarak adlandırılan bölgeden, yani İsrail sınırına yakın Kuneytra Deraa hattından bu saldırı bekleniyordu.Öte yandan, yaklaşık iki haftadır Süleyman Şah türbesine yönelik IŞİD tehdidi nedeniyle türbenin bulunduğu yerde bir provokasyon olabileceği ve Türk ordusunun buraya operasyon düzenleyebileceği de konuşulmaya başlanmıştı.Ortaya saçılan son ses kayıtları da bunu belgelemiş oldu.Ancak saldırı hiç beklenmedik bir yerden, Keseb tarafından oldu. Kesebin Yayladağı sınır kapısına yakın yerde yalnızca 40 kadar Suriye askerinin görev yaptığı ve bu saldırıya cevap verebilecek kapasitelerinin olmadığı bilgisi birileri tarafından paylaşılmış olacak ki Keseb hedef seçildi. 2 bin militan ve gelişmiş silah araç gereçleriyle yapılan bu saldırı sonucu Keseb düştü. 45 nolu tepeye de yoğun topçu ateşi desteği ile girildi. (Kimi iddialara göre TSKnın yoğun topçu desteği bu şansı verdi)Şimdi Keseb ile birlikte militanların Akdenize inebilme imkanı da doğdu. Bizim yıllardır dile getirdiğimiz, İsrailin tecrit edilmişliğini kırma, Hayfa Limanının enerji merkezi yapılması imkanı bu durumda sağlanmış oldu. İleriki zamanlarda göreceğimiz üzere, Doğu Akdeniz havzasındaki doğalgaz yatakları ile petrolünün işletilmesi, Kuzey Irak petrolleri ile Kuzey Suriyedeki zengin Rumeylan petrol yataklarının Akdenize akıtılıp pazarlanması senaryoları gerçekleşebilir. Bu gelişmelerden sonra, bu senaryoları hayata geçirme adına, Lazkiye muhaliflerin en önemli hedeflerinden birisi haline geldi. Halep, İdlib, Humus gibi yerlerden yaklaşık 1 milyon insanın göçüne rağmen Lazkiye huzur içinde bir şehir olarak biliniyor. Ancak muhaliflerin tüm tahriklerine rağmen, Lazkiyede Alevi Sünni savaşı çıkarılamadığı gibi herhangi bir önemli olay da meydana gelmedi.Suriye uçağının düşürülmesinin yankılarına bakacak olursak da; Suriye rejiminin AKP Hükümetinin bütün tahriklerine rağmen olaylara daha itidalli yaklaştığını söyleyebiliriz. Bunda çeşitli etmenlerin yol açma ihtimali olduğunu düşünüyoruz. Bunlardan ilki Suriye tarafının açıklamasında kendini gösteriyor. Bu açıklamaya göre; kendi halkını Suriye konusunda ikna edemeyen ve yolsuzluklara bulaşmış Erdoğanın seçim kaygısı ile hareket ettiği için böyle davrandığı iddiası var. Bu açıklamalar Suriyenin neden sert şekilde cevap vermediğinin cevabı olabilir. Özellikle Erdoğanın seçim kaygısı ile hareket ettiği ifadesi bize Suriyenin karşılık vermeyerek Erdoğanın prim yapmasına olanak sağlamak istemediği sonucuna götürebilir. İyi düşünülerek kaleme alınmış bu açıklamanın bize düşündürdüğü ikinci ihtimal şu olabilir: Suriye tarafı 30 Marttan sonra seçim sonucuna göre durumunu ya sertleştirebilir veya stabil durumunu koruyabilir. Diğer ihtimal ise, Suriye - İsrail ile sınırında yaşanan sıcak gelişmeler neticesinde kuzeyde bir başka cephe açmak istememesi.Bugün itibariyle uluslararası basına yansıyan bilgiye göre Suriye Ordusunun bölgeye 300 araçlık takviye birlikler gönderdiği ve gelişmeleri yakından takip ettiği bilgisidir.Sonuç olarak; AKP hükümeti ve karar vericiler Türkiyeyi altından kalkamayacağı ve bataklığa saplanacağı bir savaşın içine sürükleyebilirler. Kısa bir süre önce Niğdede askerimizi ve polisimizi şehit eden bu katillere Suriyede destek vermeye devam eden zihniyeti kınıyorum. Son günlerde sınırımızdan içeri peşpeşe düşen bombalar ve füzeleri basına yansıyan ses kayıtları açıklıyor. Olmasını hiç arzu etmediğimiz bu savaş durumunda halkımız, kendileri batarken Türkiyeyi de batırmak isteyenleri ibretle izlemeli.
Yorumlar