HER YURTTAŞ OLAĞAN ŞÜPHELİDİR!
Geçtiğimiz günlerde meslektaşımızla ilgili basına yansıyan bir haber dikkatimi çekti…
İstanbul’da avukatlık yapan Baran Doğan, kendisi ve pek çok Kürt avukat hakkında, 2012'den bu yana bir 'terör örgütü üyeliği' soruşturması yürütüldüğünü tesadüfen öğrendi. Doğan savcılığa, "Her gün adliyedeyim, gözaltı için ailemi rahatsız etmeyin" diye dilekçe verince de soruşturmaya kısıtlama kararı getirildi ve dosyadan evrak alınması yasaklandı.
Avukat Baran Doğan, 2012 yılından beri sürmekte olan “örgüt üyeliği” iddiasına ilişkin bir soruşturma kapsamında “şüpheli” olduğunu öğrendi. Doğan, kendisi hakkında 4 yıldır gizli soruşturma yürütüldüğünü ve 2014‘te yeni bir numara üzerinden soruşturmaya devam edildiğini fark etti. 26 Ocak Tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuran Doğan, dosyadan evrak almak istediğini söyledi. Sosyal medya hesaplarını da dilekçesine ekleyen Doğan: “Büro adresim, iletişim bilgilerim belirttiğim web adreslerinde vardır. Tarafıma tebligatta bulunabilirsiniz. Kaçmıyorum. Sadece hafta sonları nefes almak için Çatalca’ya kaçıyorum ama 4-5 saat sonra ikametgâhıma dönüyorum. Gerçi bu faaliyetlerimin hepsini biliyorsunuz. Yakalama ve gözaltı işlemi yapmak için ailemi rahatsız etmeyin. Her gün adliyedeyim, dilediğiniz işlemi yapalım. İsterseniz savunmamı şimdi alın. Eğer yakalama, gözaltı, tutuklama ve adam etme yolunu deneyecekseniz, açık söyleyeyim: Ben adam olmam. Soruşturmanın hedefi, şahsımı adam etmek veya makbul vatandaş haline getirmekse devletin kâğıtlarını, kartuşlarını, zarflarını, o İtalyan hukukçu Lombroso gibi üretim yapan emeğinizi boşa harcamayın” dedi.
Ancak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, bu dilekçeyle aynı gün İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesi’ne başvurarak, Doğan’ın da şüphelileri arasında yer aldığı soruşturma yönünden kısıtlılık kararı verilmesini ve tarafların dosyadan evrak almasına izin verilmemesini istedi. Hakimlik de talebi bir gün sonra kabul etti.
Dosya kapsamında çok sayıda Kürt avukatın soruşturulduğunu kaydeden Avukat Doğan, “İfade al, savunma yapalım” diyoruz. “Buyurun gelin arayın, delil toplayın” diyoruz.“Biz takdir ederiz” diyorlar. Galiba birileri cezaevine konulmamıza karar vermiş” dedi.
Biz yurttaşlar nasıl bir açık cezaevinde yaşıyormuşuz da haberimiz yok.
Av. Bülent AKBAY
TÜRKİYE BİR HUKUK DEVLETİ Mİ?
Evet, ne kadar şikâyet etsek de bir Anayasamız var. İyi ki var! Peki ne diyor Anayasamızın 2. Maddesi “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal BİR HUKUK DEVLETİDİR.” Yani hiçbir kişi veya kurum bu hukukun üzerinde olamaz. Aykırı davranışı makul karşılanamaz. Temel hak ve özgürlükler gelişigüzel kısıtlanamaz. Hele ki sözlü emir veya talimatla. Aksi, kanuna aykırılıktır. Cezai sorumluluğu bulunmaktadır. En azından yasalarımız öyle diyor.
Öte yandan %52 istatistiğinin başı diyor ki:
“Mevzuat şöyledir, böyledir, yeri geldiği zaman koyun mevzuatı bir kenara, kendi zihinsel inkılabınızı devreye sokun.”
Evet, kendi zihinsel inkılâpları. Rüyanda duysan inanma!
Anayasayı, kanunları ve tüm mevzuatı atın bir kenara. Ne gerek var ki! Devlet idaresine karşı yeni bir tavır alın. Zihinsel İnkılap! Ben yaptım oldu. Çok da iyi oldu!
Aslında devlet idaresinde gerektiğinde “Rutin dışına çıkılabileceği” kavramına yabancı da değiliz. Rahmetli Süleyman Demirel demişti. Keyfim bilir demişti.
Sonra anayasaya terbiyesi almış, onu adeta hatmetmiş bir Cumhurbaşkanı geldi. Ahmet Necdet Sezer. “Her geleni imzalamam, açın Anayasayı okuyun” dedi. Suçlu oldu. Krizin müsebbihi sayıldı.
Hukuk devleti: 550 Milletvekilinin Yasama faaliyeti ne için? Haksızlığa karşı kendini savunabilecek, korumasını yasalardan ve anayasadan alacak güçsüzün hakkı nerede?
Baştakinin zihniyeti “zihinsel inkılap” kavramıyla açıklanırsa vatandaş ne yapsın? Zarara uğrayan hakkını kendi imkanlarıyla mı temin etsin? Sahi İhkak-ı Hak yasağı vardı değil mi?
Zaten hale hazırda yetki aşımı konusunda tavan yapmış bir Cumhurbaşkanı var. Hatırlayın “Sistem fiilen değişmiştir” demecini.
Başkanlık sistemi gelir mi, yeni bir anayasayı görür müyüz bilemem ama benim naçizane bir önerim olacak. Yasama ve Yürütme faaliyetine iştirak eden herkes Anayasa Mevzuatından sınava tabi tutulsun. Hani KPSS var ya. Asgari onun seviyesinde ama içeriğinde Anayasa Hukuku olsun. Hukuk olsun, hak olsun. Yoksa ne millet iradesini bahane edip “rutin dışına çıkabilirsiniz, zihinsel inkılabınızla yönetebilirsiniz” diyen eksik kalacak ne de “ben yaptım oldu”anlayışı son bulacak.
Yeni anayasa tartışmalarındakikırmızı çizgileri, yeşil çizgileri bilmem ama en azından “hukuk devleti” kavramından vazgeçmeyelim. İdari uygulamalar ancak kanun dairesinde meşruluğunu sürdürebilir. Unutmayalım ki o hukuk hepimiz için var.
Av. Ömer Gökhan ÇELİK
EMEKLİ MEMURLARA EK İKRAMİYE MÜJDESİ!
30 YIL SINIRI İPTAL EDİLDİ
30 Seneden daha fazla çalışan emekli memurlar için ek ikramiye alma fırsatı doğdu. Anayasa Mahkemesi’nin kararının ardından Ankara İdare Mahkemesi de dava açan emeklilere 15 bin liradan 30 bin liraya kadar ek ikramiye verilebileceğini bildirdi. Peki emekli memurlar ek ikramiye almak için ne yapmalı?
2015 senesi öncesinde emekli olan ve 30 seneden fazla çalışan memurların emekli ikramiyesi almasının yolu açıldı. Verilen karara göre ikramiye almak için mahkemeye başvuran emekliler 30 bin liraya varan emeklilik ikramiyelerini alabilecekler.
7 Ocak 2015 tarihinde memurların emekli olurken aldıkları emekli ikramiyesinde 30 yıllık sınırı iptal eden AYM kararı sonrasında 2015 senesi öncesinde emekli olan binlerce memur SGK’ya başvurmuş ve 30 yıl üzeri çalışmaları için emekli ikramiyelerini istemişlerdi. Ancak SGK, AYM tarafından verilen kararın geriye doğru işlemeyeceğini gerekçe göstererek emekli memurların taleplerini geri çevirerek sadece karar tarihinden sonra emekli olan memurların bu haktan yararlanabileceğini açıkladı.
Bunun üzerine konu mahkemeye taşındı ve Ankara İdare Mahkemelerine taşınan davada 30 seneden fazla çalışan memurların emekli ikramiyesinin faiziyle beraber ödenmesi kararı çıktı.
DAVA AÇAN EMEKLİLER İKRAMİYELERİNİ ALABİLECEK
Mahkemeye başvuranların emekli ikramiye farkları 15-30 bin lira arasında değişen tutarda ödenecek. Ancak mahkemeye başvurmayan kişilerin hakları ödenmeyecek. Öte yandan davalar sadece Ankara’da açılabilecek.
Anayasa mahkemesinin ve Ankara İdare mahkemesinin vermiş olduğu karar bu şartlara sahip tüm emeklilere emsal karar olacaktır.
Av. Zeynep ŞAHİN
HGS CEZALARI YENİDEN HESAPLANACAK
Geçtiğimiz günlerde direk sizin başınıza gelmediyse bile Hızlı Geçiş Sistemi (HGS) cezalarıyla ilgili şikâyet eden ya da söz konusu cezaya itiraz eden birilerini mutlaka duymuşuzdur.
Hayatında İstanbul’ a gitmemiş bir yurttaşın traktörünün İstanbul’a gittiği iddia edilerek HGS cezası ödemek zorunda kaldığı tuhaf bir uygulama. Ceza kesilen plakaların çekiliş torbasından rasgele belirlendiği izlenimi veriyor. HGS ceza uygulamasının, ciddiyetten uzak ve “ne çıkarsa bahtına” anlayışıyla tatbik edildiği şikâyetleri.
Bu uygulama hem haksız hem de amacına uygun değil. Haksız çünkü ceza uygulaması temel hukuk kriterlerine uymuyor. Hakaret etmenin cezası kanunlarda müebbet hapis cezası olsaydı “haklı” bir ceza olur muydu? Bu uygulama aynı zamanda amaca uygun değil. Amaç insanların otoyolu kullandıklarında otoyol ücretini ödemesini sağlamaktır. Araçlar trafik siciline kayıtlıdır ve herhangi bir nedenle ücretsiz geçiş yapıldığında devlet bu ücreti tahsil imkanına sahiptir. En uzak mesafenin 10 katı para cezası tatbik etmek, ücreti tahsil etmek amacıyla değil en hafif tabirle devletin “ fırsatçılık” yapmasıdır. Bu kabul edilemez. Devlet vatandaşlarına karşı fırsatçı, tefeci veya hırsız gibi davranamaz. İşte bu durumun düzeltilmesi girişimlerde bulunuldu. Ne yazık ki 10 katı para cezası uygulaması devam ediyor. Ancak en uzak mesafe yerine kullanılan mesafenin 10 katı ücret uygulanacak.
Son durumşöyle;
Karayolları Genel Müdürlüğünce 2014'te köprü ve otoyol geçişlerinde HGS etiketlerinde ya da Otomatik Geçiş Sistemi (OGS) hesaplarında yeterli bakiye olmadan geçiş yapıldığında ilgili otoyoldaki çıkış noktasına isabet eden en uzak mesafe ücretinin 10 katı ceza uygulanmıştı.
Söz konusu cezalara ilişkin 14 Nisan 2015'te torba kanunda yapılan değişiklikle araç sahipleri lehine iyileştirme yapıldı. Ancak bu uygulamanın kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla geçerli olması nedeniyle 2014 yılı HGS cezaları, söz konusu tarihteki mevzuat hükümleri gereğince yüksek tutuldu.
Vatandaşların HGS cezaları nedeniyle mağdur olmaması amacıyla TBMM Genel Kurulunda Perşembe günü kabul edilen Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın onayının ardından Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girecek. Böylece 2014'te kesilen cezalar, araçların kullandıkları mesafenin 10 katı olarak yeniden hesaplanacak. HGS cezalarını yatırmayan kişiler, ödeme yapmaya gittiklerinde düşük olan ücreti ödeyecek. Daha sonra 1 Ocak-14 Nisan 2015 tarihlerindeki ihlalli geçişlere ilişkin cezalar da yeni uygulamaya göre hesaplanacak.
Karayolları Genel Müdürlüğünce köprü ve otoyollardan 2014'te ihlalli geçiş yapan 782 bini HGS abonesi 555 bini hiç abone olmayan toplam 1 milyon 337 bin araç sahibine, 825 milyon lira ceza kesildi. Söz konusu araç sahiplerine gönderilen HGS cezaları da yeni mevzuata göre hesaplanacak.
Stj Av. Feyza GEZMEN
Yorumlar