Tür seçiniz:
Gizli de olsa burada Türkiye Hükümetinin bir desteği var. Düşürülen Suriye uçağı da, Türkiye Ordusunun desteğine dair bir kanıt oluşturabilir." şeklinde Türkiyenin bu saldırılardan sorumlu olduğu yönündeki iddiaları ortaya attı. Aslında bu konuda bizim de yerinde yaptığımız gözlemler ve köylülerin ifadeleri bu iddiaları doğruluyor. Cihatçı gruplar saldırı dalgası başlattığında kimi görgü tanıklarına göre, sınırın beş ayrı noktasından Kesebe giriş yaptığı, Türkiyedeki sınır muhafızlarının bunlara göz yumduğudur. Al-Ahbarın haberine göre; Yaklaşık 800 ailenin Kesebden kaçtığını ve çoğunun Lazkiye'ye sığındığını, Keseb ve Hatay'daki Vakıflı Köyünün Osmanlı İmparatorluğu'ndan bu yana dokunulmadan kalan son iki Ermeni yerleşim yerleri olduğunu da ekliyor. Kesebin; yalnızca Ermenilerin tatillerinde gittiği turistik bir yer değil, aynı zamanda Ermenilerin yaşadıkları evlerin görülebildiği kültürel bir miras olduğunu da belirtiyor. Akıllara şu sorular geliyor,
Keseb bilinçli olarak mı seçildi? 2015 yılının Ermeni tehcirinin 100. Yılı anması ve lobi faaliyetlerinin doruk noktasına ulaşacağı bilinirken, kim ya da kimler Keseb saldırısında Türkiyenin rol almasında etken olmuş ve Ermeni Lobilerinin ellerine koz vermiştir?
Keseb saldırısını yapanlar Suriyedeki hedeflerine ulaşamadıkları gibi, saldırıya katılan gruplar kendi aralarında anlaşamayarak tamamen ganimet paylaşımına yönelik hesaplar içine girmiştir. Son olarak SUKO Başkanı Ahmet Carbanın ÖSO Saha Komutanlarını yardım olarak gelen 75 milyon doları zimmetlerine geçirmekle suçlaması, Savunma Bakanı olarak atadığı kişinin de Carbayı yalancılıkla ve sahtekârlıkla suçlayarak görevinden istifa etmesi. Kesebe saldırı gerçekleştiren muhaliflerin evleri yağmalayarak çaldıkları eşyaları Hatayda yok pahasına satmaları artık muhalefetin yağma ve ganimetten pay alma hesapları dışında bir amaçlarının olmadığını göstermiştir. Haziran ayında yapılacağı belirtilen Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de, siyasi olarak muhalefetin halk desteğinin neredeyse hiç kalmadığını bazı göstergeler bize anlatmaktadır. Bizim görevimiz, Bu coğrafyada vahhabi-selefi emperyalist uşakları ile yerli işbirlikçilerin planlarını deşifre etmek, onların bu toprakların zenginliklerini ABD ve uşaklarına peşkeş çekmelerine müsaade etmemek, bu coğrafyanın sorunlarını demokratik bir zeminde, diyalogla, karşılıklı saygı ve çıkar ilişkisi çerçevesinde görüşülerek barış içinde çözümlenmesinden yana olmalıdır.
Yorumlar