Demokrasinin sandıktan ibaret olmadığını söyleyen Kemal Kılıçdaroğlu, “Sandıktan çıkanların ülkeyi yönetirken hukukun üstünlüğüne uyması gerekir. ‘Sandıktan çıktım, istediğimi yaparım’… Bu demokrasi değildir, istediğimi yaparım. Beni seçenler beni denetleyecek. Denetimsiz bir yönetim olmaz” ifadelerini kullandı.
Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) seçimleri ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Kılıçdaroğlu, “Bütün savcılara ve hakimlere sesleniyorum; eğer bu ülkede adalete saygı duyulacaksa, o saygıyı önce siz duyacaksınız, siz sağlayacaksınız. Siyasal rüşvete teslim olan bir adaletten, adalet beklenemez. Adaleti güçlü kılmak istiyorsanız, ‘ben siyasal erke bile karşı çıkarım, çünkü ben yargıcım, ben toplumun vicdanıyım’ diyecekseniz siyasal rüşvete karşı çıkacaksınız. Bunu yapmayan yargıca yargıç, savcıya da savcı denmez. Geldiğimiz süreçte bütün bu gerçekler hepimizin önünde duruyor” şeklinde konuştu.
12 Eylül askeri darbesinin yıl dönümü olması sebebiyle yaşanan olaylar ile ilgili hatırlatmada bulunanKemal Kılıçdaroğlu, Ak Parti iktidarını eleştirerek “Hangi siyasi görüşten olursa olsun, siyasal partilerin hukuk dışında egemen bir vesayeti reddetmeleri, demokrasi açısından büyük bir kazançtır. Ama bunu söylemde değil eylemde de gerçekleştirmeleri gerekir. AKP, vesayetten şikayet etti, şimdi yeni bir vesayetin ta kendisi” dedi.
İstanbul Mecidiyeköy’deki rezidans inşaatında meydana gelen asansör kazası ile ilgili değerlendirmede bulunan CHP lideri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’e istifa çağrısı yaparak şunları kaydetti: “İş cinayetlerinde Avrupa’nın birincisiyiz, dünyanın da üçüncüsüyüz. Nasıl bir demokrasidir, nasıl bir hukuktur, nasıl bir ekonomik anlayıştır bu. İnsanın açıkca, vahşi kapitalizme teslim edilip, ölüme mahkum edildiği bir süreci yaşıyoruz. Böyle bir tabloyu ben içime sindiremiyorum. ‘Maliyet zorlaması var…’ Beyefendi sanki muhalefet partisinin milletvekili. Bu kişi Bakan. Bütün bu şikayetlerin önlemini alması gereken kişi, ama şikayet ediyor. Merak ediyorum o koltukta niye oturuyor? Şikayet etmek için mi önlem almak için mi? Bu da zamana uygun olarak ‘balonu nasıl hafifletebiliriz, tepkiyi nasıl biraz dindirebiliriz’ o amaçla söylenmiş sözler. Samimi değiller. Soma faciasından sonra milletvekillerimiz yeraltı madenlerinde ‘yaşam odası kurulsun’ dile önerge verdiler. İnsanlar patlama olsa da ölmesinler diye. 19 yıldır ILO’nun öngördüğü bu sözleşmeyi Türkiye imzalamıyor. Görüşmeler yapılırken Bakan Faruk Çelik kürsüde oturuyordu, önergeye ret oyu verdi. ‘Kabul etmiyoruz.’ Yani, ‘insanlar ölebilirler’ dedi. Hani kar hırsı, hani maliyet hırsı, kar hırsına teslim oldun sen, vahşi kapitalizme teslim oldun sen… Neden şikayet ediyorsun şimdi. O görevi derhal bırakması ve oradan istifa etmesi gerekir, onurlu bir insanın. Bu cümleleri ettikten sonra. Hem bu cümleleri edeceksin hem yaşam odalarına karşı çıkacaksın”
Yorumlar