KARTLARIN YENİDEN KARILDIĞI ORTADOĞU DENGESİNDE, HATAY’IN KONUMUNUN NASILOLMASI PLANLANIYOR?
O halde maddeler halinde bu incelemeyi yapalım;
1-) Kuzey Irak'ta Barzani yönetimine yakınlığı ile tanınan Rudaw TV'deMesut Barzani'nin Diyarbakır ziyareti sürerken yayınlanan meteoroloji haritasında, bilinen illerin yanında Hatay, Mersin 'KÜRDİSTAN' sınırları içinde gösterilmeye başlandı. Aynı dönemde de NATO merkezlerinde hazırlanan haritalarda Hatay ve Mersin Kürdistan sınırları içinde gösterilmeye başlanmıştı.
2-) Öte yandan, Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Milli Koalisyonu (SMDK)’ninBasın Sözcüsü Halid el Salih'in 3 Eylül 2013 tarihinde İstanbul'da bir basın toplantısı düzenlemişti. Suriyeli muhalifler o gün Gayrettepe Hoşsohbet Sokak'ta kullandıkları binada düzenledikleri basın toplantısına Türk Devlet yetkililerinin yanı sıra uluslararası misyon temsilcileri de katılmıştı. Basın toplantısında kullanılan haritada HATAY'ın Suriye topraklarında yer aldığı görüldü. Bu haberi görüntülü olarak İhlas Haber Ajansı da geçmişti. Hatta ajansın haber sitesi iha.com.tr'de kullanılan haber fotoğrafında bile HATAY'ı Suriye sınırlarında gösteren harita açıkça seçilebiliyordu…
3-) 23 Mayis 2013 tarihinde Habertürk Ankara Bürosu'nda Fatih Altaylı’ya sabah kahvaltısında konuk olan BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş'ın sözleri büyük tepki almıştı. Demirtaş, "Suriye'de de Irak'taki gibi bir Kürt Özerk Bölgesi olacağı artık kesin. Tabii, bu Suriye'deki Kürt oluşumu, Lazkiye'yi de içine alırsa Kürtlerin büyük bir sorunu ortadan kalkar” derken Kürtlerin sıcak denizlere açılma sorununun böylelikle çözüleceğiniifade ediyordu..
4-) “TheKurdish Spring (Kürt Baharı - Ortadoğu'nun Yeni Haritası)" isimli kitabın yazarı Columbia Üniversitesi Barış ve İnsan Hakları Çalışmaları Direktörü David Phillips’inCNBC’ye yazdığı makalesinde “Türkiye’ye bakış açılarının değiştiğini ve Kürdistan’ın Rojava üzerinden denize açılması gerektiğini” belirtmiş ve bu makale ile ilgili Rudaw’a konuşan Phillips, son zamanlarda Ortadoğu’da yaşananları, Kürtler’i ve IŞİD’i değerlendirirken “Ortadoğu’nun yeni haritası, dünyada bundan sonraki ilk bağımsız devlet olacak olan KÜRDİSTAN’ın sınırlarına bağlı olarak değişecek.” şeklinde açıklama ve yorumda bulunmuştur.
5-) Bugün Suriye’nin Afrin kenti;Kobani ve diğer Kürt nüfusun yoğun olduğu yerlerden Savaş dolayısıyla kaçarak gelenlerle birlikte 1.000.000’dan fazla Kürt nüfusu barındırıyor. AFRİN’eRadikal İslamcılarca yapılacak bir saldırı ile sınırın yakın olduğu Hatay iline büyük bir göç dalgasının olacağı belirtiliyor.AFRİN Kantonu ile “El-Nusra”nınkarargahı durumundaki “ATME” kasabası birbirine çok yakın ve komşu bölgelerdir. El-Nusra örgütünün AFRİN Kantonuna tıpkı Kobani’yeIŞİD’in yaptığı gibi bir saldırısı her an beklenmelidir. Böyle bir durumda en az 500.000 Kürt vatandaşının Hatay’a kaçması ve yerleştirilmesi demografik yapıda değişikliğe yol açacaktır. Tıpkı Musul, Kerkük, Süleymaniye ve Erbil’de olduğu gibi…
6-) BOP, 3 KantonluRojava’nın tek parça haline getirilmesinin gerekliliğine vurgu yapıyor.Kürt politikacılar sık sık bu bölgenin Akdeniz’e açılmasının şart olduğunu da söylüyor. (K.Irak petrollerinin Akdeniz’e güvenli bir şekilde ulaştırılması, Avrupa pazarlarına enerji arzı sağlanarak, AB’nin Rusya’ya enerji bağlamında bağımlılığını kırılmak istenmektedir.)Bütün bu planların hayata geçirilebilmesi için de; Hatay’da uzun sürecek birAlevi-Sünni çatışmasının gerekliliği üzerinde duruluyor. Şöyle ki; Hatay’da ölümlere, yaralanmalara kan ve gözyaşına neden olacak bir Alevi-Sünni çatışması ile, Alevilerin ve Sünnilerin daha güvenli başka illere kaçarak göç etmeleri sağlanacak,Afrin’e radikal İslamcı teröristlerin saldırısı planlanacak veAfrin’denen az 500.000 Kürt vatandaşı Hatay’a kaçacak. Cilvegözü ve Reyhanlı katliamları ardından resmi ağızlardan yapılan provokatif açıklamalara (52 Sünni vatandaşımız şehit oldu, bu katliamı Aleviler yaptı v.s), Haziran-Gezi protestolarının Antakya’daki eylemlerinde provokatörlerin Alevi-Sünni çatışmasına yol açacak çeşitli senaryoları hayata geçirme çabalarına, bilinçli Hatay halkı itibar etmemiş ve bu planları bozmuştur.
7-) Türkiye; izlediği taşeron dış politika nedeniyle, Pakistan’laşmaya, Hatay ise, Peşaver’leşmeye adım adım sürükleniyor…Bilindiği gibi; Sınırlarımızın yolgeçen hanına döndüğü, güvenliğin ortadan kalktığı, 2,5 milyon Suriyeli ve Iraklı sığınmacının olduğu, Güney sınırlarımıza yerleşen terör örgütlerinin ve çeşitli ülkelerin ajanlarının varlığı Türkiye’yi Pakistan’laştırmaya, Hatay’ı ise Peşaver’leştirmeye adım adım yaklaştırıyor. Türkiye’de uygulananyanlış dış politika nedeniyle, tıpkı Pakistan gibi koca bir ülke nasıl terör üssü olmanın bedelini çok ağır ödedi ise Türkiye’de yıllar içinde bu bedeli çok ağır ödeyecek, Hatay’ın payına da ağır bir fatura çıkabilecektir.
8-)AKP Hükümeti’nin dışarıdan dayatmayla aldığı Eğit-Donat projesi kapsamında Türkiye’ye gelecek yabancılar ile örgütlerin eğitilip donatılması geri dönüşü olmayan, her türlü riskleri içinde barındıran çıkmaz bir yoldur. Çünkü Türkiye’de eğitilenlerin; eğitim dönemlerinin sonunda kendi ülkelerine ya da başka ülkelere gittiklerinde oralarda katılabilecekleri terör ya da başka yasadışı eylemlerden dolayı Türkiye Cumhuriyetinin sorumluluğu olacaktır.
9-) Sınırların açık bir hale getirilmesi ile oluşan Suriye’li 2,5 milyon sığınmacı problemi daha uzun yıllar Türkiye’nin başını ağrıtacaktır.Artık Türkiye bu sığınmacıların sorunlarıyla baş edememekte ve uluslararası yardım dilenmektedir.
10-) Hatay'da bulunan Yayladağı ve Cilvegözü sınır kapıları dışında, son dört yılda açılmış gayri resmibir çok kapı (Bükülmez, Karbeyaz, Güveççiv.s.) varlığını ve faaliyetlerini sürdürmektedir. Yasadışı bu gümrük kapılarının güvenliğinin ve denetlenmesinin yapılmaması, araç ve insan giriş-çıkışlarının kayıt altına alınmaması Türkiye ve Hatay açısından sorun yaratarak her türlü riski almamıza neden olacaktır.
11- ) Suriye ve Irak sınırlarımızdaki istikrarsız ve kontrolsüz ortam, ülkemizi yabancı istihbarat örgütlerinin cirit attığı bir bölge haline getirmiştir. NATO ile bağlantılı gruplar topraklarımızda bürolar açtılar. Bu durum ülkemiz üzerinde karanlık emelleri bulunan yabancı istihbarat ajanları için bulunmaz bir fırsat oluşturmuştur. Endişemiz odur ki, Reyhanlı-Cilvegözü-G.Antep ve Akçakale gibi saldırılar önümüzdeki süreçte artabilir.Bilinmelidir ki; Bölgedeki tüm halklar Türk-Kürt-Arap-Laz-Çerkez-Ermeni-Süryani- Hristiyan-Müslüman-Yahudi v.sile ister Sünni, ister Alevi, ister Kürtolsun her türlü şövenizm, ırkçılık ve mezhep fitnesi sadece ve sadece açıklamaya çalıştığımız bu projeye, kan, gözyaşı ve kaos’a yani BOP’ave Hatay’ın kirli emellere kurban edilmesine alet olur ve hizmet eder.Bizlerin en öncelikli görevi ise; İnadına BARIŞdiyerek, Alevi-Sunni-Kürt-Türk-Arap-Hristiyan-Ermeni-Yahudi kardeşliğini savunarak, her türlü şövenizimden ve mezhep fitnesinden uzak durmak, Bölge ve HATAY üzerinde oynanmak istenen oyunları bozmak ve boşa çıkarmak olmalıdır.

Yorumlar