Mısır’da konjonktür döndü; şimdi “YES SİSİ, NO MURSİ” dönemi
Mısır’da Müslüman Kardeşlerin adayı olarak ortaya çıkan ve seçimlere katılımın %48 olduğu ortamda oyların %52’sini alan Mursi ordu ve atadığı Savunma Bakanı General Abdulfettah Sisi tarafından darbeyle görevinden uzaklaştırıldı ve tutuklandı. Darbeden sonra Müslüman Kardeşler taraftarları yaptığı gösterilerde “Yes Mursi, No Sisi” sloganını sıkça kullandı.Mısır halkının dağ gibi sorunlarını çözeceği yerde, ayrıştırıcı politikalarla Mısır’ı yönetmeye kalkan ve Siyasal İslamcılığı savunarak büyük hayal kırıklığı yaratan Mursi, Mısır Halkı’ndan yeterli desteği bulamadı. Büyük savrulmalar ve beceriksiz politikalar ile, hayal kırıklığı ve iç kargaşa yaşayan Mısır Halkı bütün bu yaşananlardan bıkmış olacak ki, darbenin mimarı General Sisi’ye Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde destek verdi. Müslüman Kardeşler ile 2011'deki devrimde aktif rol oynayan liberal ve solcu eylemcilerin boykotu nedeniyle katılımın %47 düzeyinde kaldığı seçimlerde Sisi oyların yüzde 96,9’unu alarak Cumhurbaşkanı seçildi. Yemin ederek de görevine başladı.Aslında darbe ile başa gelen General Sisi, 1950’lerde Cemal Abdulnasır ile başlayan asker kökenli Cumhurbaşkanı silsilesinin son halkası.Seçim sonuçlarından sonra Sisi’yi ilk kutlayan S.Arabistan oldu. Oysa daha düne kadar Mursi’ye destek çıkan Suudi yönetimi bir anda yön değiştirerek kaypak politikanın ve adam satmanın nasıl olabileceğini dünya aleme ispat etti. Keza Katar’ın çiçeği burnunda yeni lideri Şeyh Tamim’de 180 derecelik dönüşle Mursi’yi satanlar kervanına katıldı. İzledikleri ucuz ve “ucube” politikalarla neler yapabileceklerini, nasıl davranabileceklerini ve bir anda nasıl pozisyon değiştireceklerini gösterdi. Kaldı ki, son gelişmelere uygun olarak Cumhurbaşkanı Abdullah GÜL de Sisi’yi kutlayanlar kervanına katılarak AKP hükümetinin izlediği Mısır politikasının çöküşünü ilan etmiş oldu.Sisi’nin yemin töreninde ilginç yaklaşımlar dikkat çekti. Törene Mursi döneminde Suriye krizi nedeniyle araları iyi olmayan İran davet edilirken, Türkiye bu törene davet edilmedi. Rusya lideri Putin ve darbeye başından bu yana darbe demeyen AB ülkeleri Sisi’yi kutladı. ABD ise her zamanki alışılagelen tutumuyla Sisi’ye destek vererek güvenilir bir müttefik olmadığını ispat etti.Siyasi analistler, asker kökenli General Sisi’nin özgürlüklerden değil, sertlikten yana olacağını, “Müslüman Kardeşler” ile kanlı bir mücadeleye gireceğini, ülkede güvenliğin tesisi için her şeyi göze aldığını ifade ediyorlar. Mısır halkı ise ekonominin canlanmasını ve işsizliğe, rüşvete ve adam kayırmacılığa son vermesini bekliyor. Öyle anlaşılıyor ki kadim uygarlıkların beşiği olan Mısır’ı önümüzdeki dönemde de zorlu günler bekliyor.
Irak’ta Maliki’nin zor seçimi ve IŞID’la imtihanı
Irak’ta seçimler yapıldı. Ancak Maliki’nin hükümeti kurması için, Parlamento’nun mutlak çoğunluğunu gerektiren 165 milletvekilinin onayını alması gerekiyor. Partilerin aldığı oy ve sandalye dağılımı dikkate alındığında bunun çok zor olacağı anlaşılıyor. Irak Yüksek Seçim Kurulu tarafından açıklanan sonuçlara göre Nuri el-Maliki’nin Partisinin de aralarında bulunduğu ve partilerin ittifaklar kurarak katıldıkları Hukuk Devleti İttifakı, son yerel seçimlerde en fazla sandalyeyi kazanmış olsa da Maliki liderliğindeki Dava Partisi ancak üçüncü olabildi.Irak’ta yapılan son yerel seçimlere Muvatın (Vatandaş) adlı ittifakla giren Ammar el-Hekim liderliğindeki Irak İslami Yüksek Konseyi, 58 sandalye kazanarak partiler bazında seçimlerin galibi oldu.Maliki’nin, muhalif liderlerin açıklamalarına bakıldığında da hükümet kurmada çok zorlanacağı görülüyor. 2010 seçimlerinin ardından hükümetin kurulması süreci büyük pazarlıklara neden olurken, ancak 9 ay sonra sonuç alındığı da hafızalardaki yerini koruyor. Nitekim, Maliki’nin üçüncü dönem Başbakan olmasına, Şii liderlerden El Hakim ve Sadr grubu kesinlikle karşı çıktıklarını sürekli dile getiriyorlar.
En önemlisi, Barzani de Maliki’nin üçüncü dönem Başbakan olmasını kesinlikle kabul etmeyeceklerini, seçilmesi durumunda bölgede yapacakları referandum sonucunda bağımsızlıklarını ilan edeceklerini açıklıyor. Bütün bu çetrefilli hükümet kurma çalışmalarının yanında, Maliki’nin başı IŞID (İrak Şam İslam Devleti) militanları ile dertte. İŞID; Ramadi, Felluce ve Musul kentlerini ele geçirerek tıpkı Suriye’nin Rakka kentinde olduğu gibi emirlik ilan etmeyi hedefliyor. Ayrıca hergün Bağdat’ta bombalı araç saldırıları ve suikastlarla, Ambar Üniversitesi baskını ve rehin almalarla halkı ve rejimi terörize ediyor. Musul saldırısı sonrası El Cezire’de yer alan habere göre, güvenlik güçleri kontrolün IŞİD’in eline geçmesi ile bölgede yaşayan Hükümet görevlilerinin bile uygulanan sokağa çıkma yasağına rağmen, aileleriyle kaçmaya başladığını belirtti. Son olarak Musul Valisi ile çok sayıda kişinin Kürdistan Özerk Bölgesi’ne sığındığı açıklandı.Görülüyor ki Irak’taki seçim diyalog kanallarını açıp, istikrarı sağlayacağına, daha sıkıntılı ve çalkantılı günleri beraberinde getirmiş bulunuyor.
Suriye’de seçimler sonucu Esad’ın artan gücü
Suriye’de dördüncü yılına giren kanlı vekalet savaşı ve Batının bütün müdahalesine rağmen Esad’ın devrilmeyişi ve 3. kez Cumhurbaşkanı seçilmesi bölgedeki denklemleri değiştirdi. Bu değişiklik BOP planlarının revize edilmesini ve bölgede tansiyonun daha da yükselmesini sağlamış görünüyor. Seçimlerde Esad'ın aldığı oy sayısı 10 milyonun üzerinde, oy oranı ise yüzde 88,7. Asıl önemli konu ise; Suriye Yüksek Seçim Konseyi’nin, 15.8 milyon seçmenin yüzde 73.42’sinin oy verdiğini bildirmesi oldu.
Terör örgütlerinin tehditleri gölgesinde yapılan seçimlere katılımın yüksekliği ABD ve AB’deki Ortadoğu analistlerini bile şaşırttı. Muhaliflerin etkin olduğu bölgelerdeki halkın, rejimin seçim yaptığı bölgelerdeki seçim sandıklarına yönelerek oy vermesi katılımın yüksek olmasına neden oldu. Kaldı ki demokrasinin beşiği sayılan Avrupa’da bile halkın seçimlere katılması en fazla %50 düzeylerinde seyretmekte.Suriye seçim sonuçları konusunda Brookings Enstitüsü'nden Şadi Hamid, New York Times gazetesine yazdığı makalede;“Arap ülkelerindeki otokratik liderlik kalıplarını ortadan kaldırmak uzun ve zorlu bir süreç olacak." şeklinde bir analiz yayımladı.Suriye seçimleri konusunda Rusya Dışişleri Bakanı Sözcüsü Aleksandr Lukaşeviç ise;Moskova seçimleri, “Suriye'de devlet kurumlarının işleyişinin devamını güvence altına alan önemli bir olay" şeklinde değerlendirdi. Seçimlerin, Suriye'deki çatışmalar nedeniyle “doğal olarak yüzde 100 demokratik olmadığını” ifade eden Lukaşeviç katılımın, şeffaflığın ve yabancı gözlemcilerin tespitlerinin "seçimlerin meşruiyetini sorgulayacak bir gerekçe yaratmadığını" da söyledi.Lukaşeviç, "bazı uluslararası ortaklarımızın seçimlere siyasi tepkisi hayal kırıklığı yaratıyor, milyonlarca Suriye’linin görüşlerini göz ardı etmek kabul edilemez " diye de konuştu.
Tüm bu gelişmelerin ışığında şunu söylemek beklide kehanet olmaz:Bölgenin gelecekteki kontrolü üzerinde yürütülen jeopolitik çatışmada, Suriye ve Irak bu devasa çatışmanın kalbini teşkil ediyor. Bu çatışmaların çözümlenmesi, ya dünya barışı yönünde, ya da sonu gelmeyecek savaş, çatışma ve katliamlar yönünde olacaktır. Türkiye izleyeceği akıllı politika ile, uluslararası alanda teröre destek verdiği konusundaki kötü şöhretini değiştirmeli, bölgeye barışın gelmesinde yapıcı bir rol oynamalıdır. Aksi takdirde hem ülkemiz hem de bölgemiz toptan kaybedecek.
Yorumlar