Türkiyede gelişen Kürt açılımını, çözüm süreci ve silahların bırakılmasını değerlendiren
Hak ve özgürlükler Partisi (Hak-Par) Genel Başkanı Kemal Burkay, PKKnin Demokratik özerklik talebini bıraktığını, silah kullanmaları için hiçbir nedeni kalmadığını belirtti.
BU TALEPLERDEN VAZGECECEKTİNİZ DE NE DİYE SAVAŞIYORDUNUZ?
Kürdistan Dernekleri Birliği-KOMKARın düzenlediği Newroz Kutlaması sebebiyle Hamburga gelen Kemal Burkay, HAMBURGHABER.DE Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Durmuşa konuştu. Türkiyedeki çözüm süreci ve silahların bırakılmasını, AK Partinin ve CHPnin durumunu değerlendirdi. Burkay gelinen süreçte PKK için de, Bu taleplerden vazgeçecektiniz de, ne diye savaşıyordunuz? Bu soruyu PKKye ve BDPye sormak gerekir dedi.
BUNU DESTEKLİYORUZ
Türkiyedeki barış süreci, PKKnin sınır dışına çekilmesi ve silahları bırakması nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hak ve özgürlükler Partisi olarak zaten görüşlerimiz belli. Geçmişten beri silahların susmasını istiyoruz. PKKnin tümüyle silah bırakmasını istiyoruz. PKKnin tek yanlı silah bırakmasını istiyoruz. Silahta tek yanlı olarak bırakılır. Ordu herhalde silah bırakmaz. Ama operasyonlarını durdurur ordu. Şimdi bu süreç öyle bir süreç. Bunu destekliyoruz tabi ki. Ama bununla Kürt sorunu tümden çözülecek , Türkiye güllük-gülistanlık olacak diye düşünmemek lazım. Bu önemli bir adım ve bir eşiğin aşılmasıdır, bundan sonra siyasetin barışçı yöntemlerle yürümesi lazım. Kan dökülmesin, ülke alt üst olmasın. Bu her iki halk içinde çok büyük bedellere mal oluyor ve bir sonuçta vermiyor. Bunun için bu süreci destekliyoruz ama Kürt sorununu eşitlik temelinde çözümünü istiyoruz. Yani barış demek, çözüm demek Kürtlerin haklarından vazgeçmesi demek değildir. Tam tersine Kürtlerin temel hakları tanındığı zaman Kürt sorunu asıl o zaman çözülecek ve Türkiye o zaman kendi iç barışına ulaşacak.
ANADİLDE EĞİTİM
Kürt sorununu eşitlik temelinde çözümünü istiyoruz derken anadilde eğitimi ön plana çıkardınız? Şu anda anadilde eğitim için atılan bir adım var mı?
Eğitim dili için hiçbir emare yok. Yani ne hükümetin açıklamalarında var, nede öcalanın açıklamalarında, ne de BDPnin açıklamalarında var. Burada şu var. Silahların bırakılması. Bu güzel. Hükümetin bir projesi olmalı. Şu anda böyle bir şey yok. Yani hükümetin bu konuda bir projesi yok. Hükümetin projesi olmasa bile biz Kürt halkı olarak mücadelemizi sürdüreceğiz. Yani biz hükümetten de mutlaka böyle bir şey beklemiyoruz. Geçmişten beri AK Parti bizim bütün taleplerimizi karşılayacak diye bir şey söylemedik. Bizim elimizde zaten silah yok ki, biz AK Partiyi bunun için zorlayalım. PKKye gelince. PKKnin yürüttüğü mücadelede de zaten fazla bir şey yok talep olarak. Neydi istedikleri; Demokratik özerklikti. Şimdi onu da bırakıyorlar. öyle olunca silah kullanmaları içinde hiçbir neden yok, kalmıyor.
ÖLMEYE ÖLDÜRMEYE GEREK YOKTU
PKK bu taleplerinden vaz mı geçti?
Bu onların sorunudur. Bizim sorunumuz değil. Onu onlara sormak lazım. O soruyu PKKye sormak lazım. BDPye sormak lazım. Siz ne istiyordunuz, niçin savaşıyor dunuz? Niçin şimdi silah bırakıyorsunuz?
Ama ben şunu söylüyorum. Ben Kemal Burkay olarak, Hak-Par Genel Başkanı olarak şunu söylüyorum. Silahların kullanılmasının bir yararı yoktur. Kürtlere de bir yararı yoktur. Silahlar mücadeleyi bloke ediyordu.
Üstelik PKKnin talepleri arasında fazla bir şey yoktu. Yani düşünün onlarda diyorlardı ki, toprak istemiyoruz, sınırlar değişmesin, bayrak yine tek bayrak, Türk bayrağı, Türkçe yine resmi dil olsun, hatta Kürtler Türk ulusu içerisinde bir alt kimlik olsun. Öyle olunca bunun için savaşmaya, bunun için ne ölmeye, ne de öldürmeye gerek yoktu. Silahları bırakmaları çok doğru bir iş olur. Ama Kürt halkı mücadelesini sürdürecek. PKK olsun veya olmasın. Ne için sürdürecek, eşitlik için mücadelesini sürdürecek. Tüm temel haklarını elde edinceye kadar bizim mücadelemiz devam edecek. Bu yasal bir mücadele olacak.
25 MİLYONLUK BİR HALKIZ, DAĞLARA ÇIKMAMIZA GEREK YOK
Türkiyede biz 25 milyonluk bir halkız. Bunun için dağa çıkmamıza hiç gerek yok.
Diyarbakırda 1.5 milyon insan, Newrozda bir araya gelip silahların susmasını alkışlıyorsa bu güzel. Aynı 1.5 milyon insan ana dilde eğitimi başlatın diye biraraya gelebilir, kürtçe, resmi dil olsun diyebilir, kendimi yerel olarak yönetmek istiyorum diyebilir. Bunu, Diyarbakırda, Vanda, İstanbulda, Ankarada diyebilir. İstanbulda 4.5 milyon Kürt yaşamakta. Dünyadan destek bulmasının yolu da budur. Biz inanıyoruz ki, bu taleplerimize Türk halkı da destek verecektir. Bakın ben televizyonlara çıkıyorum, Federasyonu savunuyorum, eşitliği savunuyorum ve insanlar bunu gayet anlayışla karşılıyor.
SEÇİMLE GELEN YEREL HÜKÜMET, YEREL PARLAMENTO
Federasyonu savunuyorum dediniz. Bunu açar mısınız?
Kürtler nüfüsun çoğunlukta olduğu bölgede, yani Kürt bölgesinde, Kürdistanda yani yerel yönetimlerini kuracaklar. Federasyon dünyanın her tarafında var. Seçimle gelen bir yerel hükümet. Seçimle gelen bir yerel parlemento. Ama Ankarada da bir merkezi parlemento olacak. Ortak bir dışişleri bakanımız olacak. Irakta bunun örneği var. Dolayısıyla merkezi yönetimi bölüşeceksiniz. Ama onun dışında da Kürtler kendi bölgelerinde yerel kendi yönetimlerini kuracaklar.
HAYAT BOŞLUK KABUL ETMEZ
AKP, dönem itibariyle iyi niyetli bazı adımlar attı diyebilir miyiz? Türkiyedeki diğer siyasi partilerin süreç karşısındaki tutumlarını nasıl görüyorsunuz?
İyi niyet meselesi olarak görmedim hiçbir zaman. AKP olumlu adım attığında destekledim, fakat hayal kurmadım. Olumlu şeyler yaptı mesela askeri vesayetin geriletilmesi çok önemliydi.
CHPde Kılıçdaroğlu geldiğinde bir süre umutlandık. CHP, sosyal demokrat bir parti olamadı, olabilse zaten Türkiyede değişim ve demokrasi mücadelesi hızlanırdı. Geçmişteki statükoya yapışıp kalmış bir CHPde Kılıçdaroğluda istediğini yapamıyor. Halkın taleplerini kabul etmeyen siyasi partiler silinip giderler, bunun örneklerini gördük. Değişime sahip çıkanlar, halkın taleplerine sahip çıkan partiler büyür. Hak-Par olarak şuan küçük bir parti olsakta iddialarımız büyük, görüşlerimiz büyük. MHPden ise hiçbir umudumuz yok. AKP ise ya bu reformları sürdürecek yada gerileyecek. Hayat boşluk kabul etmez.
TÜRKİYEDE OLMAKTAN MEMNUNUM
Uzun yıllar Avrupada sürgün hayatı yaşadınız. Türkiyede siyaset yapmaktan memnun musunuz?
Memnunun Türkiyede olmaktan. Türkiyede olmam, serbestçe konuşmam, gazetelere röportaj yapmam, federasyonu savunan siyasi bir partinin başkanı olmam, Türkiyedeki değişimi göstermekte.
Geçmişte Kürt olduğumuzu söyleyemiyorduk. Geçmişte, Kürt olduğumuz için o ülkeden kovulduk. Bugün dönebiliyoruz, bunu görebilmek gerekir, bu önemli bir değişim. Herşey bitmedi, bundan sonra demokrasi için mücadeleyi sürdüreceğiz. Türkiye, henüz özlediğimiz anlamda, batılı standartlarda demokratikleşmiş bir ülke değil. Ama biz bunun için mücadele edeceğiz. Geçmişteki mücadele boşa gitmedi bundan sonra da buna devam edeceğiz. Silahların susması başta Kürtler olmak üzere, hristiyan, müslüman olan veya olmayan, sünni ve alevi, türk ve kürt olmayan herkesin özgürce yaşayacağı bir Türkiye yaratmak. Bundan sonra saflaşma, özgürlük ve demokrasi isteyenler ile istemeyenler arasında olacak. Ve ben inanıyorum ki, Ben inanıyorum ki, çoğunluk özgürlükten ve demokrasiden yana olacak.
Haber:AHMET DURMUŞ
www.hamburghaber.de
Yorumlar