Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, hükümet ile memurlar arasındaki toplu sözleşme sürecine ilişkin olarak, "Türkiye'yi bir bütün olarak ele almak zorundayız ve bu ülke eğer bir zaafa uğrarsa, bizim akıbetimiz de Yunanistan, İspanya'nın akıbetine uğrar" dedi.
Erdoğan, Meclis'ten ayrılırken gazetecilerin sorularını gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
Ak Parti MYK'nın dün toplandığının anımsatılarak, tutuklu milletvekilleriyle ilgili nasıl bir sürecin işleyeceğinin sorulması üzerine Erdoğan, MYK'da görüşülen konuların Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik tarafından açıklandığını anımsattı.
Herkesin istediği yorumu yapmakta serbest olduğunu, yorumlara müdahale etme yetkilerinin olmadığını ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:
"Başından itibaren bu iş zaten gerek Anayasal, gerekse yasal düzenlemeler bilinerek atılmış bir adımdır. Bu adımlar, Anayasa'ya da yasaya da uygun olmadığı halde maalesef kenardan, köşeden dolaşarak, atılmış adımdır ve milletvekili seçilme olayını sulandırma hareketi olarak görüyoruz. Ondan dolayı da bu olaya olumlu bakmıyoruz. Ama yargının vereceği kararla ilgili de söyleyecek herhangi bir şeyimiz yok."
Başbakan Erdoğan, tutuklu milletvekilleriyle ilgili yeni bir formül olup olamayacağı sorusunu, "Bunun formülü olmaz. Bunun yasal noktadaki hükmü, Anayasa'nın 14. maddesi çok açık, net ortada" diye yanıtladı.
Hükümet ile memurlar arasındaki toplu sözleşme sürecinde, memur sendikalarının bugün eylem yaptığının anımsatılması üzerine de Erdoğan, sendikaların bu tür manevralar yapabileceğini, grev hakkının ne zaman ve nasıl doğacağının belli olduğunu, şu anda da böyle bir hakkın kullanılması için gerekli ortam bulunmadığını söyledi.
Erdoğan, işçi ve memuru bu güne kadar enflasyona ezdirmediklerini, bugünden sonra da ezdirmeyeceklerini belirterek, şöyle devam etti:
"Verdiğimiz zamları da her zaman enflasyonun üzerinde vermişizdir. Türkiye'yi bir bütün olarak ele almak zorundayız ve bu ülke eğer bir zaafa uğrarsa, bizim akıbetimiz de Yunanistan, İspanya'nın akıbetine uğrar. Biz Türkiye'yi, böyle bir akıbete düçar bırakamayız. Şu anda bir mali disiplin içinde yürüyorsak, eğer ekonomik büyümemiz şu anda başarılı bir şekilde sürdürülüyorsa, bu, hesaplar iyi yapıldığı içindir. Yoksa sendikalar, anlar olmuştur ki, yüzde 30, yüzde 50, yüzde 100 zam istemiştir. Şu anda bu işin ekonomik sorumluluğunu, yükünü kendileri hissetmesi lazım. Eğer bunu hissetmezlerse, bu ülkeye de yanlış yaparlar. Onun için burada aklı selimi öne çıkarmak suretiyle, karşılıklı görüşmelerle 9.5 seneyi nasıl yönettiysek, bundan sonrasını da böyle yöneteceğiz."
HASİP KAPLAN: BU SORUN BİR DEMOKRASİ SORUNUDUR
BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan, tutuklu milletvekilleri konusunda, "Bu sorun Ak Parti MYK'sının sorunu değil, demokrasinin sorunudur, Meclis'in sorunudur" dedi.
Kaplan, Grup Başkanvekili Pervin Buldan ile Meclis'te düzenleniği basın toplantısında, tutuklu milletvekilleri konusunda, Meclis Başkanı'nın çağrısı üzerine 3 muhalefet partisinin ortak teklifte uzlaştığını hatırlattı.
Dün Ak Parti MYK toplantısı sonrası uzlaşılan teklifle ilgili yapılan açıklamayı "demokrasi ve milletin iradesi adına dehşet verici" olarak niteleyen Kaplan, şu ifadeleri kullandı:
"Zaten bu iş yargıya bırakıldı. Özel Yetkili Mahkemeler anayasayı ihlal etti. Yargı yasamanın üzerinde vesayet kurdu. Burada Ak Parti özel yetkili mahkemelerin, hukuksuz kararlarına, yargının vesayetine ortak olmuştur. Sadece bu değil. Ak Parti, Meclis Başkanı'nı boşa çıkarmıştır, kendisinin içinden çıkan Meclis Başkanı'na tutuklu milletvekilleri konusunda öyle bir gol atmıştır ki... Başbakan da kale arkasında top toplayan kişi konumuna düşürülmüştür. Çünkü, Başbakan'la Meclis Başkanı görüştüler ve ondan sonra 3 muhalefet parti grubunu çağırdılar. Biz anlaşamayacağız zannettiler, oysa ki milletin iradesi olan milletvekillerinin yeri Meclis'tir. Başbakanla Meclis Başkanı neyi konuştu da ondan sonra bizi çağırdılar, bizim teklifimize karşı neden Ak Parti yeni bir teklifle ortaya çıkmadı. Buradan baktığımız zaman yeni anayasa yazım sürecinde Ak Parti'nin balonu da ampulü de patlamıştır. Bunlar milletin iradesine, sandığa, Meclise saygı göstermiyorlar ve siyasi ahlaksızlık konusunda adeta vesayet kurumlarıyla yarışıyorlar ve ortak oluyorlar."
Kaplan, Ak Parti'nin, "başkanlık sistemi" ile yapay gündemler yaratmaya kalkmaması gerektiğini belirterek, "Bu sorun Ak Parti MYK'sının sorunu değil, demokrasinin sorunudur, Meclis'in sorunudur. Meclis Başkanı'na da 'artık bu işi uzatma' diyorum. ya noktayı koy, ya seni kim oyuna getirdi bunu açıkla, ya da onurlu bir şekilde istifa et, git. Senin Meclis Başkanı olarak, senin saygın uzlaşmacı, sorun çözücü tavrını da Ak Parti yerle bir etmiştir" diye konuştu.
Bir gazetecinin, BDP'nin bundan sonra, Anayasa Uzlaşma Komisyonu'ndaki tavrını sorması üzerine Kaplan, "Şu ana kadar AKP'nin tutuklu vekiller konusunda yaptığı tek tanımla umut işkencesidir. Bu kadar açık bir konuda AKP Hükümeti tekeri, freni patlak Austin kamyon gibi yokuş aşağı inerse, nereye varacak sonu, bir yere çarpacak. Var mı başka bir yolu- Bugün tutuklu vekiller, yarın başka konularda bu tür olumsuzlukları sergilerse fiilen de yeni bir anayasa istemiyor anlamına gelebilir" dedi.
-"Masadan kalkmayacağız"-
Gazetecinin, "masadan kalkacak mısınız-" sorusu üzerine Kaplan,
"Biliyorsunuz, bu konuda anayasa sürecinde sonuna kadar biz masayı terk eden taraf olmayacağız" karşılığını verdi.
Buldan da gelinen noktada Ak Parti'nin tutuklu milletvekilleri çıkarmamakta kararlı olduğunu savunarak, Meclis Başkanı Cemil Çiçek'in "bu sorumluluğu ben üstleniyorum" dediğini anımsattı.
"Üstlenmiş olduğunuz sorumluluğu bir kez biz size buradan hatırlatmak istiyoruz" diyen Buldan, Ak Parti milletvekillerine çağrıda bulundu ve "Bu hukuksuzluğa, bu haksızlığa karşı çıkacak bir vekil arıyoruz" dedi.
Yorumlar