Tür seçiniz:
Öte yandan, sınır kapımıza 2 km. kala güvenlik kuvvetleri can güvenliğimiz yok gerekçesiyle yolumuzu kesti. 45 dakika süren tartışma, kaymakam, vali, askeri yetkililer ile görüşmeler ve yoğun ısrarımız ve kararlılığımız sonucu önümüzdeki barikat kaldırıldı.Yanımıza aldığımız kameraman ile sınıra gittiğimizde, hemen 50 metre ileride bulunan Suriye sınır kapısının muhalif gruplarca kuşatılarak ateş altına alındığına ve orada bulunan Suriye askerlerinin de sınır kapısını korumaya çalıştığına tanık olduk. Bulunduğumuz noktaya mermi sektiği için orada uzun süre duramadık ve çatışmaların yoğun yaşandığı diğer bir yere, sınır kapısının 2 km. batısında bulunan ve muhaliflerce kuşatma altındaki Suriye Sınır Karakolunu yakından izlemek üzere, tam karşı yamaçta bulunan Gözlekçiler Köyü, Çandır Köyü ve Teknecik Karakoluna gittik. Orada da önümüz askerler tarafından kesildi ve tartışmalar ve ısrarımız sonucu bölgeye girdik.Kendi vatanımızda ve kendi topraklarımızda can güvenliğiniz yok, sağlayamayız diye, gerek polislerden gerekse de askeri yetkililerden ve kaymakamdan aldığımız uyarılar canımızı acıttı. Kendi sınırlarını koru(ya)mayan AKP İktidarının bölgedeki yöneticilerinin acizliği ve her sorumuza yukarıdan talimat böyle diyerek geçiştirmeleri olayın bir başka can sıkıcı yanıydı.Oralarda gördüğümüz en çarpıcı manzara ise; bize, bölgede yaşayan köylülere ve T.C. vatandaşlarına yasak olan her şeyin Suriyeli Teröristlere serbest olmasıydı. Bizi sokmak istemedikleri yerler bir yana, sadece askerlerin kullanabildiği alanlarda bile Suriye plakalı araçlar içlerinde silahlı teröristler ile cirit atıyorlardı.Köylülerden aldığımız bilgilere göre de, en az 5 ayrı noktadan aynı anda binlerce silahlı terörist Türkiye topraklarından sınırı geçerek saldırıyı başlatmışlardı. Halen Yayladağına; Altınözünden, Antakyadan, Reyhanlıdan, Osmaniyeden ve diğer başka bölgelerden teröristlerin taşınarak iç savaşa dahil edildikleri de herkesin tanık olduğu ve engel olunamayan bir gerçek. Bir başka gerçek te bu teröristlerin çoğunun Arapça bilmediği, yani başka ülke vatandaşı olduklarıdır.Görüntülediğimiz ve önemli olduğunu düşündüğümüz bir konu da Gözlekçiler Köyü ile Kayapınar Bölüğü arasındaki Askeri Hat Yolundan onlarca Suriye Plakalı aracın sürekli terörist taşıdığı ve teröristlerin askeri bölgeyi çok rahat kullandıkları ve kendi topraklarımızdan Suriye Karakoluna mermi yağdırdıklarıdır. Karakol ve sınır kapısının yoğun çatışmalar sonucu birkaç defa el değiştirdiği bilgilerine ulaştık. Terörist grupların ilk saldırılarından sonra sosyal medya aracılığı ile yaptıkları açıklama ise bir hayli ürkütücüdür. Suriye Alevileri ile Hatay Alevilerinin irtibatını kestik demişlerdir. Bu saldırılara AKPnin açık desteği, mülki idarecilerin tutumu, güvenlik kuvvetlerinin yardımı ve Yayladağı Sınır Kapımızın anlamsız bir şekilde bir yıldan beri kapalı tutulması Hükümetin de aynı niyeti taşıdığı düşünülebilir.Çatışmalar 5 gündür devam ediyor. Ölü ve yaralı sayısının bir hayli fazla olduğunu biliyoruz. Teröristlerin Keseb yakınlarındaki Alevi köylerine Grad Füzeleriyle saldırdıkları bilgisi uluslararası medyada yer aldı. Suriye savaş uçaklarının teröristlere müdahalesini önleme görevini ise bizim savaş uçaklarımız yapmaktadır. Hatay halkı Suriyedeki yangının bize sıçrama tehlikesi nedeniyle tedirgindir.
Gözlekçiler Köyü güvenlik nedeniyle boşaltılmış ancak Yayladağının her tarafında şu anda silahlı teröristler cirit atmaktadır.Aslında bütün bu yaşananları analiz edecek olursak; Suriyede yürütülen ve dördüncü yılına giren vekalet savaşında son günlerde Suriye ordusunun Suriye-Lübnan sınırının nerdeyse tamamını kontrolüne alması, Irak sınırında Irak ordusunun cihadçı çetelere giriş-çıkışı kapatması ve Ürdün sınır geçişinde yüzlerce çete mensubunun tuzağa düşürülerek öldürülmeleri sonucunda sıkışan; son olarak Yabrud, stratejik El Husun kalesi ve civarının bu çetelerden geri alınması, AB-D ve destekçilerini çok tedirgin etti.Tüm bu stratejik bölgelerden kovulan ve adeta bozguna uğrayan çete ve destekçileri bunun üzerine, Türkiyede bulunan militanlarını ve kamplarda eli silah tutan bütün adamlarını Yayladağı sınırında aktif hale getirerek, buradan Kesebe büyük bir saldırı başlattı.KESEB birlikte yaşama örneği bir kasabadır, Ermeniler, Türkmenler, Sünniler ve Alevilerin birlikte kardeşçe yaşadığı bir sayfiye yeridir. Denize uzaklığı 1 km.dir.Kesebe ve Lazkiyeye özellikle Alevi ve Ermenilere yönelik daha öncede denendiği şekilde planlı saldırılar yapılmıştı. Aslında aralarında ihtilaf ve çatışmaların da olduğu bir çok gurup birleşerek Ağustos 2013te Lazkiye kırsalına saldırı başlatmış ve 190 köylünün öldürüldüğü büyük Alevi katliamını gerçekleştirmişti. Ancak Sahil Cephesi adlı bütün muhalif grupların ittifakından oluşan ve büyük bir katliamı hedef alan bu saldırıların hepsi geri püskürtülmüştü. Bir kez daha ve bu sefer daha iyi teçhiz edilmiş ve daha fazla sayıda çete mensubu son günlerde yaşadıkları büyük hezimetlerden sonra, sıkışmışlıklarını aşma ve moral bulma adına bir kez daha katliam provasını denemeye koydular. 21 Mart sabahı başlayan bu yeni saldırı dalgasında bu kez Türkiyenin ve özellikle Kel dağında konuşlu olan Nato birliklerinin doğrudan yönlendirmesi ve aleni rehberliği ortaya çıktı. Binlerce silahlı muhalif, Türkiyenin Yayladağı sınır kapısından ve yol geçen hanına dönmüş sınırımızdan girerek, Keseb kasabası girişindeki kontrol noktalarına saldırı başlattılar. Bir diğer talihsiz gelişme ise, Türkiyenin Yayladağı sınırında bulunan ve Gözlekçiler köyünden de gözlemlenen bütün bu çetecilerin ve ağır silah yüklü onlarca Docka silahı monte edilmis araçların sınırdan geçişi oldu. Yine aynı saatlerde Kilis-Suriye sınırından bir başka hareketliliğin gözlendiğini Genç Bakış muhabirleri haberinden anlıyoruz. Muhabirin bildirdiğine göre bu sefer Docka uçaksavar ile modifiye edilmiş kamyonetler sınırdan geçiş yaptı. Bir saat içinde 2 tank ve 30 kadar TIR aracının sınırdan girdiğini belirtti. Bu TIRların üzerinde amblem veya şirket ismi bulunmaması dikkat çekti denildi.Sosyal paylaşım sitelerinde yer alan bir başka iddia da, bu sefer paralı askerlerin Hataya akın ettiği yönünde. Çatışmaların yaşanmasından iki gün önce Körfez ülkelerinden gelen bir uçağın Hatay havaalanına indiği, Uçağın içindekilerin tamamıyla haki renk üniformalı ve kağıtla kollarına tutuşturulmuş armalarıyla görüldüğü ve Hatay Birlik midibüslerine bindirilip, Suriye sınırına taşındıkları bilgisidir.Paralı askerlerin içinde çok sayıda Çeçen, Arnavut ve Suud kökenli selefilerin olduğu iddia edildi.Arapça kaynaklarda Keseb saldırısının geri püskürtülmesi sonucunda onlarca Çeçen, Arnavut ve Suud kökenli cihadçıların öldürüldüğü bilgisi belki de bunun kanıtı sayılabilir. Ayrıca çatışmalarda yaralanan onlarca yaralının ambulanslarla Türkiye getirildiği biliniyor. Yayladağı, Harbiye ve Antakya halkının büyük bir tedirginlikle tanık olduğu yaralı taşıma trafiği, bugüne kadar hala devam ediyor. Yayladağı hastanesinin dolup taşması üzerine yaralıların, Hatayın çeşitli hastanelerine taşındığı bilgisi mevcut. Birçok Suriyeli kaynak, öldürülen ve yaralanan silahlı grupların içinde Çeçence ve Türkçe konuşanların çokluğundan söz ediyor. Cihatçılar içinde Arapçadan sonra en çok konuşulan dilin Türkçe ve Çeçence olması dikkat çekiyor. Asia Haber Ajansı da, bu sabah itibariyle çatışmada ölen çok sayıda Çeçene ait bazı fotoğraflar yayımladı.
Sosyal paylaşım sitelerinde 22 Mart akşam saatlerinde yapılan paylaşımlara göre, Türkiye Suriye sınırında, Türkiyeye ait bir İnsansız Hava Aracı (İHA) düşürüldü. Türk savaş uçakları ve İHAların silahlı gruplara koordinatlar vermek için uçuşlar yaptığı ama, yerden fırlatılan bir füzeyle Suriye ordusu tarafında bir İHAnın düşürüldüğü, diğer uçakların geri dönüş yaparak Türkiye sınırlarına doğru uzaklaştıkları yazıldı.Arap sosyal medya paylaşımlarına göre Türkiye İHAsı, Suriyenin Keseb kasabası üzerinde düşürüldü. Sınırdan 1.5 km içeride Suriye toprakları üzerinde düşürülmesi, uluslararası hukuk açısında bir sorun oluşturacağı için gizlendiği iddia edildi.TSKnın Suriye savaş uçağını Türk hava sahasını ihlal ettiği ve Türk toprakları üzerinde düşürdüğünü açıklaması Arap medyasında kabul görmedi. Hava sahamızı korumada bu kadar hassas olan ordumuzun, kara sınırlarımızın kevgire dönüp, yol geçen hanına dönüşmesine seyirci kalması izaha muhtaçtır.
Bağımsız kaynak olarak gösterilen ve 23 Mart akşamı haber sitesi Cıtye düşen açıklamaya göre, Türkiye, Suriye ordusunun ateşinden kaçan yabancı cihatçıların Türkiye sınırından girişini önlüyor ve onları savaşmaya zorluyor. Yoruma göre, savaşı tamamen kaybetme noktasına gelen paralı cihatçıların Türkiye toprakları üzerinden tekrar bir saldırı başlatmak üzere Yayladağına kaydırılması, cihatçıların talebi değil, Türkiye ve Suudilerin ısrarı ve Kel Dağındaki NATO unsurlarının isteğiyle olmuştur. Bir kuşkuyu dile getiren yorumlara göre, Türkiye, artık tehlikeli gördüğü ve kurtulmak istediği cihatçı grupları ölüme göndermek üzere başından atmak istiyor. Tüm bu gelişmelerin yanında Suriye Tartusta bulunan Rus savaş gemilerinin savaş pozisyonu aldığı haberleri uluslararası basında yerini aldı. Her ne olursa olsun AKP hükümetinin ve Dışişleri politikasının karar vericilerinin izlediği Suriye politikası Türkiyeyi sonu gelmez bir macera ve bataklığın içine çekmektedir. Acilen bu yanlıştan dönülmek zorundadır. Bu tutum hem Türkiyenin hem de bölge ülkelerinin yararınadır. 25.4.2014
Dr. M.Ali EDİBOĞLU- Hatay Milletvekili- Dışişleri Komisyon Üyesi-
Yorumlar