2014 enflasyon hedefini yüzde 5,3 öngören iktidar, neredeyse 2 katı gerçekleşen enflasyon karşısında ücret artışlarını frenleme yoluna gitmiş ve çalışanlarımızı enflasyona ezdirmiştir. 2015 yılında çalışanların ücretlerinde ilk 6 ayda yüzde 3, ikinci 6 ayda yüzde 3,63 oranında artış yapılması da öngörülmektedir. Yani daha bugünden kamu çalışanlarımızın ve emeklilerimizin gelirleri enflasyon karşısında erimiştir. Sosyal ve ekonomik sorunların en tehlikelisi olan işsizlik giderek yükselmekte, fiili işsizlik yüzde 17'leri aşmış, işsiz sayısı ise 5,5 milyonu geçmiş durumdadır. 2013 yılı itibariyle resmi rakamlara göre 20 milyon insanımız yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır.Bütün bu veriler Türkiye’nin durumunu gözler önüne sermekte, yokluğun, yoksulluğun, işsizliğin ve dışa bağımlı ekonominin resmini çizmektedir…Bütün bu yolsuzluk, hırsızlık, işsizlik, ayrıca ekonomik olarak devlet ve halkın sıkıntılı bir süreçten geçmesinin yanında özel olarak seçim bölgem Hatay’da esnaf, tüccar, sanayici, köylü, turizmci, nakliyeci, ihracatçı, çiftçi, emekli, ev kadını, öğrenci, üniversiteli işsiz gençler, atanamayan öğretmenler, taşeron işçiler, yoksul halk kesimleri AKP Hükümeti’nin dışa bağımlı ekonomi ve Sıfırcı Dış Politikası nedeniyle adeta “Sıfırı” tüketmiş, kan ağlıyor..Erzin-Dörtyol-Payas-İskenderun-Arsuz-Belen İlçelerimizde narenciye para etmiyor, portakal-mandalina dalında çürüyor.Bu İlçelerimizde Nakliye Sektörü ve Demir Çelik Sanayi, Ortadoğu’daki yanlış politikalarımız nedeniyle can çekişiyor…İhracaat’ta büyük sıkıntılar var. İşsizlik hızla artıyor, esnaf kepenk kapatıyor, bölgede çok sayıda yazlık ev bu sorunlar nedeniyle bir kaç yıldır kapalı, yazlıkçılar evlerine gidemiyor, turizm sektörü zararda…Durumun daha vahim olduğu Amik Ovasında yetişen binlerce ton pamuk, geçen yıl ki fiyatın yarısına satılamıyor. Dolayısıyla Kırıkhan, Reyhanlı, Kumlu, Hassa ilçelerimizde 300 binden fazla vatandaşımız borç batağı içinde yüzmekte…Gelecek yıl tarlalarını ekmemeği konuşuyorlar.Reyhanlı, Altınözü, Yayladağı ilçelerimiz, Suriyeli sığınmacıların istilası altında, hükümetten gördükleri korumacı anlayış nedeniyle, başta bu üç ilçemiz olmak üzere Suriye’lilerin yüzlerce işyeri açması ve ticaretle uğraşmaları nedeniyle bölgede binlerce vatandaşımız işsiz kalmış durumda… Hatay’da bulunan Türkiye’nin en büyük Tır filoları sınırların kapalı olması nedeniyle işsiz kalmış, Antakya’da devasa satılık Tır pazarları oluşmuş… Antakya’nın Ticaret Merkezi Tarihi Uzunçarşı esnafı, ekonomik durgunluk nedeniyle kepenk kapatma durumuna gelmiş, ekonomik durgunluk yetmiyormuş gibi, şehir merkezine açılan 2 tane AVM ve yine Suriye’lilere ruhsatsız işyeri açmalarına göz yumulması küçük esnafımızı bitirmiştir. Bir zamanlar Türkiye’nin önemli yaş sebze-meyve üreten ilçeleri Defne ve Samandağ’da üretim durma noktasında, buna bağlı olarak Nakliye Sektörü de yok olmakla karşı karşıyadır. Sonuç olarak son 4 yılın faturası emeği ile geçimini sağlamaya çalışan Hatay halkına çıkmış, gelir hızla gerilerken, ilimizde para kazanan sektör maalesef ki sadece kaçakçılık olmuştur..Hatay’lı Hemşehrilerimi aylardır çileden çıkaran bir konu da çözümlenemeyen elektrik kesintileridir. Herhalde trafolara kediler yuva yapmış ki aylardır bu sorun çözüme kavuşturulamamıştır. Bir diğer önemli konudan da bahsedeceğim; Türkiye, izlediği Taşeron Dış Politika nedeniyle, Pakistan’laşmaya, Hatay ise, Peşaver’leşmeye adım adım sürükleniyor…Birazdan yapacağım karşılaştırmada nasıl da benzerliklerin olduğunu göreceksiniz…Bildiğimiz gibi daha geçen gün Pakistan -Peşaver’de bir okul baskınını haberlerde izledik. Bu baskında Taliban militanları, bir askeri okulda beş yüze yakın öğrenciyi rehin aldı. Yüz elli’ye yakın çoğu çocuk yaştaki öğrenciyi ise katletti. İnsanlık dışı Taliban, Afganistan iç savaşı sırasında, Pakistan’ın içinde kuruldu.Tıpkı ÖSO’nun Türkiye’de kurulduğu gibi,,Pakistan’ın basiretsiz, öngörüsü olmayan siyasetçileri tarafından kurulmasına yardım edilen Taliban, çatışmalar sonunda Ortaçağ görüntülerini aratmayan Afganistan’da iktidar da oldu bir dönem.. Ortaçağda bile olmayan baskıcı uygulamalara imza attı. Tıpkı bugün Suriye’de sözde ÖSO gibi ılımlısı, Işid, Nusra gibi radikalı olan örgütlerin kendi kontrolündeki bölgelerde yaptıkları uygulamalar gibi..Zamanın Pakistanlı yöneticileri, Emperyalistlerin yönlendirmeleri ile komşuları Afganistan’da rol kapmak istediler.Tıpkı Ortadoğu’da rol kapacağız diye, Türkiye’deki stratejik derinliği olmayan 1 koyup 3 alacağız kolaycılığı ve Neo-Osmanlı soslu sığ politikalar gibi…Afgan iç savaşı nedeniyle Pakistan’a milyonlarca mülteci yerleşti…Tıpkı Türkiye’ye taşınan 2 milyon Suriyeli ve Iraklı sığınmacı gibi.. Başta Taliban olmak üzere birçok silahlı örgüt oluştu, Pakistan’ın kuzeybatı topraklarında… Onlarca ülkenin istihbarat örgütünün ajanları da cirit attı yıllarca o topraklarda. Tıpkı Türkiye’nin güney sınırlarına yerleşen terör örgütleri ve çeşitli ülkelerin ajanlarının güney illerimizde cirit attıkları gibi..Bu süreçte Pakistan, iç barışını yitirdi… Toplumsal düzeni tarumar oldu… Eğitim sistemi çöktü. Eğitim, radikal örgüt ve cemaat tipi örgütlerin kendi siyasal amaçlarına uygun duruma getirildi. Okullardan bilim yok edildi, dinselleşme adına hurafe egemen kılındı.Tıpkı Türkiye’de bugün yaşadığımız süreç gibi..Tüm bu olanlar yüzünden Pakistan ekonomisi çöktü. Yolsuzluk her geçen gün arttı.Afganistan sınırı yolgeçen hanına döndü.Güvenlik ortadan kalktı. Tıpkı bugün Türkiye’de yaşanan süreç gibi..Pakistan güvenlik güçleri, ülkesinde yuvalanan Taliban teröristlerine karşı operasyon yapması neticesinde Taliban güçleri son Peşaver saldırısını öç alma adına gerçekleştirdi.Bu saldırı Pakistan’da Taliban örgütünün gerçekleştirdiği terör saldırılarının sadece sonuncusu..İşte Pakistan gibi koca bir ülke, teröre destek verme ve onlara üs sağlamanın bedelini çok ağır ödedi, ödüyor, gelecekte ödemeye devam edecek görünüyor..Pakistan’da yaşananlar Türkiye’ye ders olmalıdır. Ancak ders alacak basiretli, bağımsız bir dış politika uygulamasını ne yazık ki bu hükümette göremiyoruz.Bu kürsüden tarihe not düşme adına hükümeti uyarıyorum..Suriye, Türkiye’nin Afganistan’ı olma yolundadır. Dolayısıyla; Türkiye de Pakistan’laşma yolunda ve korkarım ki de benim güzel ilim Hatay Peşaver olma yolunda.. Cilvegözü, Reyhanlı patlamaları ve istihbarat sayesinde engellenen bir çok terör eylemi bunun açık işareti.Son yıllarda bölgemizde yaşananlar maalesef Pakistan’laşma ve Peşaver’leşme tespitimi doğrulamaktadır.AKP Hükümeti’nin dışarıdan dayatmayla aldığı eğit-donat projesi ile bu örgütlerin eğitilip donatılması geri dönüşü olmayan bir yoldur. Gelin bu çıkmaz yoldan geri dönün.. Çünkü Işid, Nusra ve El Kaide gibi kadın, çocuk, yaşlı, sivil demeden masum insanları öldüren, elleri titremeden palalarla, kör bıçaklarla kafa kesen teröristlerle, Hama İkrime’de ilkokul öğrencilerini katleden ÖSO gibi sözde ılımlı teröristlerin hiç bir farkı yoktur. Bugün CİA’nın açıklaması basına düştü. Eğitip, donattıkları 2000 sözde ılımlı ÖSO militanı IŞİD saflarına katılmış.. Emperyalistler kendi çıkarları için İslam ülkelerini bölüp parçalamakta, bölgeyi istikrarsızlaştırmakta, sömürgeleştirmekte, bir damla petrol için on binlerce insanın kanı akıtılmaktadır.Gelin bu konuda ABD’nin ve İsrail’in değirmenine su taşımayalım. Bunun vebali büyüktür…Bu nedenle Atatürk’ün bağımsız akılla ortaya koyduğu “Yurtta Barış, Dünyada Barış” şiarına ivedilikle sarılalım..Atatürk’ün ortaya koyduğu bu anlayışa dönüş, hem ülke barışı, hem de bölge barışı için bir kazanım olacaktır…Son olarak şu gerçeği de açıklamak durumundayız. Bölgede emperyalistlerin çıkarları için “Truva atı“ olmak, ne bölge halkları için ne de Türkiye halkı için hiç bir yarar sağlamaz. Tarih bu gerçeği bizlere defalarca göstermiştir. Bu vesile ile, yeni gireceğimiz 2015 yılının tüm insanlığa, vatandaşlarımıza, ülkemize ve hepimize sağlık, barış, huzur, esenlik ve yeni umutlar, mutluluklar getirmesini diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Yorumlar