Başbakan Recep Tayyip Erdoğan AK Parti grup toplantısında konuşuyor.
24 Ocak 2012 Salı 12:31
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Fransa'nın 'soykırımı inkarı suç sayan' yasayı onaylamasının ardından ilk kez konuşuyor.
İşte Başbakan'ın konuşmasının satır başları...
Bölgedeki gelişmelerle ilgili ABD Başkanı sayın Obama ile telefon görüşmesi yaptık. Türkiye olarak ne Suriye'de ne de Irak'ta herhangi bir etnik ve ya dini gurubun yanında olmamız onlar üzerinden bir hesap yapmamız sözkonusu değildir. Meshep çatışmaların ne kadar ağır faturalar çıkardığını biliyoruz. Burada Irak Başbakanı sayın Maliki'nin 'Türkiye içişlerimize karışıyor' yaklaşımını talihsiz buluyorum. Iraklı kardeşlerimiz isemediği için ABD ile oraya girmedik.
Çünkü biz istenmediğimiz yerde olmayız. Sayın Maliki'nin şunu bilmesi gerekiyor. Siz bir meshep çatışmasını başlatırsanız buna da bizim sessiz kalmamız mümkün değil. Akrabalık ilişkilerimiz var her gün geliş gidişlerimiz var, tarihten gelen bağlarımız var. Irak'la yakından uzaktan ilgisi olmayanlara hoşgeldiniz diyeceksiniz ama sınır komşumuz içişlerimize karışıyor diyeceksiniz. Irak yönetiminin aynı şekilde meshep ayrımcılığını bir kenara bırakarak sorumlu bir tutum takınmasını bekliyoruz. Ortağınız olan partilerin bakanlarınızın evlerinin önüne tank yerleştirirseniz size kimse adil bir yönetim sergiliyorsunuz diyemez. Böyle bir saçmalık olur mu? Bunları maalesef Irak yönetimi sergiledi.
Suriye'de azınlığın çoğunluğa zulm ettiği değil halkın egemenliği olan bir yönetimden tarafız. Kim ki kardeşine silah doğrultuyorsa o Yezittir. Biz Kürtler Halepçe'de kimyasal silahla katledildiğine acıyı yüreğimizde hissettik. Ve o zaman harcanan paralar ortada. 1991'de Altınköprü'de Türkler katledildiğinde adeta bize saldırılmış gibi hissettik. Bunun yasını bizler de tuttuk. Kerbela'da, Necef'te yapılan saldırıları şiddetle kınadık ve telin ettik. Kardeş kavgasına sessiz kalamayız. Kardeşin kardeşi katlettiğini görüp ses çıkarmayanlar cinayet işlemiş gibidir. Hz. Ali'nin bir sözü vardır. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.
Gerek Başbakan Maliki'ye gerekse İran'lı yetkililere uyarılarımız ilettik. Umuyor ve inanıyorum ki Irak yönetimi dostane tavsiyelerimize kulak verir.
Fransa'NIN ALDIĞI KARAR
Dün Fransa senatosunda tıpkı Fransa ulusal meclisinde olduğu gibi çok az sayıda vekilin katıldığı bir sipariş oylama yapıldı. Kabul edilen bu teklif bizim için tamamen yok hükmündedir. Ortaçağ zihniyetinin yeniden horlatılması anlamına gelen bu karar aklı selimi ayaklar altına almaktır. Gerekli uyarıları yaptık. Tarihin parlamentolarda yazılamayacağını söyledik. Fransa'nın hatasından döneceğine yönelik umudumuzu koruyoruz. Türkiye ile kavga ediyoruz deyip böbürlenmesine imkan vermeyeceğiz.
Fransa parlamentosundaki sağduyulu üyelere sesleniyorum, Fransa Ulusal Meclisi ve ardından senatoda kabul edilen teklif aleni bir ayrımcılıktır, ırkçılıktır, düşünce özgürlüğü katliamıdır. Yapılan Türkiye üzerinden oy devşirme çabasıdır. Bu ırkçı ayrımcı girişime karşı sessiz kalanlar avrupada faşizmin ayak seslerini duymamanın vebalinin altına girerler. Bu mesele çok açık şekilde bir ayrımcılık bir ırkçılık meselesidir.
Daha öncede söyledim; Sarkozy'nin tarihi Osmanlı hoşgörüsüne gölge düşüremeyecektir. Fransa'daki bu küçük ırkçı zihniyete Türkiye ile kavga ediyor payesini vermeyeceğiz.
ULUDERE OLAYI
Şırnak'ın Uludere ilçesinde son derece talihsiz bir olay yaşadık. CHP,BDP ve PKK terör örgütünün istismarcı yaklaşımların tersine biz son derece sağduyulu bir tavır sergiledik. Aradan geçen bir ay içerisinde istismarcılar kenara çekilirken biz büyük bir hassasiyetle olayı yakından incelemeye devam ediyoruz. O köylerde benim evlat acısı çeken insanlarımın acısını istismar edenler; Hakkari'de polis otosuna saldırırken öldürdükleri Zeki kardeşimi, Bingöl'de Hatice Beldin kardeşimin, Mizgin Doruk kardeşimin hesabını verebilecekler mi? Bazı yazılı ve görsel medya bunları gündeme getiriyorlar mı ?
Eğer samimiyseni o gözyaşını Mizgin Doruk ve karnındaki bebeği için neden dökmediniz? neden tek kelime etmediniz? Hadi onları da geçtik. 14-15 yaşında dağlara gönderilen gençler acaba sizin için gözyaşı dökülecek çocuklar değil mi? Yerin 150 metre altında o çocuklar ne yer ne içer.. Neden bu gidişatı durdurmak yerine gençlere dağ yolunu gösterirsiniz. Uludere için güvercin oldunuz peki mağarada katledilen 5 genç kız için şahin kesilmediniz.
Neden örgütü tek cümleyle eleştirmediniz. Yazılı ve görsel medya bunları niye konuşmuyorsunuz. Zeki Yeşil Çanakkale'de okuyordu; öğretmen olma hayali kuruyordu. Üç kardeşi vardı. Hakkari'de alçakça patlatılan o bomba sadece onu değil ailesini ve hayallerini de aldı götürdü. Terör örgütünün katliamlarına gözyaşı dökmeyenlerin uludere'deki gözyaşları timsah gözyaşlarıdır. Uludere'deki kardeşlerim bunları görsün. Biz böyle bir çifte standarda asla göz yummayız. Biz analar ağlamasın diye bu yola çıktık.
Yorumlar