Tür seçiniz:
Bu hükümetin iktidara geldiği yıllarda Afet Yasası ve Kentsel Dönüşüm çerçevesinde sermaye birikiminin lokomotifi haline gelen inşaat sektörü ve bu sektörde ön plana çıkan gayrimenkul yatırım ortaklıkları rant, avanta ve vurgun ilişkisi içinde sermaye birikimini arttırmaya devam ediyor. İnşaat sektörüne hükmedenlerin daha çok GYOlar olduğu ve GYOların inşaat projelerinin finansmanına kaynak sağlayan şirketler olduğu da bilinmektedir. Bu şirketlerin inşaat projelerini borsaya yatırım yapan irili ufaklı, yerli-yabancı yatırımcıdan, gayrimenkul yatırım ortaklığı payları karşılığında topladıkları paralarla finanse ettikleri ve AKP rejiminin inşaat baronları oldukları şeklinde yaygın kanaat bu sektörde ve basın-yayın organlarında dillendirilmektedir. Kağıt üzerinde müteahhitlik firmalarıyla GYOların ayrı oldukları, ancak GYOların çoğunlukla büyük müteahhitlik şirketleriyle birlikte çalıştığı, 2012 Kasım itibarıyla sayıları 24ü bulan GYOların aktif büyüklüklerinin 22 milyar TLyi, piyasa değerlerinin ise 14 milyar TLyi bulduğu da belirtilmektedir.
GYO aktiflerinin üçte birinin tek başına TOKİ iştiraki Emlak Konuta ait olduğu bilinirken, TOKİnin doğrudan Başbakanlığa bağlı denetim dışı bir dev kuruluş olarak yeniden dizayn edilerek, kamu arsalarını bünyesinde bulunduran Arsa Ofisinin de TOKİye dâhil edildiği görülmektedir. Böylece sınırsız kamu arazisini kullanma yetkisi TOKİye geçerek, TOKİnin arsaları ham haliyle ihaleli ya da ihalesiz inşaat baronlarına satarak onlara alan açtığı da ifade edilmektedir. Sektörü sürükleyen güç durumundaki Emlak Konut, eski Emlak Bankasından miras bir kuruluş olarak biliniyor ve TOKİnin verdiği arsaları müteahhitlerle ortak, prestijli konut yatırımında kullanıyor. Büyük müteahhitler, Emlak Konut üstünden TOKİnin en önemli partnerleri olarak işlev görüyor. Geçmişte sanayici kimlikleriyle tanınan ve hükümete yakınlıklarıyla bilinen bir kısım sanayicinin rant alanının genişlemesiyle şimdinin inşaatçıları olarak sektördeki yerlerini aldıkları da belirtiliyor. Yani kâr ve sermaye birikimi inşaatta ise, artık hükümete yakın sermaye gruplarının da inşaatçı olduğu görülmektedir. Alışveriş Merkezi, Rezidanslar yapmak için hummalı bir şekilde yeşil arazi arayan iktidarın gözünün şimdi de askeri alanlarda olduğu ve askeri güvenlik bölgelerini imara açma çalışmalarına başladığını, bazı alanlara AVM ve Rezidans yapılması için planlar yapıldığı da bildiriliyor.
Özellikle Ankara, İstanbul, İzmir gibi büyük şehirlerde, şehir merkezlerinde kalan askeri sahalara el konulmasının da gündemde olduğu öğreniliyor. Daha önce askeri güvenlik bölgelerinin etrafındaki mücavir alanlara bina yapımı ve alım satımı bile Genelkurmayın iznine tabi iken, şimdi buralar tamamen Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yetkisine bırakıldı. Genelkurmay'ın güvenlik bölgelerinin koordinatlarını da Çevre ve Şehircilik Bakanlığına verdiği bildiriliyor. Askeri güvenlik bölgelerinin imara açılmasıyla birlikte milyarlarca liralık rantın yaratılacağını kaydeden inşaat firmaları, hükümete yakın firmaların kayırılması durumunda ciddi sorunlar yaşanabileceğini de bildirdiler. Gizli ortaklıkların gündemde olduğu, Devlet bankasından alınacak kredilerle projelerin yapılıp satılması da konuşuluyor. Ceplerinden bir kuruş çıkmadan, hiçbir risk almadan yandaş müteahhit firmalarının milyarlar kazanacağı, bu işlerden pis kokular geleceği, hükümete yakın firmaların gözünü iyice karartmış durumda olduğu da biliniyor. İçinde hem AVM, hem konut, hem işyerleri bulunan büyük planların yapılıyor olduğu, Kamu arazilerinin özellikle büyükşehirlerde yandaşlara peşkeş çekildiği de öne sürülüyor. 12 yıldır süren yapılaşma ile yeşil ve deprem toplanma alanları gözünü para hırsı bürümüş yandaş müttehitlerce de yok edildi. Bütün bu sayılan nedenleri araştırmak, son 12 yılda pıtrak gibi büyüyen inşaat firmalarının hangilerinin ne kadar vergi verdiklerini, Gayrimenkul Yatırım Ortaklıklarının (GYO) rant, avanta ve vurgun ilişkilerini tespit etmek, bazılarının vergilerinin nasıl sıfırlandığını, hangi uluslararası firmalarla dolaylı sermaye ilişkilerinin olduğunu, hangi firmaların kayırıldığını, kamu arazilerinin özellikle büyükşehirlerde hangi firmalara peşkeş çekildiğini belirlemek ve bu konularda alınacak tedbirleri araştırmak amacıyla, Anayasamızın 98 ve İçtüzüğün 104 ve 105. maddeleri gereğince bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını arz ederim.
Yorumlar