Doğrudan ABD’nin onayı ve desteğiyle gerçekleşen 12 Eylül’ün aklı, aynı strateji ile Türkiye’yi Ortadoğu’da emperyalist işgal politikalarının taşeronu yapmış, AKP hükümeti izlediği dış politikada bu stratejiden bağımsız bir hat izlememiştir. Bugün Filistin’de, Suriye’de, Irak’ta, Rojava’da, Şengal’de, tüm Ortadoğu’da insanlık kitlesel biçimlerde katledilirken, halkların bugünleri, gelecekleri ve bir arada yaşama umutları yok edilmektedir. AKP iktidarı ise Türkiye’de ve Ortadoğu’da izlediği ırkçı/ayrımcı/tekçi/mezhepçi bir siyaset ekseniyle ülkemizi bu katliamların ortağı haline getirmiştir.
12 Eylül’ün darağaçlarında, cezaevlerinde, dağlarda ve sokaklarda gerçekleştirdiği katliam ve baskı ağı, bugün tüm ülkede özgürlük ve demokrasi alanlarını kuşatmaya devam etmekte, Gezi Direnişi’nde görülen vahşeti eşliğinde, iktidar sopasıyla ülkeyi polis ve gaz cehennemine dönüştürmektedir.
İşçilerin ve emekçilerin kendi kaderlerini belirleme haklarını ellerinden alan, iradelerini yok sayan 12 Eylül tarafından kapıları açılmış olan 24 Ocak kararlarının hükmü bugün de işçilerin ve emekçilerin yaşamlarını tek başına belirlemektedir. İşçilerin yaşamlarını bile değersiz gören 19.yy’ın kölelik koşulları bu hükümlerden aldığı mirasla bugün yaşamımıza taşınmaktadır. Azgın sömürü ve kar hırsıyla tarihin en büyük işçi katliamlarına imza atan AKP hükümeti, bu katliamlara neden olan güvencesiz ve taşeron çalışmayı yasalarla kalıcı hale getirirken, sadece kamu emekçilerini değil, en temel hak olan kamu hizmetlerinden yararlanan tüm halkın yaşamına doğrudan etki eden kamu alanını da taşeron cehennemine dönüştürmektedir.
Bugün, halkın büyük çoğunluğunun yoksulluk ve sefalet içinde yaşadığı, özgürlüklerinin kısıtlandığı, gençlerin gelecek umutlarının yok edildiği, ülkemizin siyasi, ekonomik ve askeri bakımından emperyalizme daha da bağımlı olduğu, gericiliğin toplumsal alanı kuşattığı bir ülkede yaşıyorsak, bu 12 Eylül ile birlikte kurulan yeni sömürü düzeninin bir sonucudur.
Eğitim Sen olarak, 12 Eylül’ün 34 yıldır sürdürülen karanlığında AKP ile şiddetlenen tüm saldırılara karşı eşit, özgür, demokratik, tam bağımsız, barış içinde bir Türkiye mücadelemizi sermaye egemenliğini ve faşizmi lanetlemeye, geriletmeye dönük toplumsal muhalefetin tüm unsurlarıyla büyütmeye devam edeceğiz.
Yorumlar