Asıl şimdi başlıyor Özel yetkili Ankara Cumhuriyet Savcısı Kemal Çetin, Ankara Başsavcılığına Gürkan Mumgan, Nurettin Öztürkün gözaltında kaybedilmesi, Erdal Erenin asılması ile 39 müştekinin işkence iddialarının soruşturulması için görevsizlik kararını gönderdi. 12 Eylül soruşturması için savcılığa gelen suç duyurularıyla ilgili Ankara ile birlikte 47 il başsavcılığına 12 Eylül dönemindeki işkence ve yaşam hakkı ihlalleri ile ilgili soruşturma açılması için görevsizlik kararı gönderen Savcı Çetinin dün gün ışığına çıkan görevsizlik kararında çarpıcı değerlendirmelerin yer aldığı ortaya çıktı. Çetinin Ankara Başsavcılığına gönderdiği kararında kamu görevlilerinin faili olduğu yaşama hakkının ihlali, işkence ve kötü muamele suçlamalarında hiçbir durumda zaman aşımı uygulanamaz; söz konusu kişilerle ilgili af düzenlemesi yapılamaz denildi.
9 AİHM içtihadı
AİHMnin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin yaşam hakkı ve işkence yasağını düzenleyen maddelerini ihlal eden kamu görevlileri ile ilgili soruşturmalarda af ve zaman aşımının söz konusu olmayacağını belirten 8i Türkiye, 1i de İtalya devleti aleyhine açılan 9 davada verdiği kararları emsal gösterdi.
1982 ve 1961 anayasaları
1982 Anayasasının 90. maddesi ile 12 Eylül döneminde yürürlükte olan 1961 Anayasasının 65. maddesi hükümlerine göre, uluslararası sözleşmelerin Türkiye Cumhuriyeti açısından kanun hükmünde ve bağlayıcı olduğu hatırlatılan kararda 1954te yürürlüğe konulan AİHSnin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) koruduğu hak ve özgürlükler AİHMnin anladığı anlamda anlaşılmalıdır. Dolayısıyla, AİHMnin etkin soruşturma yapılması hususu ile sözleşmenin 2. ve 3. madde ihlallerine ilişkin yerleşmiş içtihatları Türkiye Cumhuriyeti Devletini bağlamaktadır. Yani, AİHSde korunan temel hak ve hürriyetlere ilişkin hükümler, iç hukukta doğrudan uygulanma özelliğine sahip hukuk normları olup, ulusal yargıç, Sözleşmenin bu hükümlerini AİHMnin anladığı anlamda anlamalı ve uygulamalıdır denildi.
Anayasanın 90. maddesine göre AİHSnin iç hukuktaki yasaların üzerinde olduğu ve yasalarımızdaki zamanaşımına ilişkin hükümlerin de buna dahil olduğu kaydedilen kararda Dolayısıyla, soruşturma konusu olayda zaman aşımına ilişkin iç hukukumuzdaki yasa hükümleri değil, doğrudan AİHSnin yaşama hakkı ve işkence yasağına ilişkin 2. ve 3. maddeleri AİHMnin anladığı anlamda uygulanarak kovuşturma yapılması gerekmektedir vurgusu yapıldı.
Anayasa ve AİHS
Savcı Çetin, Türkiye Birleşik Komünist Partisinin AİHMde Türkiye aleyhine açtığı davada verilen karara göre anayasal ve yasal düzenlemelerin AİHSye uygun olması gerektiğini belirterek şunları kaydetti:
Uluslararası hukuk, Türkiye Cumhuriyeti devletine, AİHSnin 2. ve 3. maddelerinin ihlali durumunda, eğer kamu görevlileri suçlanmakta ise, sanıkları zamanaşımı ve aftan yararlandırmadan yargılama yükümlülüğü yüklemiştir. 1982 ve 1961 Anayasalarındaki düzenlemeler, AİHS, AİHMnin yerleşmiş içtihatları kamu görevlilerinin faili olduğu yaşama hakkının ihlali, işkence ve kötü muamele suçlamalarında hiçbir durumda zamanaşımı uygulanamaz; söz konusu kişilerle ilgili af düzenlemesi yapılamaz.
Çetin mahkemelerin bu türden suçlamalarla ilgili sanıkları yargılarken zamanaşımı kuralını işletmeyerek makul sürede yargılamayı tamamlamaları ve suçları sabit olanları cezalandırması gerektiğini vurguladı.
Karanlıkta kalan dosyalar
Savcılıklar ve mahkemelerin de Çetinin belirttiği görüş doğrultusunda karar vermeleri halinde sadece 12 Eylül dönemi değil, Cumhuriyet tarihi boyunca failleri kamu görevlileri olan işkence, öldürme ve kaybetme suçlarıyla ilgili soruşturmalar ve davalar açılabilecek. Buna göre 1 Mayıs 1977 Taksim olayı ile 12 Eylül 1980 öncesi yaşanan Maraş, Çorum ve Malatya katliamlarının yanısıra Güneydoğudaki yargısız infazlar gibi çok sayıda önemli olaya karışan hayattaki kamu görevlileri de yargılanabilecek. Bu karar, failleri hayatta olmayan Dersim katliamında ise soruşturma açılmasını sağlayabilecek ve tazminat taleplerinde etkili olabilecek.
Karardaki yorum, zaman aşımı tartışmalarının yaşandığı Sivas katliamı davasında da etkili olabilir.
Erdal Eren hukuka aykırı ceza infazı
Savcı Çetin, görevsizlik kararında dönemin kamu görevlileri ile ilgili işkence ve kötü muamele, gözaltında veya cezaevinde kaybolma iddiası, işkence sonucu adam öldürme suçlarının yanı sıra 17 yaşında olduğu halde kemik yaşının 18den büyük olduğu iddiası ile Sıkıyönetim Mahkemesi tarafından idam cezası verilerek asılan Erdal Erenle ilgili olarak da hukuka aykırı cezanın infazı suçundan soruşturma açılmasını istedi.
ODTÜ öğrencisi Sinan Sunerin öldürülmesini protesto gösterisinde gözaltına alınan 1964 doğumlu Erdal Eren, gösteride çıkan çatışmada er Zekeriya Öngeyi öldürdüğü iddiasıyla tutuklandı. Eren sadece bir ay süren dava sonunda, idama mahkum edildi. Erin ölümüne neden olan kurşunun G-3 piyade tüfeğinden çıktığına dair otopsi raporları dikkate alınmadı. MGK tarafından onaylanan karar, 13 Aralık 1980de infaz edildi.
Darbe davası 4 Nisanda başlıyor
Darbenin 30. yılında, 12 Eylül 2010da kabul edilen anayasa değişiklikleri ile darbe dönemi yöneticilerini koruyan geçici 15. maddenin kaldırılmasından sonra savcılıklara 12 Eylül mağdurlarından suç duyurusu yağmıştı. Özel yetkili savcılık dosyayı önce adli başsavcılığa göndermiş ancak başsavcılığın da görevsizlik kararı vermesi üzerine Türkiye çapındaki bütün dosyalar Ankara özel yetkili savcılığında toplanmıştı.
Özel yetkili Ankara Cumhuriyet Savcısı Kemal Çetin, devlet görevlileri tarafından işlenen işkence, gözaltında kayıp ve yargısız infaz suçları için de görevsizlik kararı vermiş, 12 Eylül darbesini yapan Milli Güvenlik Konseyinin hayatta olan üyeleri Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya hakkında ise anayasal düzeni zorla değiştirme suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açmıştı.
İddianame Özel Yetkili Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinde kabul edilmişti. Duruşma tarihini 4 Nisan olarak belirleyen mahkeme, Evren ve Şahinkayaya yurtdışı çıkış yasağı koymuştu. Evren ve Şahinkayanın işlediği suçu görev alanında gören Savcı Çetin, suç duyurularındaki işkence, yargısız infaz ve gözaltında kaybetme iddiaları ile ilgili olarak görevsizlik kararı vererek dosyaları suçun işlendiği 47 ilin başsavcılığına göndermişti.
Yorumlar