banner110
banner77

GENEL KREDİ SÖZLEŞMELERİNDE KEFİLİN SORUMLULUK SINIRI

12 Nisan 2016, 11:03
GENEL KREDİ SÖZLEŞMELERİNDE KEFİLİN SORUMLULUK SINIRI
Av. Ömer Gökhan Çelik

Ülkemizde banka kredisinden kaynaklı borçlu sayısındaki artış çeşitli hukuki sorunları da beraberinde getirmektedir. İcra takip dosyalarının büyük bir çoğunluğunu, bankalardan alınan otomobil, tüketici kredileri, kredi kartı borçları, genel kredi sözleşmelerinden kaynaklı borçlar oluşturmaktadır. Tüketimin sürekli ve plansız şekilde teşvik edilmesine karşı devlet tarafından her hangi bir tedbir alınmazsa nüfusun tamamına yakınının icra borçlusu olduğu günleri görmemiz muhtemeldir.

Vatandaşın bankaya olan borçlarından bir kısmını oluşturan Genel Kredi Sözleşmesi(GKS)’ ne ilişkin süregelen hukuki sorunu paylaşmak isterim. Genel Kredi Sözleşmesi banka ile müşterisi arasında cari hesap şeklinde işleyen kredi sözleşmesidir. Cari hesap şeklinde işleyen kredilerde Banka, sözleşmenin geçerlilik süresi içinde ve sözleşmede kararlaştırılmış limit içinde vereceği krediyi sürekli tekrarlamakta, böylece kredi alan, aldığı krediyi zamanında ödemek suretiyle tekrar kredi isteyebilmektedir. Daha açık bir anlatımla, geri ödeme yaptığı nispette tekrar kredi kullanmaktadır. Bu açıdan kredi ilişkisinin ucu açık ve geniş zamana yayılı özelliği bulunmaktadır.

Kredi alanın borcuna üçüncü bir kişinin kefil olması durumunda, kefil süresiz olarak bu dönen krediye kefil olmuş olur. Yani, sözleşme süresi içerisinde herhangi bir tarihte tüm geri ödemeler yapılmış olsa, bakiye sıfır vermiş olsa dahi kefilin sorumluluğu devam eder. Çünkü kredi alan her an aynı limitle ve aynı sözleşmeye istinaden krediyi tekrarlayabilir. Yargıtay’ ın günümüze kadar istikrarlı biçimde vermiş olduğu çokça kararı bulunmaktadır.

Ancak, burada özellikle dikkat edilmesi gereken husus, kefil, sadece kendi temerrüdünün hukuki sonuçları ve kefalet limiti ile sorumludur. Örneğin, kredi alan birden fazla GKS imzalamış ancak kefil sadece bir GKS’ ye kefil olmuş ise, sadece kefil olduğu GKS ile sorumlu tutulabilir. Ne var ki, uygulamada bankalar, kefilin imzası olsun veya olmasın tüm GKS’ lerini birleştirip tek bir alacak olarak kefalet limiti ile talepte bulunmaktadırlar. Bu taleplerine de GKS’ lerde matbu olarak yer alan “kredi alanın doğmuş ve doğacak tüm borçlarının teminatı olarak … TL’ye kadar kefilim” maddelerine dayandırmaktadırlar. Bu madde hukuken geçersizdir ve bu konuda çokça Yargıtay kararı bulunmaktadır. Açıklamak gerekirse;

Kefalet, belirli veya en azından kefaletin verildiği anda belirlenebilir olması halinde geçerlidir. Öğretide Safa Reisoğlu aynen şu şekilde açıklamada bulunmuştur. ”Kefalet borcunun feri karakteri, ferdileştirilmiş belli bir borç için tekeffülü zaruri kılmaktadır. Asıl borç belli olmaksızın sadece kefilin sorumlu olacağı en yüksek meblağ gösterilmek suretiyle verilmiş olan kefalet geçerli olmaz. Örneğin kefilin “Borçlunun doğmuş veya doğacak herhangi bir borcuna ….TL ye kadar kefil oluyorum” şeklindeki tekeffülü geçersizdir. ” Yargıtay 13 HD. 1991/7229 E sayılı kararında aynen “Asıl borcun sözleşmede yeteri kadar tanımlanmış veya belli edilebilir olması gereklidir. Herhangi bir borç için verilmiş soyut bir kefalet geçerli olmaz” ifadelerine yer verilmiştir.

Sonuç olarak; Yargıtay kararlarında da sabit olduğu üzere kefil, sadece imzaladığı GKS’ ye istinaden geri ödemesi yapılmamış kredilerden sorumludur. Kefil, kefil olduğu GKS dışında başkaca herhangi bir borçtan sorumlu tutulamaz. Kefil olduğu GKS’ de bu yönde bir madde(doğmuş veya doğacak tüm borçlarının teminatı olarak) bulunması bu sonuca etkili değildir.

    Yorumlar

banner131
banner119
Hava Durumu
Tümü Anket
İSK. BEL.BAŞ. SEYFİ DİNGİL'İ BAŞARILI BULUYURMUSUNUZ?

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
E-Gazete
Karikatür
  • gazeteci olur belki
Sen de Yaz
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri
Siz de yazmak istemez misiniz?
Ziyaretçi Defteri
Arşiv

banner99