13ünde evli, 15inde anne ve daha belki 17sine varmadan ikinci çocuğu kucağında. Henüz daha çocukken elinden çalınmış koca bir hayat! Ya sonucu? Çarpık bir toplumun ilk temelleri ne yazık ki böyle atılıyor dünyanın birçok ülkesinde.
Birleşmiş Milletlerin kararıyla bu yıl ilk defa 11 Ekim Dünya Kız Çocuklar Günü kabul edildi ve teması çocuk evlilikleri olarak belirlendi. Yapılan araştırmalar eğer önlem alınmazsa, 2020 yılına kadar dünya genelinde 150 milyon kız çocuğunun gelin olacağını gösteriyor. Hergün binlerce kız çocuğu hiç tanımadığı ve kendisinden yaşça çok büyük bir erkekle evlenmek zorunda.
Birleşmiş Milletlerin bu çağrısına paralel olarak Türkiyede oluşturulan Çocuk Gelinlere Hayır Ulusal Platformu soruna dikkat çekmek açısından önemli bir çalışma. 18 yaşın altındaki her birey ÇOCUKTUR! çocukların evlendirilmesi bir insan hakları ihlali, cinsiyet temelli şiddetin bir türü, ticari cinsel sömürü, duygusal ihmal, istismar ve köleliliğin günümüzdeki biçimidir diyen Platform, soruna değişik boyutlarıyla dikkat çekiyor. Cinsiyetler arası toplumsal eşitsizliğin sonucu oluşan çocuk gelinlik durumu, bir kördüğüm gibi toplumda varolan sosyo-ekonomik ve toplumsal eşitsizlikleri derinleştiriyor. Küçük yaşta evlilik büyük geliyor!
Hacettepe Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya göre Türkiyede 18 yaş ve altı evlenenlerin oranı % 39.7, şu an Türkiyede 5 milyon 439 bin 367 kadın çocuk yaşta evlenmiş. Evlilik kararını ailesinin verdiği kadın sayısı ise 7 milyon 170 bin 423. Türkiye de yapılan evliliklerde başlık parası verildiği tespit edilen kadın sayısı 2 milyon bin 686. BM Nüfus Fonunca açıklanan verilere göre, Türkiye 18 yaş evlenme oranında Avrupa ikincisi. Kız çocuklarının 18 yaş evlenme oranı %17 olan Gürcistanı, %14 ile Türkiye izliyor.
Küresel bir sorun olan erken yaşta evliliklerin dünyada en yaygın olarak göründüğü bölge %46 ile Güney Asya. Bu oran Bangladeşte %66, Hindistanda % 47, Afganistanda %39. (Kaynak: UNICEF, 2011)
Oyun ve eğitim çağından koparılan kız çocukları, özgür bir birey olarak topluma hazırlanmak yerine, kadın haklarını korumada aciz kalan yasalar ve kültürel gericiliklerin baskısı altında evlenmek zorunda kalıyor. Aile erkleri tarafından alınan bu karar, kız çocuklarının hayatlarını yok etmenin yanı sıra bir dizi toplumsal sorunun da tetikçisi. Eğitim yaşamının sona ermesi, sağlık sorunları, şiddete mağruz kalma riski, haklarını talep etme ve kullanma becerilerinin azalması ve ömür boyu yoksulluğa mahkum kalmak. Ve en acısı kişiliği, umutları ve geleceği parçalanmış bir şok durumunda ve henüz çocukken annelik görevini üstlenmek.
Eğitim ve çalışma yaşamındaki fırsat eşitsizlikleri sonucu namus kıskacı altındaki kız çocukları, ilkokuldan sonra eğitim yaşamından koparılıyor. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı (UNESCO) yayımladığı Dünya Eğitim Raporuna göre, Türkiye de kız çocuklarının yüzde 65 i, erkeklerin ise yüzde 36 sı ortaöğretimi tamamlayamıyor. Yine UNESCO nun raporuna göre dünya genelinde okul çağındaki okula giden ve gitmeyen 250 milyon çocuk okuma yazma bilmiyor.
Bu koşullar altında Gelin göndermeyelim çağrısı aciliyetini gösterse de, merak edilen Türkiye gibi sorunun yaşandığı ülkelerde hükümetlerin üzerine düşen görevleri yerine getirip getirmeyeceği.
Yorumlar