Biliyorum biraz kırgınsındır şimdi geç kaldı mektubum diye.
Birbirini sarmalamış duygularımdan bir türlü sıyrılamadım inan ANA.
Her kağıt kalem alışımda senin etrafında dönüp duran o çocukluğumu yaşadım. Seni yaşadım. Kucakladığında ki mutluluğumu yaşadım. Belkide bencillik ederek bu rüyadan uyanmamak için bırakıyordum kağıt kalemi karışık masamın üzerine.
Anlatılmıyor telefonllarda duygular ANA biliyormusun ya da ben beceremiyorum. Korkuyorum yine bedenimi sarmalayan bu sıcak duygulara esir olup yarım bırakacam diye bu mektubumu da.
Ama biliyrumki yazmalıyım mektup bekliyorsun benden...
Yan ranzamda yatan da bana benziyor biliyormusun ANA. O’da benim gibi günlerdir kağıt kalem elde dönüp duruyor. Baktıkça kendimi görüyorum onda. İkimiz de aynıyız, belkide O’ da bana bakıp anasına aynı kelimeleri aktaracak. Birbirimize benzemesek aynı yerde ne işimiz olurduki zaten.
Bugün otübüste gelirken sana benzeyen birine yerimi verdim, parmaklarımın ucu bembeyaz saçlarına değdi ürperdim birden, dalga dalga yayıldı tüm bedenimden aşağı heyecanım. Başım döndü, o an anladım seni nekadar özlediğimi.
Sessizce ilk durakta indim rahat bıraktım kendimi süzüldü yaşlarım ak düşmüş sakallarımdan aşağı. Çok hoştu ama o an gönlümce ağlamak.
Çünkü ben inanmiyorum erkekler ağlamaz masallarına.
Ben senin duygularınla senin ana yüreğinle ağlayabiliyorum.
Biliyorum ki anaların sıcak yürekleridir yine de bu dünyayı bize yaşanılan kılan.
Sana yazıyorum bu mektubu ama hep kendimden yazıyorum yine.
Analar ne zaman kendileri için bir şey istedilerki...
Bu geç kalan mektupla günün kutlu olsun ANA....
Yorumlar