Cumhuriyet Halk Partisinin 16. ve 17. olağanüstü kurultayları yapıldı. Yine CHPliler konuştu, tartıştı. Hatta eskileri gibi olmasa bile kavga edenlerde oldu. CHP dışındaki insanlar her zaman olduğu gibi yine hor gördü, eleştirdi. Sessiz çoğunluk yine konuşmadı, içinden düşündü. Bu CHPliler kurultay yapmaktan bıkmadılar mı? Bize ne faydası var. Bunlar, kendi içlerinde birlik olup iktidara gelemezler, gelse de Türkiyeyi yönetemezler. Gibi düşüncelerini bir kez daha belleklerinde tazelediler. Her CHPli bu satırları iyi değerlendirmeli. CHPye uzak olan vatandaşlarımızın bakışı genellikle böyledir.
Yukarıda yazdıklarımız fotoğrafın en uzaktan görünüşüdür. Biraz detaya indiğimizde, bu kurultayın bir devrim olduğunu hemen görüyoruz. Katılımcı parlamenter demokrasinin insanlık için en yakışan sistem olduğuna inananlar açısından bir devrimdir.
Bir siyasi partinin genel başkanı, kanunlarla kendisine verilen yetkileri, tüzük değişikliği yaparak partilileri ile paylaşıyor.
Beraber çalışacağı merkez yönetim kurulu üyelerini yasalar müsaade ediyordu, tüzük de buna uygundu, kendisi belirliyordu. Şimdi yeni tüzükle beraber, MYK üyelerini kurultay seçecek. Demokrasiye inanan bir genel başkanın özverili bir davranışı olarak yorumlamak gerek.
Aynı şekilde, genel başkan, parlamentoya girecek partili milletvekilleri için de gerekli özverili davranışı göstermiştir. 60lı ve 70li yıllarda, o günleri yaşayanlar anımsayacaktır, siyasi partiler milletvekili adaylarını merkez yoklaması ile tespit edemezlerdi. Yanlış hatırlamıyor isem, adayların yüzde seksenini önseçim yaparak belirlemek zorunluluğu vardı. 82 Anayasası ve ona bağlı siyasi partiler yasası ve seçim kanunu önseçim zorunluluğunu kaldırdı. Siyasi partiler aday belirleme yöntemlerini kendileri kararlaştırır dedi. Dolayısı ile önseçim kelimesi siyasi partilerin literatüründe en arka sıralara düştü. 82 den sonra bütün partiler adaylarını merkez yoklaması ile belirlemeye başladı. Adayların Ankaradan belirlenmesi siyasal yaşamımızın bir parçası haline geldi.
Bu kurultayla CHP kendi kendine önseçim zorunluluğu getirmiş oldu. Yani parti lideri, adayları ben belirlerim yetkisini parti üyelerine vermiş oldu. Katılımcı parlamenter demokrasi açısından takdire şayan bir davranış! Bundan sonra CHP içinde parti içi demokrasi işleyecektir.
Buradan CHPnin bundan sonra daha başarılı olacağı sonucunu çıkartamayız. Demokratik olmak bir faktördür, ama tek başına yeterli olamaz. Nasıl ki, çok iyi, çok dürüst bir insan olmak tek başına başarıyı getirmez ise, demokratik olmak da tek başına başarıyı getirmez.
Demokrat CHPnin başarılı olması için, çok daha pozitif projelerle halkın karşısına çıkması lazım. Projelerini lanse ederken güven duygusunu aşlaması lazım. Bu CHP den bir şey olmaz imajını silip, oy verebilirim diyenlerin sayısını artırması lazım.
Parti içinde de hakkaniyet şarttır. Başarılı olanların başarısını kabul etmek gerekir. Hatayda yaşanan görevden almalar benzeri olaylar, partiyi büyütmez, küçültür. Hataydan üç yüz bin oy almışsın. İki yüz atmış bini üç ilçeden. Antakya, Samandağı, İskenderun. Diğer dokuz ilçeden aldığın oy toplamı kırk bin. Yanlış değil. Üç ilçe 260 bin, kalan dokuz ilçe 40 bin. Hatayda hezimeti önleyen üç ilçenin ve il yönetiminin cezası görevden alınmak. Yakışmadı.
Bu suçu tek başına genel başkana, ya da örgütten sorumlu genel başkan yardımcısına yükleyenler de yanılır. Kimler grupçuluk yapıyor, kimler ötekinin adamı, benim adamım diye ayrım yapıyor. Bunu iyi irdelemek gerek. Grupçuluk yapanlara prim vermemek gerek. Gruplarla başarı mümkün olmaz.
Yorumlar