Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) Hatip Dicle’nin milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin kararı siyasi yaşamımızda şiddettin egemen olduğu günleri hatırlatmaya başladı. Kararın hemen ardından bölgeden ve İstanbul ile İzmir’den protesto sesleri yükselmeye başladı. Beyoğlu’nda toplanan gruba polis müdahale etti. Çevik kuvvet ekipleri, gruba biber gazı ve tazyikli suyla müdahale etti. Tunceli ve Diyarbakır kaynayan kazan. Diğer bölgelerde de durum farklı değil.
Yöneticiler durumu seyre dalmışlar.
AKP yöneticileri “ sağ duyu çağrısında” bulunmakla yetiniyor. Yani durumu kabullenin çağrısı yapıyor. AKP bir kez daha, demokrasiyi sadece kendisi için isteyen siyasal tutumunu sürdürüyor. Hatırlanacağı gibi Recep Tayyip Hatip Dicle’nin konumuna düşmüş ve CHP’nin desteği ile Recep efendinin siyaset yapması olanaklı olmuştu. Aynı Tayyip bugün demokratik hakları budanan Hatip Dicle için sadece sağduyu çağrısı yapıyor. İnsanlık adına asıl utanç işte bu ikiyüzlü tutum. Umarım bu karardan bir an önce vazgeçilerek halkın iradesine paralel bir karar verilir. CHP yönetimi ise konu hakkında birbirine tamamen zıt açıklamalar yaparak kaotik ortama katkı veriyor. CHP yöneticileri hala ne istediğini ve ne yapacağını bilemez halde.
Baskıcı Otoriter Rejime Doğru
Ergenekon davasının vekil seçilen tutuklu sanıkları ile KCK davasının vekil seçilen tutuklu sanıklarının tahliye taleplerinin ret edilmesi ise kuvvetle muhtemel görünüyor. Yangına körükle giden hükümet yargıyı maşa olarak kullanmaya başladı. Seçim öncesi AKP’nin baskıcı otoriter rejim kurma girişimleri hızla başladı. Seçimin hemen ardından HSYK hakim ve savcı kararnamesini yayınlayarak yargı erki içinde kadrolaşmasını büyük oranda tamamladı. YÖK tarihin en skandal uygulamalarına imza atan ÖSYM başkanı Ali Demir hakkındaki soruşturma taleplerini ret etti. Özetle AKP aç kurtlar gibi şiddetin egemen olacağı bir sürecin adımlarını atmaya başladı. Yüzde 50’lik oy oranını baz alarak her şeyi yapabilmeye kendini muktedir görüyor.
Bir süre önce “ meydanlar yakın zamanda hınca hınç dolacak. Protesto sesleri kulakları sağır edecek. Bugün AKP’ye oy verenler yarın AKP yöneticilerinin kâbusu olacak. Tarihte hep böyle olmuştur. Ülkemizde de öyle olacak” diyerek sancılı günler yakın demiştim. Ne yazık ki yanılmadım. İtiraf etmeliyim ki sandığımdan çok daha çabuk başladı sancılar. Şimdiden ara seçim tartışmaları başladı.
Kurt Puslu Havayı Sever
AKP dünyanın birçok bölgesinde baş gösteren kaotik ortamdan faydalanma uğraşında. Türkiye’yi bölgenin karmaşık siyasal ortamına sürükleyerek, diktatörlüklere özgü mutlak egemenlik rejimi inşa ediyor. İçeride yargıyı tetikçi gibi kullanarak muhalifleri sustururken, dış politikada özellikle Suriye örneğinde olduğu gibi karışıklığın baş aktörü olmaktan çekinmiyor. İş ve aş vaadiyle Suriye’deki muhalifleri açıkça destekliyor. Uluslararası güç odaklarının emir ve talimatlarıyla komşu ülkede etnik bir çatışma yaratmanın peşine düşüyor. Aynı çatışmayı Türkiye içinde de körükleyerek Kürt-Türk çatışması yaratmaya çalışıyor. Kaotik ortamlar baskıcı bir rejim inşa etmenin en kolay olduğu durumdur. AKP puslu havadan ve karanlıktan beslenmeye başlamıştır.
Yorumlar