Daha önceki bir yazımda yine eğitim reformu hakkında yazmıştım. Nedense çok tepki aldım. Destek veren dernek başkanlarından tutun partilerde politika yapanlara kadar tepki verdiler.
Bazıları benim gibi solcu birinin nasıl olurda yeni bir şeye karşı çıktığını anlayamadıklarını bunu bana yakıştıramadıklarını belirtirlerken, bazıları da daha da ileri giderek sen konuyu anlayamıyorsun, sana anlatalım yazdığını sil anlattıklarımızı yaz diyecek kadar ileri gittiler…Yani kendi düşüncelerimi silmemi açıkça isteyebiliyorlar. Ya da eğitime hayır kelimesini çıkarmamı istiyorlar. Demek oluyor ki, mesaj açık. Bizim gibi, düşünmüyorsan ozaman yazma. Olur beyler… Emriniz olur !
Üzücü olan, kaptıkları köşe başlarında biz doğru demişsek doğrudur anlayışıyla herkesin doğru demesini bekleyip eleştiriye tahammül edemeyişleri.
Unutmasınlarki, Wir wollen lernen insiyatif grubunun karşı çıkmasıyla Eyalet hükümeti geri adım atmış ve velilerin çocuklarının hangi okula gideceklerine karar verme yetkisini kazanmışlardı. Yoksa bizim savunucularımız eğitim reformunun ilk çıkış halinde hemen evet demiş ve desteklemişlerdi. Oysa insiyatif grubu karşı çıkmamış olsaydı eğitim reformu yasallaşmış olcaktı. Ve velilerin ellerindeki hak ta bizlere ömür uçup gitmiş olacaktı..
Wir wollen lernen grubunu tanımam, hiç kontağım olmadı ama, sadece eğitim reformunu destekleyenlerin söylemlerinden onların bir azınlık olarak ‘’elit’’ bir kesimi oluşturdukları, kısaca zengin aileler olduklarıdır. Ama kim bu aileler pek açan ya da söyleyen yok.
Oysa bildiğimiz kadarıyla zengin aileler genelde CDU’unun içinde. Ve bu eğitim reformunu yapanda onlar. Her nekadar GAL bunları destekliyorsada sonuçta onlarda CDU’yla ortak olarak iktidarı paylaşıyorlar.
Türkiye’de AK Parti’nin yaptığı ve referanduma sunacağı yeni anayasa beni nekadar ikna edemiyorsa, CDU’ununda yaptığı bu eğitim reformu da beni bir türlü tatmin etmedi. AK Parti nasılki yeni anayasanın içerisinde kendi hedeflerine varacak ince değişiklikler getiriyorsa, CDU’nun eğitim reformu da aynı değişiklikleri getirecek.
Eğitime ağırlık veren göçmen kitlenin her geçen gün (Gymnasium’da ) Liselere yığılan çocuklarının önü iki tür okul sistemi adı altında kesilecek. Semt okullarına ve mesleğe yönlendirilecek ve işte (Lise) Gymnasium’da o zaman CDU’nun ve ona destek veren elit kesimin çocuklarına rahat bir alan açılacak. Çünkü şimdi liselerde her sınıfta 30’dan fazla öğrenci ders yapmaktadır. Öğretmen açığı oluştuğu gibi elit kesimin çocuklarının yanında göçmen çocuklarının bulunması elit kesimi rahatsız etmektedir.
Artık göçmen aileler çocuklarını Gymnasium dışında bir okula vermek istememektedir. Liseler hergeçen gün göçmen ailelerin çocuklarıyla dolmakta. Azınlık bir elit kesimin çocuklarının gittiği Liseler şimdi kara kafalı, siyah derili, çekik gözlü çocuklarla dolup taşmakta. Ve her yılda bu biraz daha fazlalaşmaktadır. Üç- beş tane göçmen çocuğunun okuduğu Gymnasium’da şimdiden çoğunluk olmuş durumdalar. İşte birilerini endişelendiren bu olmasın. Örnek mi, ben çocuğumu gönderdiğim Gymnasium’dan görüyorum.
Esas başlığın konusunu yazmadım. Çocuklarının geleceği ile ilgili alınacak kararda Alman vatandaşı olmayan göçmenlerin oy hakkı yok. Bunun için oy kullanamayan göçmen veliler için sandık koyacaklar mış… ve Alman vatandaşı olmayan zavallı (!) anne-baba’da teselli olsun diye gidip oy kullanacak mış....
Birde çağrı yapıyorlar. Gelin oy kullanın diye. Dalga geçer gibi…
Çocukları için karar veremeyen velilerde koşa koşa(!) gidip eline aldığı oy pusulasını sandığa atarken, birileride fotograflarını çektirecek ve medyada, iş yapmış edasıyla halkın karşısına çıkacak..
Peki ya sonra…
Yeni bir gündem çıkana kadar idare edilecek…
Kızsanızda, sinirlenseniz de, küssensizde, çocukları adına karar veremeyecek insanları dışarıda tutarak, karşı çıktığınız grubun karşı itirazıyla değişiklik yaptığınız, sadece uzun süreli beraber okuma dışında pek bir şeyin anlaşılmadığı bu eğitim reformuna…..
Yine büyük harflerle yazmam gerek… HAYIR
Yorumlar