Edep, güzel terbiye, iyi alışkanlıklarla birlikte, utanılacak hata ve ayıplardan korunmaktır. İnsan zekasının kapısı olan edep, inanan kimsenin eskimez giysisi, en değerli süsü, mağlup olmaz silahıdır. Edep ve güzel ahlak inanca kuvvet ve parlaklık kazandırıp kötülüklerden korur. İnsan ilişkilerinin şekillenmesinde önemli bir özellik olan edep, kişinin kendisini ve çevresindekilerini sevmesi herkese layık olduğu ölçüde değer vermesidir. Edep, başkalarına kul köle olup onları üstün görmemek olduğu gibi, kendisini de abartılı gösterip insanları hor görmemektir.
Lokman Hekim kendisine edebin anlamını soranlara: Ben edebi edepsizlerden öğrendim.demiş.
Bu ve benzeri pek çok tanımdan da anlaşılacağı gibi edep, insanlar için iyilikler ve güzelliklerin kaynağı olan davranış biçimidir. Kişi bu davranış kalıpları ile kendisine, ailesine ve çevresindeki insanlara daha olumlu katkılarda bulunur, gerçek kimliğini yansıtmış olur. İnsanın ailesiyle, toplumu ile olan diyaloglarında bu özellikleri yansıtan davranışlar sergilemesi önemli bir meziyet ve fazilettir..
*** *** ***
KAYBOLMAYA YÜZ TUTAN GENÇLİĞİMİZ..
Neden Avrupa gençliğine özentilere dur diyemiyoruz. Farkında değil misiniz Avrupa da gençlik zaten tükenmiş ve kaybolmuş sokaklarda.
Son zamanlarda bir çaresizliktir! Kaplamış, beyinlerini, ruhlarını gençlerimizin. Sanal ortamda intihar söylentileri havada uçuşuyor. Gençler, sanal ortamda olsa belki şakada yapıyor olsanız unutmayın bu ortamda sizi anlamaya dinlemeye çalışan bizler gibi insanlarda var Uzun bir zamandır çeşitli forumlarda aktif katılımcı olarak paylaşımlarda bulunuyorum.
Bu forumlardaki karşılaştığım sanal dünyanın, üzücü ama bazı gerçeklerinden üzülerek bahsetmek istiyorum.
Gençlik sanal ortamda hiçte küçümsenmeyecek çoğunlukta, gerek aktif gerek pasif olarak bu dünyanın içinde var olma yarışında.
Maalesef bazen de onlardan hiç beklemediğimiz davranışlar sergilediklerini de hayretler içinde görünce bir ebeveyn olarak ister istemez düşünmeden de edemiyoruz.
Nedir bu kadar çabuk onları hayattan pes ettiren! Bizlerin onlara ihtiyacı olduklarının farkında değiller mi? Neden hep saldırganlık içinde var olma savaşı vermek zorunda hissediyorlar kendilerini.
sakinlik bu kadar zor mu?....
Çoğunluğu depresyonda! Bu konuda da erkek adolesan grubu kız grubuna biraz fark atıyor maalesef
Herkes en ufak bir sorunda ölüme koşuyor!
Ölümde çare arıyorlar yada sanal ortam diye bizim gibi dinleyen anlamaya çalışan grubu bilerek üzme savaşındalar sanki
Ne oluyor gençler! Niye aslında altından kalkabileceğinizi bildiğiniz bir sorunu kendi çabanızla çözmek varken çareyi ilaçlarda arıyorsunuz!
Tek siz mi aşık oldunuz...! Tek siz mi işsiz kaldınız...! Tek siz mi çaresiz kaldınız...
Teknoloji acaba yardımdan çok zarar vermeye mi başladı?
Bizler adolesan çağlarda bir sorunumuz olduğunda, annemize, komşumuza veya arkadaşımıza anlatır rahatlardık büyütmezdik,
Şimdi değişen durum ne?
Teknolojinin nimetleri acaba artık gençlerimizi erkenden yetişkin grubuna mı sokmaya başladı.
Üzücü bunlar dostlar.
Yapmayın gençlik, yapmayın ne olur.
Öğrenin artık yapılan atılan adımların sorumluları kendinizsiniz!
Düşünerek atın adımlarınızı, düşünerek....! Ama bir kere değil bin defa düşünerek atın ne olur.
Emin olun kazanacaklarınız kaybettiklerinizden çok olacaktır.
TV ve gazete haberlerini izlediğimde,durumun bu kadar kötü olduğunu tahmin etmemiştim.Ortaöğrenime indiği söylenilen uyuşturucudan bahsediyorum.5-6 tane özel kolej öğrencisi bir poşet içerisine konulan uyuşturucuyu içlerine çekip,ciğerlerini bununla doldurduktan sonra gülme krizlerine giriyor,ardından kısa bir baygınlık geçiriyorlar. Bu olay okulun tuvaletinde gerçekleşiyor.Ne olacak bu gençlerin hali diye düşündüm.Bir süre sonra bu içine çektikleri uyuşturucuda yetersiz kalacak,başka arayışlar içine girecekler.Aileleri de çocuklarının okulda olduğunu bildikleri için rahatlar tabii ki.
Suç kimde..?
Öğrencide mi?
Okul İdaresinde mi?
Ailede mi?
Toplum olarak bizde mi?
Bence hepsinde; Öğrencide çünkü artık çağımızda her türlü iletişim aracı mevcut. İyiyi de kötüyü de görerek ders çıkarabilirler.
Okul yönetiminde; Uyuşturucunun ortaöğrenime kadar indiklerini bildikleri halde yeterince tedbir almadıkları için.
Aile de; çocuklarını başıboş bıraktıkları için, yeterince ilgilenmedikleri için. Günümüzde anne, baba ikisi de çalışmakta, hayat şartları bunu gerektirmekte, öyle olsa bile mutlaka çocuklarını takip etmeleri gerekmekte ayrıca verilen harçlıklarda aşırı miktarlarda olmamalıdır. Ve bunlar takip edilmelidir. Ayrıca kimlerle görüştüğü, kimlere gidip geldiği arkadaş çevresi de takip edilmeli.
Peki gençleri bu yollara iten sebepler neler olabilir..?
Sevgisizlik, kendini ispat edebilme çabaları, bunda da TVnin etkisi göz ardı edilemez. Ayrıca parçalanmış ailelerin çocukları da daha kolay bu yollara düşebilmektedir.
Sigara ile başlayan bu alışkanlık uyuşturucu ile son bulmaktadır. Bu da gencin sonunu hazırlamaktadır. Parası olduğu müddetçe alacaktır. Parası olmadığı zamanda, ya arkadaşlarına satışa zorlanacak, ya da yeni arkadaşlar bulması istenecektir. Bu da öğrencilerin arasına girmesini kolaylaştıran etkendir.
Diğer bir sorun da okullardaki şiddet sorunu. Gençler okumak için gittiği bu okullarda, gruplaşmakta ve en ufak meselede kavga çıkarmaktadır. Birçok okulun kapısında maalesef polislerimiz nöbet tutmaktadır. Saygı, sevgi, hoşgörü bunları ne yaptık bizler, şapkayı önümüze koyup düşünmenin zamanı geldi de geçiyor bile .
Bizlerin hiç suçu yok mu? Toplum olarak.
Kendi aramızda birlik olabildik mi? Neyin kavgasını yapıyor, neyi paylaşamıyoruz?
Hepimiz düşünelim lütfen Bizler mi iyi örnek olamadık acaba..? Ne dersiniz..?
*** *** ***
SİZ KİMSİNİZ?
Kimse kendini ağırdan satmasın... Biz onların indirim günlerinde biliyoruz...
Son günlerde herkeste bir helalleşme modasıdır almış başını gidiyor. Helalleşen helalleşene. Kimi ölümüne sebep olduğu insanların mezarını ziyaret ediyor, kimi açmış olduğu davalardan vazgeçiyor. Kimileri seçim öncesi tükürdüğünü yalamak için saatlerce randevu sırasında bekliyor. Kimileri ise kaçtığı Amerikadan dönekliğin kitabını yazıyor.
Bunlar sizin bildikleriniz. Kamuoyuna yansıyanlar. Bir de bilmedikleriniz var...
Anlayacağınız 12 Haziran sonrası dönen dönene. Ortalık döneklerden geçilmiyor.
Helalleşme adı altında günahlarından, suçlarından, cinayetlerinden kurtulacaklarını, hesap vermeden bu dünyadan terk-i diyar edeceklerini düşünüyorlar.
Onlar öyle düşünüyor da... Peki biz ne düşünüyoruz? Helalleşmek istiyor muyuz?
Bu köşenin sıkı takipçileri bilir. Lafı öyle dolandırmayı pek seven biri değilimdir. Kimseden korkmam, kime ne söylenmesi gerekiyorsa, söylenecek sözü en baştan söyler, söze öyle başlarım.
Bugün yine aynısını yapacağım.
En son söylemem gerekeni en başta söyleyerek, meramımı anlatmaya çalışacağım.
Başlıkta da dediğim gibi...
Helalleşmeyeceğiz. Hesaplaşacağız.
Helalleşme numarası çekenlerin Siz kimsiniz? dediğini duyar gibiyim.
Bu sizi alıp sakın bugüne kadar yaptığınız gibi ....... bilmem neye bağlamaya çalışmayın.
Bu numaranızı yemediğimi, kulak asmadığımı çok iyi bilenlerdensiniz.
Gerçeğin üstünü örtmek için aldığınız psikolojik eğitimlerini, eylem propaganda faaliyetlerini deşifre edebileceğimi de çok iyi biliyorsunuz. Bu numaranızı artık bilmeyen yok.
Ve daha neler ürettiğinizi*tükettiğinizi de biliyoruz.
Bu yüzden Siz kimsiniz? numarası çekmeyin.
BİZ KİM MİYİZ?... BEKLEYİN....
Yorumlar