Her insanın ne zaman ve kiminle evleneceğini özgürce belirleme hakkı vardır. Tabi sosyal ekonomik ve kültürel koşullar elverdiği sürece. Erken yaşta zorunlu evlilik, bir diğer tabirle çocuk gelinler genelde eğitim sorunuyla paralel biçimde gelişmemiş ülkelerin sorunu olarak algılanır. Peki Almanya gibi Avrupanın kalbinde dünya ekonomisini ve politikasını belirleyen bir ülkede erken yaşta zorunlu evlilikler ne durumda?
Alışılageldiği üzere, Alman basınında namus cinayetlerinin ardından tartışma konusu olarak gündeme gelen zorunlu evlilikler, öncelikle Alman toplumunun genel bir sorunu olarak kabul edilmelidir. Ama konuya eğildiğimiz zaman maalesef görülüyor ki, Bugüne kadar Almanyada zorunlu evliliklerle ilgili sağlam veriler neredeyse yok. Sadece tek tük deneysel araştırmalar var. Berlin kurulunun 50 gençlik ve danışma yurdunda yaptığı araştırmalar somut sonuçlar elde etmiş. Buna göre Berlin´de 2002 yılında 230 zorunlu evlilik vakası kaydedilmiş. Stuttgart´taki sığınma evi ROSA, ayda ortalama on genç kadın veya kızın zorunlu evlilik nedeniyle yardım aradığını bildiriyor. Uzmanlar gerçek sayının bunun çok daha üzerinde olduğu ve her geçen gün yükseldiği konusunda hemfikir. Bu alıntı 2006 yılında Baden-Württemberg eyaletinin zorunlu evlilik komisyonunun hazırladığı bir rapordan. Soruna dikkat çekmek üzere hazırlanan yaygın olmasa da, sorunun nedenleri ve çözümlerini açığa çıkarmak açısından değerli bir çalışma.
Peki sosyal devlet görünümü içinde bir ülkede, sosyolojik çalışmaların bu kadar derinden yapıldığı ve eğitim ve politika alanında güçlü bir yeri olan böyle bir dalda, zorunlulu evlilik sorunun çözümü için temel nokta olan araştırmaların zayıf kalması nasıl açıklanmaladır? Ortaya çıkıyor ki Almanyada erken yaşta zorunlu evlilikler sorunu, göçmen toplumumun kendi içinde yaşadığı bir sorun olarak algılanmış yeterince araştırılmamış ve çözüm konusunda yetersiz kalınmış.
Almanyada zorunlu evliliğin değişik biçimleri var. ülke içinde doğmuş büyümüş kişilerin zorunlu evliliğinin yanısıra, yurtdışından getirilen ithal gelinler olarak tanımlanan diğer bir durum da söz konusu. Yapılan araştırmalar, Almanyada zorunlu evlilik oranının yurtdışında yapılan evliliklerde daha fazla olmadığını, azımsanmayacak oranın şaşırtıcı bir biçimde Almanyada doğumuş büyümüş ve Alman vatandaşlığı statüsü bulunan kişiler arasında olduğunu gözler önüne seriyor. Böyle bir durumda Almanyada çocuk gelinler ve zorunlu evlilik sorunun göçmenlerin geldikleri ülkelerden getirdikleri bir sorun olarak görmenin suçu diğerine atma olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Bu ülkede doğup büyüyen bu ülkenin eğitiminden geçen ve vatandaşı statüsündeki gençler ve çocuklar erken yaşta zorunlu evlilik tehdidiyle karşı karşıya. Peki Alman hükümeti, hukuk sistemi ve eğitim yapısıyla bu soruna çözüm üretmek için hangi çalışmalar içerisinde?
Bu açıdan bakıldığında Almanyaya getirilen gelinlerin yaşının 21e çıkarılması maalesef sorunu çözmeyecektir. çünkü birincisi ülkesinde 18inde ve belki de daha önce değişik yöntemlerle evlendirilen kişi, sonuç olarak zorla evlendirilmiştir. Bu evliliğin zorla gerçekleştiği, insan, kadın ve çocuk haklarına karşı geldiği gerçeğini değiştirmez. Ve onun ilerde zorunlu getirildiği durumlarda ve geldiği ülke olan Almanyada maruz kalacağı olası sorunları çözemez. Erken yaşta evlilik oranının biçimsel yani istatiksel oranda azaltan bu karar, özü itibariyle zorunlu ve erken evlilik durumunu engellemek yerine gelinin getirildiği ülkeye itekleyen bir bakış açısıdır. İkincisi Almanyada yaşayan isteği dışında evlendirilen gençler gerçeği hala çözüm beklemektedir. Bu gençler arasında tabirin kötüsüyle, saf Almanlar da bulunmaktadır.
Araştırmanın açığa çıkardığı bir başka çarpıcı sonuç ise; Bügüne kadar Almanya´da hoca nikahları dikkate alınmamıştır. Tahminlere göre Almanya´da biçok genç kız hoca nikahıyla zorla evlendirilmiş. Bu da genç kızın erkeğin ailesiyle kalması ve bütün sorumlulukları yerine getirmesi gerektiği anlamına geliyor. Bu durum çocuk ve gençleri koruma yasasına aykırıdır. (Baden-Württemberg eyaletinin zorunlu evlilik komisyonunun 2006 yılında yayımladığı Zorunlu Evlilik Raporundan bir aktarma)
Zorunlu evliliğin sonucu isyan ettiğinde şiddete maruk kalmak ve ölümdür. Peki hangi yasal düzenlemeler ve eğitsel çalışmalar kadınları korkutan, erkeğin otoritesine hapseden ve yaşam hakkının elinden alınması tehdidine karşı caydırıcı olabilir?
Bu amaçla Almanyaya yeterli sayıda ve yaygınlıkta sığınma evi var mı? Kadınlar acil bir sorun yaşadıkları zaman kendi güvencelerini sağlayabilmek için hızlıca yakınlarında bir sığınma evine yerleştirilebiliyorlar mı, yoksa acil durumlarına rağmen sığınma evlerinin dolulukları yüzünden beklemek zorunda mı kalıyorlar? Peki böyle bir durumda kadının ayrımcılığına dair devlet desteğinin yetersiz kaldığı görülmüyor mu?
18 yaş altındaki kadınlar için sığınma evleri yeterli mi? 18 yaşın altındaki bir kız çocuğunun ailesinden bağımsız sosyal çevresinin henüz yeterince gelişmediğini göz önüne aldığımızda, ve üstelik18 yaş altı sığınma evlerinin azlığı sözkonusuysa, karşılaşılan zor durumda bu çocuğun nereye sığınmasını bekliyorsunuz. Tartışmaların kadınların cesaretli davranıp davranmamaya indirgenmesi ve bu yanıyla tartışılması bir gerçeği örtmektedir. Cesaret hiçbir zaman genlerle karaktere taşınmış bir özellik değil, kültür eğitim ve sosyal çevre tarafından oluşturulmuş kişiliğe ait bir parçadır. Bu açıdan bakıldığında genç kadınların ve çocuk yaştaki gelinlerin yaşadığı travmalarda toplumsal ve sosyal destek merkezlerinden destek almasının önündeki engelleri tartışmamız gerekiyor.
Almanyada mağdurların emniyetinin sağlanması, başvurulan merkez ve makamların güvenirliği ve yeterliliğinin güçlendirilmesi, yaygın hukuki yardım ve desteğin sunulması, ve gerçekçi çözüm yollarının üretilmesi sorunun çözümü için temel ayaklar olarak görülmelidir.
Bu durumda asıl sorulması gereken soru; Almanyada zorunlulu evlillikler politik ve hukuksal mücedele yürütülmesi gereken ve Alman toplumuna ait bir sorun olarak mı görülüyor, yoksa dışardan ve ötekileştiren bir bakış açısıyla yine tabirin kötüsüyle göçmen toplumunun Almanyaya taşıdığı hastalıkların bir parçası mı? Eğer öyleyse Almanyada doğmuş büyümüş kişiler arasında zorunlu evliliklerin engellenememesi nasıl açıklanır?
Görülüyor ki Almanyada göçmen kökenli ve Alman kökenli vatandaşlar ve bu ülkede ikamet edenler arasında birey hak ve özgürlüklere ulaşmak ve yaşamak açısından büyük bir uçurum var. Ve bence bu uçurumdan hukuksal ve politik yetersizlikler yüzünden aşağıya itmememiz gereken pırıl pırıl yaşamlar.
Yorumlar