Dokuz yıldır Türkiye’nin kaderini belirleyen parti 10 yaşında!
Son yıllarda ülkemizin geleceğini yönlendiren radikal değişikliklere imza atmış olan Ak Parti onuncu yaş gününü kutladı. Eğrisiyle doğrusuyla Türkiye’yi dokuz buçuk yıldır yöneten Ak partinin kuruluş yıldönümünü içtenlikle kutluyoruz. Türkiye yararına ve insanlık yararına büyük katkılar sunmasını diliyoruz. Hangi siyasi partiden yana olursak olalım, hangi görüşü savunuyor olsak da, iktidar partisinin yapacağı her iyi hizmetten, halk olarak bizler fayda göreceğiz. Yapılan her yanlıştan da yine bizler zarar göreceğiz.
Bugün benim işlemek istediğim konu, siyasi partilerin ömürleri ile ilgili. Dikkatimi çekiyor. Çok partili döneme girdiğimiz zaman Demokrat partiyi görüyoruz. Rahmetli Bayar-Menderes ikilisi ile geliyor. Hatta daha detaya inersek Menderes ile geliyor ve Menderes ile ömrünü bitiriyor. Sebep şu, ya da bu! Orası önemli değil.
Sonra bir Adalet Partisi fırtınası esiyor. Adalet Partisi Ragıp Gümüşpala başkanlığında başlıyor. Ancak onun ölümü üzerine sayın Demirel liderliğinde o fırtınaları kopartıyor. Demirel için altın yıllar, adalet partili yıllardır. Seksenli yıllarda Anavatan partisini görüyoruz. Rahmetli Turgut Özal ile başlıyor. Özal ile çok iyi bir çizgi yakalıyor, Özal Cumhurbaşkanı olduktan sonra adeta çöküş dönemine giriyor.
Ardından Demirel adıyla özdeşleşen Doğruyol partisi Demirel’in Cumhurbaşkanı olasının ardından erimeye başlıyor. Burada açıkça görüldüğü gibi Türkiye’nin kaderini çizen partiler hep liderle gelmiş, liderle gitmiştir. Yani siyasal partilerimiz kurumsal bir yapıya bürünememiş, lider partisi olmaktan öteye gidememişlerdir.
İki binli yıllarda Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Ak parti dönemini yaşıyoruz. Kuruluşundan altı ay sonra devleti yönetmek gibi çok büyük bir görev üslenmiş olan Ak parti. Erdoğan liderliğinde her girdiği seçimi kazanıyor, oylarını artırıyor. Sayın Erdoğan aktif siyaseti bırakırsa ne olur, müphem…
Ak partinin karşısındaki CHP kurumsal kimliği tartışılamayacak bir partidir. Ama 1946’dan beri iktidar olamıyor. MHP apayrı bir süreç! Siyasal tarihimizde kurulmuş yüzlerce fikir partisinden biri. Ama hepsinden farklı bir yanı var. İktidar olamıyorsan, iktidarın bir parçası olmalısın diye düşünür… Böylece her dönemde var olmuştur. Artık bir kurumsal parti hüviyetine bürünmüştür.
Bana göre siyasi partiler kalıcı, liderler ve kadrolar değişken olmalı. Böyle olursa demokrasinin nimetlerinden çok daha fazla yararlanırız. Önümüzdeki engel bana göre demokrasi bilincimizin eksikliğidir.
Okullara, ilköğretime demokrasi dersi koymak gerek. Devlet nedir, demokrasi nedir, siyasi parti nedir, milletin egemenliği nasıl olur, katılım, paylaşım, birlikte yaşam, hoşgörü, iktidar, muhalefet nedir. Bunların ödevleri nelerdir. Hatta siyasi partilerin mücadelesi nasıl olur, parti içi demokrasi ne demektir. En iyisi bunları ilköğretimde açık açık çocuklarımıza öğretmek gerek.
Yorumlar