“BİR HAYAT HİÇBİR ŞEYDİR AMA HİÇBİR ŞEY BİR HAYAT DEĞİLDİR.”
Bunu yöneticiler bilmez. Onlar pek umursamazlar insan hayatını. Milyarlarca insandan birinin eksilip eksilmemesi büyük bir sorun değildir onlar için. Onlar sadece “bir hayatın hiçbir şey” olduğu gerçeğini bilirler... “hiçbir şeyin bir hayat olmadığı” kısmı ilgilerini çekmez. Bizim Başkan için de bir hayat “hiçbir” şey...
İşte “belediyenin” kilit noktası..
Belediyede herkes “kendinden” olana sahip çıkıyor, “başkasına ne oluyor” aldırmıyor.
Bir adam gelmiş,bize derdini anlatmış, haklı gözüküyor.
Biz onun dediklerini yazarız.
İnsanları koruyabilmek için biz gazetemizi çıkartıyoruz.
Kim oldukları hiç önemli değil.
Emin olun, kimin ne dediği,ne düşündüğüde önemli değil.
Doğru olduğuna inandığımız sürece biz her haberi koyarız,her haberide yayınlarız bu gazetede...
İnsanlar, küçük kurnazlıklara kapılıp yanlış yollara saptığında sonunda otobana ters yönden girmiş olan Temel’e döner.
“Trafiğin en kalabalık saatinde otobana ters tarafından giren Temel radyoda bir anons duymuş.
– Bir deli otobana ters yönden girdi, bütün sürücüler dikkat etsin.
Temel, akın akın üstüne gelen binlerce arabaya bakıp söylenmiş.
– Hangi bir deli, binlerce deli ters yönde gidiyor.”
Ha, onun aksini söyleyip kanıtlayan olursa onu da koyarız, onu söyleyenin de kim olduğu bizim için önemli değil.
Frigya’nın en ünlü iki kralından biri olan Midas, mitolojiye göre bir gün tanrılar arasında yapılan bir müzik yarışmasına hakem olarak çağırılır. Kır Tanrısı Pan kavalıyla güzel şarkılar çalar ama Apollon gümüşten liriyle tanrılara yaraşan melodilere ses verir. Diğer hakemler Apollon’u birinci seçerken Midas oyunu Pan’dan yana kullanır. Ve Apollon’u çok kızdırır. Tanrı Apollon, “güzel müzikten anlamayan birine eşek kulağı yakışır” deyip Midas’ın kulaklarını eşek kulaklarına çevirir. Çok utanır Midas. Gerçeği halkından saklayabilmek için uzun bir külahla dolaşmaya başlar. Ama bir gün uzayan saçlarını kestirmek için berberini çağırır ve külahını çıkartır. Berber, gerçeği görür. Gördüğünü başkalarına anlatırsa öleceğini de bilir. Uzun zaman bu sırla dolaşır ama sonunda artık bu sırrı taşıyamaz hale gelir. Bir kuyuya eğilerek bağırır: “Midas’ın kulakları eşşek kulakları.” Bu ses, sudan toprağa, topraktan kamışlara, kamışlardan ovalara yayılarak insanlara ulaşır ve herkes gerçeği öğrenir.
Hiçbir sır ilelebet gizli kalamaz çünkü.
Yorumlar