2016 yılına sayılı günlerin kaldığı haftanın içindeyiz.
Bitirmekte olduğumuz 2015 yılının ilk günlerinden bu yana geçen sürede hukuk ve adalet alanında yaşananlar bu ülkede yaşayan insanların sorunlarının çözümüne katkı verdi mi?
Bu soruya yanıt için en iyimser, en naif ve en umutlu penceremizi açıyoruz. Gördüğümüz adalet manzarası ne yazık ki içimizi karartıyor. 2015 yılı hukuk ve adalet açısından Türkiye’ye tam bir karabasan yaşattı.
Hatırlamaya çalışalım. Yılın ilk yarısında “ iç güvenlik yasası “ adı altında polis devletine geçiş yapan bir yasa meclisten geçti. Ardından çıkan yasalar ve fiili durumun sonuşları çarpıcı;
•Bu gün polis bu yasadan cesaret alarak baskın düzenlediği evin genç kızını “ galoş giyin” dediği için öldürebiliyorlar.
•Valiler, kaymakamlar ve kendini adeta devlet olarak gören yöneticiler, yasaları hiçe sayarak tüm özgürlükleri askıya alan başta sokağa çıkma yasakları olmak bir dizi hukuksuz uygulamanın merkezi haline geldiler.
•Anayasal güvence altındaki toplantı ve gösteri yürüyüşleri, basın açıklamaları neden gösterme ihtiyacı hissedilmeden engelleniyor.
•Basın özgürlüğü uluslar arası ve ulusal yasaların güvencesinden mahrum bırakılarak gazeteciler casusluk, terör veya başkaca iftiralarla tutuklanıyor.
•Yolsuzluğu araştıran savcı ve hakimlerin verdikleri kararlardan dolayı tutuklandığı, hakim güvencesinin yöneticilerin iki dudağı arasında olduğu bir döneme geçiş yapıldı.
•Hırsıza hırsız, katile katil demenin yasak ve tutuklanma nedeni olduğu, hırsızın ve katilin ulusal kahramana dönüştüğü topraklarda yaşamaya başladık.
•3 aylı bebeklerin, 8 aylık hamile kadınların, 70 yaşındaki dedelerin, barış elçisi baro başkanlarının sokak ortasında polis kurşunlarıyla öldürüldüğü halde, hesap vermesi gerekenlerin hesap soracak cüreti gösterdikleri bir ülke olduk.
•Evine barış götürmek isteyenlerin, savaş mağduru çocuklara oyuncak taşıyanların katliama uğradığı ve bu katliamları protesto edenlere toma ve akrep denilen canavar makinelerle saldırılır oldu. Katliamlarda yaralılara müdahale etmek isteyenlere bile gaz sıkarak insanlığın en alt seviyesine düşenleri koruyan bir adalet ve hukuk anlayışı egemen kılındı.
•Hak ve adalet arayışının tek güvencesi olan yargı erki Sulh Ceza Hakimliklerinin ihdasıyla siyasi iktidarın sopası haline getirildi. Yargı bağımsızlığı ve yargısal özerklik hakkın rahmetine kavuştu.
•Hukuk devleti ve demokrasinin yerine zorbalığın ve tek adam yönetiminin adım adım yaşama geçirildiği bir sürecin içine sürüklendik. Bu sürecin en doğal sonucu olan sosyal hukuk devleti rafa kaldırıldı, yoksulluk ve çaresizlik arttı.
Türkiye yeni bir yıla hukuk ve adalet açısından yanızca karanlık bir tabloyla değil, aynı zamanda umutsuzluğun adım adım pompalandığı, doğru ve bilimsel olanın linç edilmek istendiği bir cehaletle karşı karşıyadır. Bizzat yönetenler tarafından örgütlenen bu cehaletin mağdurları her geçen gün artıyor ve devletin içinde kanser hücresi gibi hızla yayılıyor.
2016 yılı Trkiye’nin 2015 yılında olduğu gibi yönetilemeyeceğini gösterecek. Umut masmavi bir gökyüzüne doğan güneş gibi pencerelerimizden odalarımıza dolacak. Çünkü tarih cehaletin, zorbalığın, faşizmin, adaletsizliğin ancak geçici olacağını göstermiştir. Bitecek. Bu günler geçecek. Elbirliği ile, kardeşçe ve sevgiyle birbirimize sarılırsak, barş, demokrasi ve adalet için savaşırsak bu zor günler daha çabuk bitecektir. Herkese mutlu yıllar…
Av. Bülent Akbay
Yorumlar